Başarı hepimizin sırtında görünmez bir yük gibi duruyor.
Toplum, aile, okul, iş hayatı… herkes bizden “başarılı olmayı” bekliyor.
Peki gerçekten herkes başarılı olmak zorunda mı?
Yoksa bazen hiçbir şeyin peşinden koşmamak, her şeyin ötesine geçmek midir gerçek başarı?
Bu bölümde, zeka, başarı, anlam, mutluluk ve huzur arasındaki o görünmez çizgiyi konuşuyoruz.
Bir otobüs şoförünün huzurundan, kapitalizmin bitmeyen hırsına;
kırılmanın, yeniden doğmanın ve kendi yolunu seçmenin cesaretine uzanan bir içsel yolculuk…
Belki de bu bölüm, sana şu soruyu yeniden sorduracak:
“Ben kimin başarı tanımının peşindeyim?”