Mustafa Çay

Mustafa Çay

By Mustafa ÇayEducationSelf-Improvement
Download on the App Store

Mustafa Çay episodes

  • Hayırsız Evlat Damgası Yemek: “Bunca Emeğimin Karşılığı Bu mu?”

    Bir anne babayı üzmek, kötü bir evlat olmak anlamına mı gelir her zaman? Peki ya hayatın boyunca sana gösterilen fedakârlıkların karşılığını kendi özgürlüğünden vazgeçerek ödemen bekleniyorsa?


    “Ben senin için saçımı süpürge ettim.”

    “Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim.”

    “Bunca emeğimin karşılığı bu mu?”

    Bu cümleler pek çoğumuzun çocukluğundan tanıdığı, bazen sevginin, bazen kırgınlığın, bazen de derin bir suçluluk duygusunun eşlik ettiği ifadeler.

    Peki, sevgi ne zaman bir borca, fedakârlık ne zaman bir beklentiye, minnettarlık ne zaman psikolojik baskıya dönüşür?

    Bu podcast bölümünde, aile ilişkilerinin en hassas ve en az konuşulan meselelerinden birini ele alıyoruz: Anne babamızın bize verdikleri karşısında ne kadar sorumluyuz ve kendi hayatımızı seçtiğimizde neden suçlu hissediyoruz?

    Bir annenin yıllarca verdiği emek, yetişkin çocuğunun hayatı üzerinde söz sahibi olmasını gerektirir mi? Anne babamızın beklentilerinden farklı kararlar almak gerçekten nankörlük müdür? Yoksa bazen “hayırsız evlat” damgası yememek için kendi hayatımızdan mı vazgeçiyoruz?

    Bu bölümde psikolojik kontrol, duygusal manipülasyon, koşullu sevgi, suçluluk duygusu ve aile içinde sınır koyma kavramlarını inceliyoruz.

    Ayrıca şu soruların yanıtlarını arıyoruz:

    • Gerçek bir kırgınlıkla duygusal manipülasyon arasındaki fark nedir?

    • Anne babamızı üzmemek için kendi isteklerimizden vazgeçmeli miyiz?

    • Suçluluk hissetmek her zaman yanlış yaptığımız anlamına mı gelir?

    • Bir insan hem ailesine minnettar olup hem de onlardan bağımsız kararlar verebilir mi?

    • Anne babamıza sınır koyarken sevgimizi ve yakınlığımızı nasıl koruyabiliriz?

    Çünkü bazen insanın en büyük mücadelesi, anne babasını sevmekle kendi hayatını yaşamak arasında seçim yapmak zorunda olmadığını anlayabilmesidir.


    Birinin senin kararından dolayı üzülmesi, o kararın mutlaka yanlış olduğu anlamına gelmez.

    Belki de yetişkin olmak, anne babamızın sevgisini reddetmeden onların beklentilerinden farklı bir hayat yaşayabilmeyi öğrenmektir.


    Görüş, öneri, iş birliği ve her türlü iletişim talebiniz için [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.


    Önemli Bilgilendirme

    Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler yalnızca eğitim, genel bilgilendirme ve psikolojik farkındalık amacı taşımaktadır. İçerik herhangi bir psikolojik veya psikiyatrik tanı koyma, tedavi önerme, psikoterapi uygulama ya da kişiye özel profesyonel danışmanlık sunma iddiası taşımamaktadır.

    Psikolojik, psikiyatrik veya tıbbi değerlendirme ve profesyonel destek gerektiren durumlarda mutlaka bir hekime, gerektiğinde psikiyatri uzmanına başvurunuz.

    #HayırsızEvlat #AnneBabaBaskısı #SuçlulukDuygusu #DuygusalManipülasyon #Aileİlişkileri #PsikolojikKontrol #SınırKoymak

    11 min
  • Ayrılmak İstediğin Halde Neden Gidemiyorsun?

    Bazen bir ilişkiden ayrılamamanın nedeni onu hâlâ sevmen değildir. Belki de asıl korktuğun şey, o ilişkiye verdiğin yılların, emeğin ve kurduğun hayallerin boşa gitmesidir.

    Peki, mutsuz olduğunu bildiğin bir ilişkiden neden kopamıyorsun? Gitmek istediğin hâlde seni orada tutan şey gerçekten sevgi mi, yoksa farkında olmadan içine düştüğün psikolojik bir tuzak mı?

