
Sign up to save your podcasts
Or


Önyargılar : Görmek mi, Varsaymak mı?
Hiç tanımadığın biri hakkında, daha ilk saniyede bir fikir edindiğin oldu mu?
Ya da bir cümleyi duyar duymaz, “Ben bu hikâyeyi biliyorum” diye içinden geçirdiğin?
Bu bölümde önyargılara tam da buradan bakıyoruz.
Çünkü önyargılar çoğu zaman sandığımız gibi kötü niyetlideğildir. Beynimizin bizi korumak için geliştirdiği, hızlı karar alma mekanizmalarıdır aslında. Ama işte tam da bu hız, ilişkilerde, iletişimde ve hatta kendimizle olan bağımızda görünmez yükler oluşturabilir.
Bazı zamanlarda fark ediyorum…Bazen bir bakıştan, bazenbir ses tonundan, bazen tek bir kelimeden koca bir hikâye yazabiliyorum zihnimde.
Peki bu hikâye gerçekten karşımdaki kişiye mi ait, yoksa benim geçmiş deneyimlerimin, korkularımın ya da alışkanlıklarımın bir yansıması mı?
Önyargılar nasıl oluşur ve neden bu kadar otomatik çalışır?
Birini gerçekten dinlemekle, onu kendi filtremizden dinlemek arasındaki fark nedir?
İletişimde “duymak” ile “anlamak” neden çoğu zaman aynışey değildir?
Ve belki en zor soru: Kendimize karşı da önyargılıolabilir miyiz?
Bu soruların bazıları sende hemen yankı bulabilir. Bazılarıysadinlerken yavaş yavaş açılabilir. Belki bir an durup, zihninin verdiği ilk cevabı fark edersin. Belki bir adım geri çekilip, kendi iç sesini daha dikkatle dinlersin. Hangi düşüncenin gerçekten sana ait olduğunu, hangisinin alışkanlıktan geldiğini ayırt etmeye başlarsın.
Bazen sadece bu duruş bile, iletişimde alan açar. Karşındakinidaha net duymaya, kendinle daha temaslı bir yerden bakmaya yardımcı olur.
Bu bölüm, dinlerken eşlik edebileceğin bir ritim gibi. Cümlelerakarken, sende neyin hareket ettiğini fark edebilmen için. Belki bir bakış açısı yer değiştirir, belki bir soru seninle biraz daha kalır. Kulak verirsen cevapların sende nasıl şekillendiğini gözlemlemek için güzel bir alan da olabilir.
Neşeli dinlemeler 😊
By Şermin Çetin; Nergis SatıcıÖnyargılar : Görmek mi, Varsaymak mı?
Hiç tanımadığın biri hakkında, daha ilk saniyede bir fikir edindiğin oldu mu?
Ya da bir cümleyi duyar duymaz, “Ben bu hikâyeyi biliyorum” diye içinden geçirdiğin?
Bu bölümde önyargılara tam da buradan bakıyoruz.
Çünkü önyargılar çoğu zaman sandığımız gibi kötü niyetlideğildir. Beynimizin bizi korumak için geliştirdiği, hızlı karar alma mekanizmalarıdır aslında. Ama işte tam da bu hız, ilişkilerde, iletişimde ve hatta kendimizle olan bağımızda görünmez yükler oluşturabilir.
Bazı zamanlarda fark ediyorum…Bazen bir bakıştan, bazenbir ses tonundan, bazen tek bir kelimeden koca bir hikâye yazabiliyorum zihnimde.
Peki bu hikâye gerçekten karşımdaki kişiye mi ait, yoksa benim geçmiş deneyimlerimin, korkularımın ya da alışkanlıklarımın bir yansıması mı?
Önyargılar nasıl oluşur ve neden bu kadar otomatik çalışır?
Birini gerçekten dinlemekle, onu kendi filtremizden dinlemek arasındaki fark nedir?
İletişimde “duymak” ile “anlamak” neden çoğu zaman aynışey değildir?
Ve belki en zor soru: Kendimize karşı da önyargılıolabilir miyiz?
Bu soruların bazıları sende hemen yankı bulabilir. Bazılarıysadinlerken yavaş yavaş açılabilir. Belki bir an durup, zihninin verdiği ilk cevabı fark edersin. Belki bir adım geri çekilip, kendi iç sesini daha dikkatle dinlersin. Hangi düşüncenin gerçekten sana ait olduğunu, hangisinin alışkanlıktan geldiğini ayırt etmeye başlarsın.
Bazen sadece bu duruş bile, iletişimde alan açar. Karşındakinidaha net duymaya, kendinle daha temaslı bir yerden bakmaya yardımcı olur.
Bu bölüm, dinlerken eşlik edebileceğin bir ritim gibi. Cümlelerakarken, sende neyin hareket ettiğini fark edebilmen için. Belki bir bakış açısı yer değiştirir, belki bir soru seninle biraz daha kalır. Kulak verirsen cevapların sende nasıl şekillendiğini gözlemlemek için güzel bir alan da olabilir.
Neşeli dinlemeler 😊