Bir düşünce deneyi ile başlayalım: Bir odada 100 kişi var. 99'u güvenilir, sıcak, gerçek birer insan… Yalnızca 1'i tehlikeli. Peki siz hangisini bulurdunuz?
Eğer bu soru sizi rahatsız ettiyse, bugünkü bölüm tam size göre.
Çünkü bu bölümde yanlış kişiyi seçmenin şans ya da kaderle hiçbir ilgisi olmadığını konuşuyoruz. Konuşuyoruz; çünkü asıl mesele, içimizde yıllarca sessizce çalışan ve bizi farkında olmadan yanlış yöne doğru götüren o gizli pusulada gizli.
Bu Bölümde Neler Konuştuk?
— Yanlış kişiye tekrar tekrar çekilmek tesadüf mü, bilinçdışı bir program mı?
— "Aramızda inanılmaz bir kimya vardı" derken aslında ne hissediyoruz?
— Neden huzurlu ve istikrarlı insanları "sıkıcı" buluyoruz?
— Zihin bizi nasıl ikna eder; beden ise gerçeği neden hiç gizleyemez?
— Hayır diyememek nereden geliyor ve bu neden narsistik ilişkilerde sizi mahsur bırakıyor?
— Çocukluktaki bağlanma örüntüleri yetişkin ilişkilerimizi nasıl şekillendiriyor?
— Ve en önemlisi: Bu döngüden çıkmak gerçekten mümkün mü?
Bessel van der Kolk'un da vurguladığı gibi, beden kayıt tutar. Zihnimiz "her şey yolunda" derken, kronik mide gerginliği, uyku bozukluğu ya da göğüs sıkışması çok farklı bir şey söylüyor olabilir. Bu bölümde, o bedensel mesajları nasıl okuyabileceğimizi de birlikte ele aldık.
Ayrıca Japon Kintsugi felsefesinin bize ilişki psikolojisi açısından söylediklerine de değindik: Kırılmak, değerini yitirmek değildir. Kırılan ve yeniden birleşen bir şey, hiç kırılmamış olandan çok daha derin bir hikâye taşır.
Her türlü soru, öneri ve iş birliği için: [email protected]
Önemli Bilgilendirme
Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler; ilişki psikolojisi, travma farkındalığı ve kişisel gelişim alanlarında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Buradaki hiçbir içerik; psikolojik bir durumun tanısı, tedavisi veya terapisi yerine geçmez.
Kendinizde bu bölümde bahsedilen örüntüleri fark ediyorsanız, lütfen bir ruh sağlığı uzmanına başvurmaktan çekinmeyin.