    İnsan bazen kendisine iyi gelmeyen bir ilişkide yıllarca kalabilir. Defalarca ayrılmaya karar verir, kendisine söz verir, hatta yeni bir hayatın planlarını yapar. Ancak tam gidecekken bir şey olur. Güzel bir an, küçük bir yakınlık, içten bir özür ya da her şeyin düzelebileceğine dair küçücük bir umut...

    Ve insan yeniden aynı yerde bulur kendisini.

    Bu podcast bölümünde, ilişkilerde batık maliyet yanılgısını, duygusal bağlılığın görünmeyen mekanizmalarını ve mutsuz olduğumuz ilişkilerden ayrılmayı güçleştiren psikolojik süreçleri ele alıyoruz.

    Büyük Menderes Nehri'nin yıllar içinde derinleşen kıvrımlarından yola çıkarak, insanın ilişkilerinde nasıl görünmez bir sıkışmışlık yaşayabildiğini inceliyoruz.

    Bu bölümde;

    • Yıllarca emek verdiğimiz ilişkilerden neden vazgeçemediğimizi,

    • Batık maliyet yanılgısının ayrılık kararlarımızı nasıl etkilediğini,

    • Sevgi, alışkanlık, korku ve duygusal bağımlılık arasındaki farkları,

    • İncitici davranışların ardından gelen güzel anların neden bu kadar etkili olabildiğini,

    • Çocukluk deneyimlerinin ve güvensiz bağlanma örüntülerinin yetişkin ilişkilerimizdeki rolünü,

    • Bilişsel çelişkinin, kendimizi mutsuz eden davranışları nasıl gerekçelendirmemize yol açabildiğini,

    • Bir insanı anlamakla onun davranışlarını sürekli mazur görmek arasındaki ince çizgiyi konuşuyoruz.

    Çünkü bazen bir ilişkide kalmak, o ilişkiyi gerçekten istediğimiz anlamına gelmez. Bazen yalnızca gitmenin bedeli, kalmanın acısından daha korkutucu görünür.

    Ve belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:

    “Bu ilişkiye şimdiye kadar ne kadar emek verdim?” değil, “Bu ilişkide kalmaya devam edersem kendimden daha neler kaybedeceğim?”

    Unutma, geçmişte harcadığın yıllar, gelecekteki yıllarını da aynı yerde geçirmek zorunda olduğun anlamına gelmez.

    Bu bölüm, ilişkilere yalnızca sevgi açısından değil; psikolojik, duygusal, ekonomik ve sosyal bağlar açısından da bakabilmek isteyen herkes için hazırlandı.


    Mustafa Çay

    Kötü Bir Dünyada İyi Kalabilme Rehberi.


    Podcast içerikleri, eğitimler, iş birlikleri, görüş ve önerileriniz dâhil her türlü konuda iletişim için: [email protected]


    Önemli Bilgilendirme

    Bu podcast yalnızca genel bilgilendirme, eğitim ve psikolojik farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Paylaşılan bilgiler herhangi bir psikolojik veya psikiyatrik tanı koyma, tedavi önerme ya da terapi uygulama amacı taşımaz. Her bireyin yaşam koşulları ve psikolojik deneyimleri kendine özgüdür. Ruh sağlığınızla veya ilişkilerinizle ilgili profesyonel değerlendirme ve destek gerektiren sorunlar yaşıyorsanız mutlaka bir hekime, gerektiğinde ilgili alanda uzman bir psikiyatri hekimine başvurunuz. Bu içerik profesyonel tanı, tedavi veya psikolojik desteğin yerine geçmez.

    #İlişkiPsikolojisi #Mutsuzİlişki #BatıkMaliyetYanılgısı #DuygusalBağımlılık #BağlanmaStilleri #Ayrılık #Psikoloji

    13 min
  • Yaprak Dökümü: Ağzımızın Tadı Bozulmasın

    Bir aileyi gerçekten ne dağıtır? İhanetler mi, yalanlar mı, yanlış insanlar mı? Yoksa kimsenin birbirine gerçeği söyleyemediği bir evde, yıllarca biriken sessizlik mi?

    Reşat Nuri Güntekin'in unutulmaz kitabıYaprak Dökümü, yalnızca bir ailenin dağılışını değil; sevginin, otoritenin, fedakârlığın ve suskunluğun nasıl iç içe geçebildiğini anlatıyor.

