İbadet, ancak tanınan ve bilinen bir Zata yapılır; bu yüzden Rabbimizi isim ve sıfatlarıyla hakkıyla tanımak, imanın ve kulluğun asıl temelidir. Bu kâinat, Esma-i Hüsna’nın birer aynasıdır; her mahlukta ve bizzat kendi mahiyetimizde O’nun bir ismini okuruz. İnsan, kendi acizliği ile O’nun sonsuz kudretini, kendi fakirliği ile O’nun nihayetsiz rahmetini ve zenginliğini anlar.Eserden fiile, fiilden isme ve sıfata yükselen bu marifet yolculuğu, kalbi meçhullükten kurtarıp hakiki bir huzura ulaştırır. Rabbini tanıyanın ibadeti nurlanır; O’nu isimleriyle bilmek ve tanımak, insanın yaratılış gayesidir.