
Sign up to save your podcasts
Or


Dilan Polat’tan Seçil Erzan anıları: Zikir çektik, dua ettik
Dilan Polat, cezaevinde beraber kaldığı Seçil Erzan'ın kendisini 'dışarı çıkınca benden bahsetme' dediğini söyledi. Polat ayrıca Erzan ile dua ettiklerini ve zikir çektiklerini de anlattı.
Odatv.com
Ferdi Tayfur’un bilinmeyenleri:
‘Gözüm açık gidecek’ itirafı
5,5 yaşında çalışmaya başladı
Sakıp Sabancı detayı…
İlk sahne heyecanı
Unutamadığı rüyası
Ata Demirer detayı
“Deniz Gezmiş olabilirdim” sözü
Seks filmlerini sona erdirdi
Pınar Saraçoğlu yazdı...
Detaylar Odatv sesli haberde...
Gazeteci, Kemal Tahir romanlarının önemli karakterlerinden biridir. Çünkü yazarın yaşamında gazetecilik önemli yer tuttu. Geçit, Yedigün, Karikatür dergisi, Vakit, Haber, Son Posta, Tan gazetelerinde çalıştı…
Son Posta gazetesi yayın hayatına 1930’da başladı. Muhalif idi.
Zekeriya Sertel, Suat Derviş, Naci Sadullah gibi muhalif solcu yazarlar vardı.
Kemal Tahir bu gazetede 1936’dan itibaren çalışmaya başladı. Röportajlar yaptı, gözlemlerini yazdı.
Nazım Hikmet’e sordu:
-Neler hazırlıyorsunuz üstat?
-Evvela, Simavne Kadısı oğlu Şeyh Bedreddin adında bir destan.
-Mevzuu?
Suriye'de olanlar iktidar taraftarlarınca “devrim” diye açıklanıyor! AKP kuruluşu da o dönem “yenilikçi” diye tanımlanmıştı. AKP’nin çeyrek asırda ne kadar “yenilikçi olduğunu yaşadık! Bu partinin bir çeyrek asır daha yaşayacağını tahmin ediyor musunuz? Çok farklı bir örnekle açıklamak istiyorum. Ki: Yazıma kimi solcu arkadaşlar tepki gösterecek, “ne alaka” diyecek. Yazıma kimi Stalinist çevreler tepki gösterecek. Öncelikle belirteyim; yazı hayatımda kaba Stalin düşmanlığı yapmadım, yapmam. Ancak eleştirmekten de geri durmam. Bu yazının amacı; eleştiri kültürü olmadığında sonun daima hüsranla bittiğini göstermektir.
Suriye'de olanlar iktidar taraftarlarınca “devrim” diye açıklanıyor! AKP kuruluşu da o dönem “yenilikçi” diye tanımlanmıştı.
AKP’nin çeyrek asırda ne kadar “yenilikçi olduğunu yaşadık! Bu partinin bir çeyrek asır daha yaşayacağını tahmin ediyor musunuz? Çok farklı bir örnekle açıklamak istiyorum. Ki:
Yazıma kimi solcu arkadaşlar tepki gösterecek, “ne alaka” diyecek.
Yazıma kimi Stalinist çevreler tepki gösterecek. Öncelikle belirteyim; yazı hayatımda kaba Stalin düşmanlığı yapmadım, yapmam. Ancak eleştirmekten de geri durmam.
Bu yazının amacı; eleştiri kültürü olmadığında sonun daima hüsranla bittiğini göstermektir.
Noel Baba'nın kültürel, dini ve tarihsel kökenleri; Sarı Saltuk ve Aziz Nikola’dan Türk geleneklerindeki Nardugan’a kadar uzanan hikâyesi.
Türkiye Cumhuriyet’inin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, sade yaşamı ve estetik anlayışıyla her zaman örnek bir lider oldu. Atatürk’ün sofraları da onun kişiliğini yansıtırdı. Yemek akşamlarında misafirlerini zarafetle ağırlayan Atatürk, dakikliği, sadeliği ve sofra kültürüne verdiği önemle dikkat çekerdi. Atatürk'ün sofrası Yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun kendi deyimine göre "bir hazine idi. Burada ilim, sanat, kültür, nesnel görüşler, gerçeklikler, idealler yer alırdı." Atatürk her daim şık giyinerek sofraya oturdu. Bir seferinde "elbiselerimi köşkün önünde yakın" emrini verdi. Mustafa Kemal Atatürk'ün bunu neden söylediği ve Çankaya Köşk'ünde geçirdiği son yılbaşısı bu videoda...
Zaman’ın Soykütüğü
Yılın ilk günündeyiz.
Zaman geri dönülemez bir süreç.
Ama zaman, en hakiki öğretmen, öğrenmek isteyene.
İnsanoğlu, zamanı -gün sayısını takip etmek için saatler- takvimler bulup kullandı.
Kimi, ay’ın dünya etrafında dönmesini esas aldı.
Kimi, dünya’nın güneş etrafında dönmesini esas aldı.
İnsanoğlu zamanı ölçebilmek için güneş saatinden su saatine ve günümüzde saniyenin milyarda birinden daha kısa süreyi ölçülebilir hale getiren -en doğru zamanı tutan- atomik saatlere geldi: “Horoloji” deniyor buna…
Heyhat! Yıl, 2025. İnsanlar zamanı ölçmeye dini kılıf geçirdi; birbirleriyle kavga edip duruyor: Yılbaşı kutlanmaz!
Çin’e gidip, “6’ncı yüzyıldan itibaren dini ibadet için kullandığınız tütsü saatini niçin kaldırdınız” deseniz size şaşkınlıkla bakarlar...
Mesih Odatv’ye konuştu…
Hasan Mezarcı’nın bir günü nasıl geçerdi, Mesih’in nasıl geçiyor?
Nasıl geçiniyor?
Doğum gününde neler yaptı?
Allah ile ne sıklıkla konuşuyor?
Pelerinin sırrı ne?
Röportaj | Pınar Saraçoğlu
Yeni bir yıla giriyoruz.
2025 yılı gündeminin ağırlık konusu, iktidar ortaklarının Öcalan ile yürüteceği silah bırakma görüşmeleri ve bunun sonuçları olacak.
1993’ten itibaren daha öncekiler olmadı; bu kez “milli çözüm süreci” başarıya ulaşacak mı?
Yıl boyu bu konuda farklı sesler çıkacak, siyasi yorumlar-analizler yapılacak. Yapılmalıdır da mutlaka. Umarım “yurtta sulh” sağlanır.
Silahların susmasını-terörünün bitmesini kim istemez? Yaşar Kemal’den mülhem, “dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yoruldu” çünkü…
Ancak şunu anlıyorum; kamuoyunda “barışmanın bedeli ne olacak” sorusu endişe kaynağı.
Devamı için https://www.odatv.com/
From the publisher's feed