    Peki, Tekin ailesini gerçekten Ferhunde mi dağıttı? Ali Rıza Bey'in sarsılmaz ilkeleri ailesini korudu mu, yoksa çocuklarıyla arasındaki mesafeyi mi büyüttü? Hayriye Hanım'ın sık sık dile getirdiği “Ağzımızın tadı bozulmasın”yaklaşımı neden huzuru korumaya yetmedi?

    Bu podcast bölümünde Yaprak Dökümü'nü aile içi iletişim, kuşak çatışmaları ve psikolojik savunma mekanizmaları üzerinden derinlemesine inceliyoruz.

    Ali Rıza Bey'in otoriter tutumundan Hayriye Hanım'ın çatışmalardan kaçınmasına, Şevket'in sakladığı gerçeklerden Leyla ve Necla'nın kırılgan ilişkilerine, Fikret'in sessiz fedakârlığından Ferhunde'nin aile içindeki çatlakları kullanmasına kadar birçok karakterin davranışını psikolojik bir perspektiften ele alıyoruz.

    Bowen'ın aile sistemleri yaklaşımından yararlanarak aile içindeki görünmez bağları, üçgenleşmeyi, benliğin farklılaşmasını, utanç ve suçluluk duygularının ilişkiler üzerindeki etkilerini tartışıyoruz.

    Çünkü bazen bir aileyi yıkan şey büyük bir ihanet değildir.

    Bazen bir aile, kimse üzülmesin diye herkesin sustuğu yerde dağılmaya başlar.

    Bu bölüm, yalnızca Yaprak Dökümü karakterlerine değil, kendi hayatımızdaki aile ilişkilerine de farklı bir gözle bakmaya davet ediyor.

    Belki de asıl soru şu: Bir ailede huzur, kimsenin konuşmaması mıdır; yoksa herkesin korkmadan konuşabilmesi mi?


    Keyifli ve düşündürücü dinlemeler.


    Görüşlerinizi, bölüm önerilerinizi, iş birliği taleplerinizi ve diğer tüm konulardaki mesajlarınızı [email protected] adresine iletebilirsiniz.


    Önemli Bilgilendirme

    Bu podcast, eğitim, genel bilgilendirme, psikolojik farkındalık ve kültürel çözümleme amacıyla hazırlanmıştır. Bölümde yer alan karakter analizleri ve psikolojik değerlendirmeler herhangi bir kişiye tanı koyma, tedavi önerme veya psikoterapi hizmeti sunma amacı taşımamaktadır. Paylaşılan bilgiler kişiye özel profesyonel değerlendirme yerine geçmez. Ruh sağlığınızla ilgili güçlükler yaşıyorsanız veya desteğe ihtiyaç duyuyorsanız mutlaka bir hekime ya da yetkin bir ruh sağlığı uzmanına başvurunuz.

    #YaprakDökümü #YaprakDökümüAnalizi #AilePsikolojisi #Aileİçiİletişim #PsikolojikAnaliz #DiziAnalizi #MustafaÇay

    16 min
  • Oğlunu Paylaşamayan Anneler

    Bir erkek, annesini üzmemek için sürekli eşini üzüyorsa… Asıl sorun annesinde mi, yoksa annesine sınır koyamayan erkeğin kendisinde mi?

    Bazen bir annenin söylediği küçücük bir cümle, bir evliliğin bütün dengesini değiştirebilir...

    Ortada açık bir tehdit, büyük bir kavga veya doğrudan bir yasak yoktur. Ama o cümlenin ardından gelen suçluluk duygusu, bir erkeğin eşiyle yaptığı planlardan vazgeçmesine yetebilir.

    Peki, bu gerçekten anne sevgisi midir? Yoksa sevgiyle iç içe geçmiş, fark edilmesi zor bir duygusal bağımlılık ve suçluluk döngüsü müdür?

    Bu podcast bölümünde; oğlunu paylaşamayan anneleri, annesine hayır diyemeyen erkekleri, gelin-kaynana çatışmalarını ve evlilikte sınır koyamamanın psikolojik nedenlerini ele alıyoruz.

    Bir annenin fedakârlıkları nasıl görünmez bir borca dönüşebilir? Bir erkek neden annesini hayal kırıklığına uğratmaktan bu kadar korkar? Eşini savunmak neden bazen annesine ihanet etmek gibi hissettirir?

    Aile ilişkilerinde üçgenleşme, duygusal manipülasyon, suçluluk duygusu ve sağlıklı sınırlar üzerinden bu soruların cevaplarını birlikte arıyoruz.

    Çünkü iyi bir evlat olmak, her zaman annesinin beklentilerini yerine getirmek değildir. Ve iyi bir eş olmak, annesini hayatından çıkarmayı gerektirmez.

