Hayatının yönünü düşünerek değil, yürüyerek arayan Burcu ile birlikteyiz.
Uzun yıllar kurumsal hayatın içinde ilerlerken
hayallerini “sonra”ya bırakmanın da bir bedeli olduğunu fark etti.
Beklemek yerine yürümeyi,
ertelemek yerine yola çıkmayı seçti.
Bir ülkeyi boydan boya yürüyerek geçti. Sırt çantasıyla aylarca uzak coğrafyalarda, farklı kültürlerin içinde
tek başına yol aldı.
Alpleri yürüyerek aştı,
binlerce kilometreyi adımlayarak kat etti. Ülke sınırlarını yürüyerek geçti. Aktif volkanlara tırmandı, yağmur ormanlarında kayboldu.
Bu yolculuklar bir kaçış değildi.
Yalnız kalmayı göze alan bir bilinç,
bedeni ve zihni aynı anda sınayan bir seçimdi.
Bu yürüyüşlerin başlangıcı
İspanya’nın kuzeyinde Atlantik kıyısını izleyen Camino del Norte rotasıydı.
36 gün boyunca güneşte, yağmurda, çamurda yürüdü. Dağlardan, nehirlerden, köylerden geçti.
“Dünyanın sonu” bu rotanın varış noktası değil;
eski dünyanın sessizce kapandığı,
yenisinin adım adım kurulduğu bir eşikti.
Bu yürüyüş, bir yere ulaşmaktan çok
bir şeyleri arkada bırakmakla ilgiliydi.
Bu bölümde;
istifa sürecini, yola çıkma kararını,
yalnız yürüyen bir bedenin zamanla kendi ritmini nasıl bulduğunu,
ve uzun yolların insanı nasıl dönüştürdüğünü konuştuk.
Bu bir seyahat hikâyesi değil.
Bu, insanın hayatını sırtına alıp
yeryüzüyle yeniden ilişki kurduğu bir anlatı.
Bu bölümümüzde herhangi bir işbirliği ve reklam yoktur.