Artık İstanbul’daydı. Damları göğe uzanan, sonsuz fırsatlarla dolu şehrine yıllar sonunda geri dönmeyi başarmıştı. Şehrin kalabalık caddelerine girmeden önce ıssız bir kutuya gidip arabayı durdurdu. Ölü adamın cebinden çıkardığı sigarayı içtikten sonra sel sırasında yok olmuş eski bir limandan aşağı yuvarlamak üzere ölü adamı sırtına aldı. Tam o anda, sıska, beyaz suratlı, tikleri sebebiyle gülünç mimiklere sahip bir gençle göz göze geldi.