    Asıl mesele; sevdiklerimizi incitmemeye çalışırken kendi hayatımızın, kararlarımızın ve ilişkilerimizin sorumluluğunu alabilmektir.

    Bir insanı sevmek, onun bütün beklentilerini karşılamak zorunda olmak değildir.


    Görüş, öneri, soru ve iş birliği talepleriniz için: [email protected]


    Önemli Bilgilendirme

    Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler yalnızca eğitim, genel bilgilendirme ve psikolojik farkındalık oluşturma amacı taşımaktadır. İçerik; herhangi bir kişiye psikolojik veya psikiyatrik tanı koyma, tedavi önerme ya da bireysel psikoterapi hizmeti sunma amacı taşımamaktadır.

    Psikolojik veya ruhsal açıdan profesyonel desteğe ihtiyaç duyduğunuz durumlarda mutlaka bir hekime, gerektiğinde psikiyatri uzmanına başvurunuz. Bu içerik, profesyonel değerlendirme ve tedavinin yerine geçmez.

    11 min
  • Narsist Bir Babanın Kızı Olmak

    Bazı kız çocukları babalarının sevgisini kazanmayı değil, önce onun öfkesinden nasıl korunacaklarını öğrenir. Ve bazen bu öğrenme, bir ömür boyu sürer...


    Bir ev düşünün…

    Henüz on iki yaşındaki bir kız çocuğu, babasının merdivenlerden çıkan ayak seslerini duyduğu anda müziğin sesini kısıyor, eşyalarını topluyor ve yüzündeki ifadeyi değiştiriyor.

    Çünkü babasının eve nasıl bir ruh hâliyle geldiğini anlamak, o evde huzurlu bir akşam geçirmenin en önemli koşulu hâline gelmiş.

    Aradan yirmi yıl geçiyor.

    O küçük kız artık yetişkin bir kadın. Kendi hayatı, işi, ilişkileri var. Ama bir gün patronunun ses tonu değiştiğinde, eşi sessizleştiğinde veya birisi ondan memnun kalmadığında, içinde yine aynı eski korku uyanıyor.

    Çünkü bazen çocukluk biter ama çocukken öğrendiğimiz hayatta kalma alışkanlıkları bizimle büyümeye devam eder.

    Peki, narsisistik özellikler gösteren bir babanın kızı olmak ne anlama gelir?

    Böyle bir babayla büyümek neden bazı kadınları sürekli başkalarının duygularını yönetmeye, herkesi memnun etmeye ve kendi ihtiyaçlarından vazgeçmeye yöneltebilir?

    Üstelik bu babalar her zaman bağıran, tehdit eden veya açıkça baskı uygulayan kişiler de değildir. Bazen çevresinde herkesin sevdiği, örnek gösterdiği, fedakâr bir baba; kendi evinde kızının kendisini sürekli yetersiz, suçlu veya değersiz hissetmesine neden olan davranışlar da sergileyebilir.


    Bu podcast bölümünde;

    • Narsisistik özellikler gösteren babaların kızları üzerindeki olası psikolojik etkilerini,

    • Sessiz muamele, koşullu sevgi ve duygusal manipülasyonun nasıl işlediğini,

    • Çocuklukta öğrenilen korku ve uyum davranışlarının yetişkin ilişkilerine nasıl taşınabildiğini,

    • Sürekli onay beklemenin, hayır diyememenin ve suçluluk hissetmenin arkasındaki dinamikleri,

    • Donald Winnicott'un sahte benlik yaklaşımını,

    • Çocukluk deneyimleriyle kaygılı ve kaçıngan bağlanma örüntüleri arasındaki olası ilişkileri,

    • Babanın sevgisini kaybetmeden farklı düşünmenin ve kendi sınırlarını oluşturmanın önemini konuşuyoruz.

    Ama bu bölüm yalnızca babaların davranışlarıyla ilgili değil.

    Asıl mesele, bir kız çocuğunun başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışırken kendi sesini nasıl kaybedebildiği… Ve yetişkin bir kadın olarak o sesi yeniden nasıl duyabileceği.

    Çünkü babanızı sevebilirsiniz. Onun sizin için yaptıklarını takdir edebilirsiniz. Güzel anılarınızı koruyabilirsiniz.

    Ama bunların hiçbiri yaşadığınız incinmeleri yok saymanızı gerektirmez.

    Ve belki de hayatınız boyunca beklediğiniz o onay, hiçbir zaman gelmeyecek.

