
Sign up to save your podcasts
Or


Her sabah,
Her sabah, o kusursuz acının kollarında
O kusursuz acının kollarında öpüştüğüm gökyüzü, artık çırpınan yüreğimi yatıştırmıyor.
Ve koparıp dizginlerini,
Uçarcasına boylu boyunca heyecanlandırıyor beni.
Karanlıklardayım,
Hayat, kör bir kuyuya benziyor, sonu olmayan kör bir kuyuya.
Bir serçe konması karşıki dala, belki hiçbir şeydir,
Ama sevgilimin mektubunda bir kuş resmi, beni coşkulandırabilir.
Milyarla yıldız arasında tanırım onu,
Çünkü seyredince güzelleşir;
Binlerce gözüm var,
Binlerce şafak halindeyim anlamak istediğim şeyin karşısında
Çünkü anlamak zorundayım;
Her sevinç, kolayca ele geçmez
İnsan, her acının sahibi değildir;
Gökyüzü ve nehirler olmasa,toprak da anlaşılmaz
Ölüm seni yanıltmasın...
Bir bir düşün yaşayanları
Alnını korkusuzca kaldır
Kimin yanındasın?
Yerin neresi?
Ve senin en çaresiz anında tek silahın nedir?
Her kuşun, palazlandığı bir yuva vardır
Her dal, güneşin ve rüzgarın avuçlarında kendi hevesince boyanır;
Çünkü yaşaması gerekiyor bir şeylerin
Bir şeylerin: Senin olan
Bir buğday tanesi midir,
Aynı titreyişle,
Toprağa düşer düşmez kıpırdayan
Bir buğday tanesi mi?
Sesleri, dünyamız kadar bilge.
Birazdan kalkacaklarmış gibi, uzanıp, bir sipere koyulaşan...
Bakışları, uçmaya hazırlanan bir kartal kadar çevik...
By HedablidaHer sabah,
Her sabah, o kusursuz acının kollarında
O kusursuz acının kollarında öpüştüğüm gökyüzü, artık çırpınan yüreğimi yatıştırmıyor.
Ve koparıp dizginlerini,
Uçarcasına boylu boyunca heyecanlandırıyor beni.
Karanlıklardayım,
Hayat, kör bir kuyuya benziyor, sonu olmayan kör bir kuyuya.
Bir serçe konması karşıki dala, belki hiçbir şeydir,
Ama sevgilimin mektubunda bir kuş resmi, beni coşkulandırabilir.
Milyarla yıldız arasında tanırım onu,
Çünkü seyredince güzelleşir;
Binlerce gözüm var,
Binlerce şafak halindeyim anlamak istediğim şeyin karşısında
Çünkü anlamak zorundayım;
Her sevinç, kolayca ele geçmez
İnsan, her acının sahibi değildir;
Gökyüzü ve nehirler olmasa,toprak da anlaşılmaz
Ölüm seni yanıltmasın...
Bir bir düşün yaşayanları
Alnını korkusuzca kaldır
Kimin yanındasın?
Yerin neresi?
Ve senin en çaresiz anında tek silahın nedir?
Her kuşun, palazlandığı bir yuva vardır
Her dal, güneşin ve rüzgarın avuçlarında kendi hevesince boyanır;
Çünkü yaşaması gerekiyor bir şeylerin
Bir şeylerin: Senin olan
Bir buğday tanesi midir,
Aynı titreyişle,
Toprağa düşer düşmez kıpırdayan
Bir buğday tanesi mi?
Sesleri, dünyamız kadar bilge.
Birazdan kalkacaklarmış gibi, uzanıp, bir sipere koyulaşan...
Bakışları, uçmaya hazırlanan bir kartal kadar çevik...