Duygular çoğu zaman kapıyı çalmadan gelir; ne zaman geldiklerini tam olarak fark edemeyiz ama odanın havasının değiştiğini anlarız. İçeride bir şey yer değiştirir, ritim bozulur ya da yavaşlar ve biz çoğu zaman bu değişimi adlandırmak yerine hızlanmayı, dikkatimizi başka yöne çevirmeyi ya da olanbiteni “geçici” diye küçültmeyi seçeriz. Oysa duygular, gelip geçen misafirler olmaktan çok, yön gösteren işaret levhaları gibidir; bakmayı seçmediğimizde kaybolan değil, görmezden geldikçe daha da belirginleşen.
Belki de bu yüzden duygularla ilişkimiz çoğu zaman mesafelidir. Hissetmek yerine anlamlandırmaya, anlamlandırmak yerine kontrol etmeye çalışırız. İyi hissettiren duygulara yaklaşırken bile temkinliyizdir; çünkü huzur tanıdık değildir, sevinç uzun sürerse bir şey olacakmış gibi gelir vemutluluk, eğer alışık olmadığımız bir zeminde belirirse, ayağımızın altındaki toprağın sağlamlığını sorgulamaya başlarız. Tanıdık olan neyse, orada kalmak daha güvenli gelir; bu bazen kaygı, bazen sürekli tetikte olma hâli, bazen deiçten içe memnun olmadığımız ama bildiğimiz bir duygusal iklimdir.
Duyguları “iyi” ve “kötü” diye ayırma eğilimimiz de tam burada devreye girer. Oysa bir duygu, tek başına ne iyi ne kötüdür; asıl mesele, o duygunun bizi nereye doğru hareket ettirdiğidir. Hafif bir korku dikkatimizi keskinleştirir, aşırı korku ise bizi olduğumuz yerde sabitler. Mutluluk genişletir, ama sınırları kaybolduğunda gerçeklikle teması zayıflatabilir.
Duygular birer pusula gibidir; doğru okumadığımızda yön şaşırtırlar, yok saydığımızda ise rotayı tamamen kaybettirirler.
Belki de asıl zor olan, duyguyla kalabilmektir. Onu hemen değiştirmeden, düzeltmeden, bir sonraki adıma geçmeden önce biraz durabilmek. “Şu an ne hissediyorum?” sorusunu gerçekten sormak ve cevabın gelmesi için alan tanımak.Çünkü çoğu zaman verdiğimiz ilk cevaplar otomatik, ezberlenmiş ve güvenlidir; asıl olan ise birkaç katman aşağıda, sessizce bekler.
Duygular aynı zamanda öğrenilmiş alanlardır. Bir duyguya ne kadar erken yaşta aşina olduysak, onu o kadar kolay sahipleniriz. Kaygıyla büyüyen biri için kaygı, bir tehditten çok tanıdık bir yol arkadaşıdır. Huzurun nasıl bir his olduğunu deneyimlememiş biri için huzur, belirsizlik demektir. Bu yüzden bazen bizi zorlayan duygular değil, bilmediğimiz duygular olur. Yeni bir his, yeni bir alan, yeni bir ihtimal… Hepsi birlikte gelir.
Bu bölüm belki de tam olarak burada duruyor. Duyguları çözmek için değil, onlara yaklaşabilmek için. Onları sınıflandırmak yerine dinlemek, bastırmak yerine anlamaya çalışmak için. Çünkü duygular sustuğunda değil,duyulduğunda yön gösterir. Ve bazen yapılacak tek şey, o yönü hemen takip etmek değil, önce pusulaya bakmayı öğrenmektir.
Neşeli dinlemeler :)
Konu önerileriniz için mesajlarınızı gönderebilirsiniz.
https://www.instagram.com/sermincetin.com.tr/