    Peki, kendi hayatınızı yaşamaya başlamak için hâlâ bir başkasının size izin vermesini mi bekliyorsunuz?

    Bu bölüm, tam da bu sorunun peşinden gidiyor.


    🎧 Mustafa Çay | Kötü Bir Dünyada İyi Kalabilme Rehberi


    Bölümü dinledikten sonra düşüncelerinizi paylaşabilir, benzer psikolojik konuları ele aldığımız yeni bölümleri kaçırmamak için podcast'i takip edebilirsiniz.


    İş birlikleri, eğitimler, içerik önerileri ve diğer iletişim talepleriniz için [email protected]


    Önemli bilgilendirme: Bu podcast yalnızca eğitim, genel bilgilendirme ve psikolojik farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir psikiyatrik tanı, tedavi veya psikoterapi iddiası taşımamaktadır. Her eleştirel veya zorlayıcı ebeveyn davranışı narsistik kişilik bozukluğu anlamına gelmez. Ruh sağlığınızla ilgili profesyonel desteğe ihtiyaç duyduğunuz durumlarda mutlaka bir hekime, tercihen psikiyatri uzmanına başvurunuz.

    #NarsistBaba #NarsistEbeveyn #Narsisizm #ÇocuklukTravmaları #Duygusalİstismar #PsikolojikManipülasyon #ToksikAile

    13 min
  • Aşk mı Yaşıyorsun Bakıcılık mı Yapıyorsun?

    Bir ilişkide sevilen kişi olmakla, sürekli ihtiyaç duyulan kişi olmak aynı şey değildir.

    Onun tüm sorunlarını sen çözüyorsun. Ne hissettiğini sen düşünüyorsun. Neye ihtiyacı olduğunu sen fark ediyorsun. Tartışmaları sen yatıştırıyor, sorumlulukları sen hatırlatıyor, ilişkinin bütün duygusal yükünü sen taşıyorsun.

    Peki, bütün bunları yaparken senin ihtiyaçlarını kim görüyor?

    Bazı ilişkilerde sevgi, zamanla görünmez bir sorumluluk sistemine dönüşür. Bir taraf sürekli veren, anlayan, toparlayan ve fedakârlık yapan kişi olurken diğer taraf bu çabayı ilişkinin doğal bir parçası olarak görmeye başlayabilir.

    Üstelik bu durum her zaman açık bir manipülasyonla ortaya çıkmaz. Bazen çocuklukta öğrenilen aşırı sorumluluk alma alışkanlıkları, sevilmek için gerekli olma ihtiyacı ve sınır koyarken hissedilen suçluluk, insanı farkında olmadan partnerinin duygusal bakıcısına dönüştürebilir.

    Peki, sevgi nerede biter, kendinden vazgeçmek nerede başlar?

    Bu bölümde ilişkilerde görünmeyen zihinsel yükü, tek taraflı fedakârlığı, duygusal ihmali, çocuklukta gelişen ilişki rollerini ve sürekli güçlü olmak zorunda hissetmenin yarattığı duygusal tükenmişliği inceliyoruz.

    Sağlıklı bir ilişkide sorumlulukların nasıl paylaşılabileceğini, kişinin kendi ihtiyaçlarını nasıl yeniden görünür kılabileceğini ve sevgiyle sınır koymanın neden birbirine zıt olmadığını konuşuyoruz.

    Çünkü bazen insanı en çok yoran şey, sevdiği kişiye destek olmak değil; o ilişkide kendisine hiç yer kalmamasıdır.

    Unutma: Birinin hayatını kolaylaştırmak için kendi hayatından vazgeçmek zorunda değilsin.


    🎙️ Mustafa Çay

    Kötü Bir Dünyada İyi Kalabilme Rehberi.

    İletişim: [email protected]


    Bilgilendirme: Bu podcast, psikoloji ve insan ilişkileri konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır. Paylaşılan bilgiler herhangi bir psikolojik veya psikiyatrik tanı, tedavi ya da terapi hizmeti niteliği taşımaz. Kişisel deneyimlerden veya anlatılan örneklerden hareketle kendinize ya da başkalarına tanı koymamanız önemlidir. Ruh sağlığınızla ilgili güçlükler yaşıyorsanız profesyonel değerlendirme ve destek için bir hekime, tercihen psikiyatri uzmanına başvurunuz. Bu içerik profesyonel tanı ve tedavinin yerine geçmez.

    12 min
  • Annesinden Kopamayan Erkekler

    Bu bölümde anne-oğul ilişkisindeki görünmez bağları, suçluluk duygusunu, duygusal ebeveynleştirmeyi ve bütün bunların yetişkinlikte romantik ilişkilere nasıl taşınabildiğini konuşuyoruz.

    - Birlikte plan yaptığınız halde annesinden gelen tek bir telefonla planınız değişiyor mu?

    - Eşiniz annesine “hayır” dediğinde yoğun bir suçluluk hissediyor mu?

    - “Ne yapayım, annem üzülsün mü?” cümlesi ilişkinizde sık sık karşınıza çıkıyor mu?

    Eş ile anne arasında yaşanan gerilim gerçekten bir gelin-kaynana problemi mi, yoksa asıl mesele yetişkin bir erkeğin kendi ailesiyle kuramadığı sınırlar mı?

    Çocuklukta annesinin duygularını düzenlemek zorunda kalan bir çocuk, zamanla şu mesajı içselleştirebilir:

    “Annem üzgünse benim mutlu olmaya hakkım yok.”

    Bu düşünce yetişkinlikte; kendi ihtiyaçlarını ertelemeye, annesinin kırgınlığı karşısında karar değiştirmeye, eşinden sürekli anlayış beklemeye ve evliliğin mahremiyetini ailesiyle paylaşmaya kadar uzanan bir ilişki örüntüsüne dönüşebilir.

    Bu bölümde özellikle şu başlıkları ele alıyoruz:

    • Annesinden kopamayan erkek nasıl anlaşılır?
    • Anne sevgisi ile duygusal bağımlılık arasındaki fark nedir?
    • Duygusal ebeveynleştirme yetişkin ilişkilerini nasıl etkiler?
    • Bir erkek neden annesinin kırgınlığına tahammül etmekte zorlanır?
    • Gelin-kaynana çatışmasının arkasında bazen hangi ilişki dinamiği vardır?
    • Evlilikte ailelere karşı sağlıklı sınırlar nasıl kurulabilir?
    • “İkinizin arasında kaldım” cümlesi neden problemi çözmek yerine büyütebilir?
    • Anneyi suçlamadan ve ilişkiyi kesmeden sağlıklı ayrışma mümkün müdür?

    Buradaki amaç anneye “toksik”, “narsist” ya da başka bir etiket yapıştırmak değil. Önemli olan, ilişkinin nasıl işlediğine bakmak:

    Bir yetişkin, annesini severken onun hayal kırıklığına da dayanabiliyor mu?

    Çünkü sağlıklı yetişkinlik, sevdiğimiz insanları hiç üzmemek değil; onların duygularını görürken kendi kararlarımızın sorumluluğunu da taşıyabilmektir.


    Annesinden Kopamayan Erkekler bölümünde aile bağları, sınırlar, suçluluk duygusu, evlilik ve anne-oğul ilişkisini psikolojik açıdan ayrıntılı biçimde inceliyoruz.


    Her türlü görüş, soru ve iş birliği için:
    [email protected]


    Bilgilendirme: Bu podcast bölümü genel bilgilendirme ve psikolojik farkındalık amacı taşımaktadır. Burada ele alınan içerikler herhangi bir kişiye yönelik tanı, teşhis, tedavi veya psikoterapi niteliğinde değildir ve profesyonel ruh sağlığı hizmetinin yerine geçmez. Yaşadığınız durum psikolojik iyi oluşunuzu, günlük yaşamınızı veya ilişkilerinizi belirgin biçimde etkiliyorsa kişisel değerlendirme için bir hekime ve gerekli durumlarda yetkin bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önemlidir.

    13 min
  • İlişkide Susan Taraf, Aslında Çoktan Gitmiştir

    Seni susturmak için gerçekten “Sus” demesi gerekir mi?

    Bazen bir ilişkide kimse size açıkça “Konuşma” demez. Ama bir konuyu açtığınızda karşı tarafın uzaklaşması, yüzünün düşmesi, iletişimi kesmesi, ortamı germesi ya da meseleyi sürekli kapatması zamanla aynı sonucu yaratabilir: Siz konuşmamayı öğrenirsiniz.

    Bu bölümde ilişkilerdeki sessizliği, duygusal geri çekilmeyi, iletişimden kaçınmayı ve sessiz muamelenin kişi üzerindeki psikolojik etkilerini ele alıyoruz.

    Çünkü bir ilişkide tartışmaların azalması her zaman ilişkinin iyileştiği anlamına gelmez.

    Bazen tartışmalar azalır çünkü sorunlar çözülmüştür.

    Bazen ise tartışmalar azalır çünkü taraflardan biri artık anlatmaktan vazgeçmiştir.

    “Boşver.”

    “Şimdi sırası değil.”

    “Tadımız kaçmasın.”

    “Sonra konuşuruz.”, gibi cümleler tekrarlandıkça kişi bir süre sonra yalnızca tartışmalardan değil, kendi ihtiyaçlarını dile getirmekten de kaçınmaya başlayabilir.

    Bu bölümde özellikle şu soruların peşinden gidiyoruz:

    • Sessizlik ne zaman sağlıklı bir sakinleşme ihtiyacıdır?
    • Ne zaman sessiz muameleye dönüşür?
    • Bir ilişkide konuşulamayan konular neden giderek çoğalır?
    • Partnerimiz uzaklaştığında neden kendimizi daha fazla açıklamaya çalışırız?
    • Çocuklukta öğrendiğimiz ilişki kalıpları yetişkin ilişkilerimize nasıl taşınabilir?
    • “Artık kavga etmiyoruz” gerçekten iyiye gidiş anlamına mı gelir?
    • Yoksa ilişkinin huzuru artık sizin susmanıza mı bağlıdır?
    • Bir insan açıkça susturulmadan da nasıl kendi sesinden vazgeçebilir?


    Burada önemli bir ayrımı da konuşuyoruz:

    - Her sessizlik manipülasyon değildir.

    - Her uzaklaşan kişi kötü niyetli değildir.

    - Her iletişim problemi de narsisizm anlamına gelmez.

    Ancak sürekli aynı konuları konuşamıyor, karşı tarafın tepkisinden çekindiğiniz için kendinizi sansürlüyor ve ilişkinin bozulmaması için giderek daha fazla şeyi içinizde tutuyorsanız, artık yalnızca şu soruyu sormak yeterli olmayabilir:

    “Biz neden kavga ediyoruz?”

    Belki daha önemli soru şudur:

    Çünkü bazen ilişki düzelmemiştir.

    Sadece siz konuşmayı bırakmışsınızdır.


    Her türlü iletişim, iş birliği ve diğer konular için: [email protected]


    Önemli Bilgilendirme

    Bu podcast bölümü psikoloji, insan davranışları ve ilişkiler konusunda genel bilgilendirme ve farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Burada paylaşılan bilgiler herhangi bir kişi hakkında tanı koyma, tedavi önerme, psikoterapi uygulama veya kişiye özel klinik değerlendirme yapma amacı taşımaz.

    Bir podcast, video veya sosyal medya içeriğinden hareketle kendinize ya da başka bir kişiye psikolojik veya psikiyatrik tanı koymanız doğru değildir.

    Ruhsal ya da fiziksel sağlığınız konusunda profesyonel değerlendirme, tanı veya tedavi gerektiren bir durum olduğunu düşünüyorsanız mutlaka yetkili bir hekime ve gerekli durumlarda ilgili ruh sağlığı profesyonellerine başvurunuz.

    12 min
  • Babam ve Oğlum: Babaya Duyulan Öfkenin Altında Ne Vardır?

    Bu bölümde, Türk sinemasının en unutulmaz yapımlarından, Çağan Irmak'ın "Babam ve Oğlum" filmini psikolojik açıdan ele alıyoruz.

    -Bir çocuk babasını hem sevip hem de ona yıllarca öfkeli kalabilir mi?
    -Bir baba sevgisini göstermeyi neden beceremez?
    -Ve insan, geçmişte alamadığı sevgiyi yıllar sonra başka birine verildiğini gördüğünde ne hisseder?


    “Madem böyle de olabiliyordun… Ben küçükken neredeydin?”


    İşte bu bölümün merkezindeki soru tam olarak bu.

    Babam ve Oğlum üzerinden; baba-oğul ilişkisini, çocukluk yaralarını, duygusal ihmali, otoriter ebeveynliği, kuşak çatışmasını, aile içinde koşullu sevgiyi ve kuşaklar arası travmayı konuşuyoruz.

    Sadık’ın babasına duyduğu öfkenin altında yalnızca geçmişte yaşanan tartışmalar yoktur. Görülmemiş olmak, anlaşılmamış olmak, kendi hayatını seçtiği için sevgiden mahrum bırakıldığını hissetmek ve yıllar sonra babasının başka bir çocuğa gösterebildiği şefkatle yüzleşmek de vardır.

    Bazen anne babamızı anlamaya başladığımızda onlara olan öfkemiz tamamen kaybolmaz. Çünkü bir insanın neden öyle davrandığını anlamak, yaşattıklarının bizde bıraktığı izi otomatik olarak silmez.

    Bu bölümde şu soruların peşine düşüyoruz:

    -Sevgi neden bazen öfkeye dönüşür?
    -Bir çocuk babasından aslında ne bekler?
    -Anne babamızı anlamak onları affetmek anlamına gelir mi?
    -Geçmişte alamadığımız sevgiyi bugün telafi etmek mümkün müdür?
    -Ve insan babasına kızarken aslında hangi yarasına dokunuyordur?

    Eğer Babam ve Oğlum sizi yıllar önce ağlatmışsa, bu kez filmi yalnızca hikâyesiyle değil, karakterlerinin taşıdığı psikolojik yüklerle birlikte yeniden düşünmeye hazır olun.


    İş birlikleri, eğitimler ve diğer tüm konular için: [email protected]


    Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde paylaşılan içerikler psikoloji, insan ilişkileri ve sinema üzerinden yapılan eğitsel değerlendirmelerdir. Herhangi bir kişiye yönelik tanı, tedavi veya terapi amacı taşımaz ve profesyonel ruh sağlığı hizmetinin yerine geçmez. Psikolojik ya da psikiyatrik desteğe ihtiyaç duyduğunuzu düşünüyorsanız, kişisel durumunuzun değerlendirilmesi için yetkin bir ruh sağlığı uzmanına; tıbbi değerlendirme veya tedavi gerektiren durumlarda ise mutlaka bir hekime başvurunuz.

    21 min
  • Toksik Affedicilik: Herkesi Affetmek Zorunda Değilsin!

    Affetmek gerçekten özgürleşmek midir?
    Yoksa bazen “affetmek”, bizi aynı döngünün içine yeniden sokan görünmez bir baskıya mı dönüşür?

    Bu bölümde toksik affedicilik kavramını konuşuyoruz. Çünkü birini anlamak, yaptığını onaylamak değildir. Özrünü kabul etmek, ona yeniden güvenmek anlamına da gelmez. Ve en önemlisi, affetmek her zaman o kişiyi yeniden hayatına almak demek değildir.

    “Büyüklük sende kalsın.”
    “Geçmişi geçmişte bırak.”
    “Artık affet.”
    “Kin tutma.”

    Bu cümleler bazen iyi niyetli olabilir. Ama bazen de insanın kendi sınırlarını, kırgınlığını ve yaşadığı zararı görmezden gelmesine neden olabilir.

    Bu bölümde şu soruların peşine düşüyoruz:

    -Bir özrün gerçekten samimi olduğunu nasıl anlarız?
    -Davranış değişmiyorsa özrün bir anlamı var mıdır?
    -Affetmekle yeniden güvenmek arasındaki fark nedir?
    -Birine sınır koymak neden bu kadar suçlu hissettirebilir?
    -Bir insanı affedip yine de hayatımızdan çıkarabilir miyiz?
    -Ve “iyi insan olmak” neden her şeye yeniden izin vermek anlamına gelmez?

    Belki de mesele affetmek ya da affetmemek değil.

    Belki asıl mesele şu:

    Karşındaki insanı anlamaya çalışırken, kendini kaybetmemek.


    Affet Ama Sakın Bu Hatayı Yapma!
    Toksik ilişkiler, sınırlar, suçluluk, güven ve affediciliğin görünmeyen tarafları üzerine düşündürücü bir bölüm.


    Eğitim, iş birliği ve iletişim için: [email protected]


    Bilgilendirme: Bu podcast bölümü psikoloji ve insan ilişkileri üzerine genel bilgilendirme ve farkındalık amacı taşımaktadır. Herhangi bir kişiye yönelik tanı koyma, tedavi uygulama veya bireysel terapi hizmeti sunma amacı taşımaz. Yaşadığınız psikolojik güçlükler günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyorsa veya profesyonel desteğe ihtiyaç duyuyorsanız uygun bir ruh sağlığı uzmanına ya da hekime başvurmanız önemlidir.

    19 min

About Mustafa Çay

From the publisher's feed

Bu Podcast sayfasında sizinle her pazartesi sabah 08:00'de hayata dair dair güncel ses kayıtlarımı paylaşacağım. Merak ettiğiniz soruları ya da paylaşmamı istediğiniz konuları bana sosyal medya…