
Sign up to save your podcasts
Or


Yeni bir yolculuğa çıkarken eğer yolculuğun da teması olumlu yöndeyse genelde heyecan, umut ve merak insanın içinde hissettiği şeyler oluyor. Ama uzun zamandır gözlemlediğim ve rahatsız eden bir durum var; içimizdeki umudu da heyecanı da yitiriyoruz. Kardeşlerimle ettiğim sohbetlerden yola çıkarak, sonrasında da gözlemlerimle Dünya üzerinde ve hatta özellikle ülkemizde bu hisleri konusunda yitirmede çok başarılıyız. Bu cidden can sıkıcı bir durum ama çözülmesi de mümkün. İlham verici bir şiire bağlayarak; bu bölümü yaptıklarıyla her zaman gurur duyduğum kardeşlerim Orçun ve Arda'ya adadım.
Bu hafta yeni bir güç ekliyoruz bilinç seviyemize, ne kadar yapabilirsek o kadar rahatlatan, bakış açısını genişleten, acıları dindiren, sorunları çözen bir şey. Abartıyorum gibi gelebilir ama ne kadar etkili olduğunu ancak ve ancak yapabilme anına eriştiğinde anlayabilirsin. Çünkü koca yangınları söndürecek kadar etkili bir şeyden bahsediyorum. Eğer bir güç arıyorsan işte orası tam da burası; yaşadıklarının ne anlama geldiklerini gerçekten anlayabilmek için kabul edebilmek gerekiyor. İnsan, olay, yer hiç önemli değil iyi kötü gibi bir yargı yapmadan oldukları haliyle kabul edebilmek. Kabul ettin mi? Güç senindir. Nasıl yani? Cevap bu bölümde.
Hep anlatıyorum ya hayatın heyecan verici kısmı neler olacağının bilinememesi diye aynı bilinmezlik bazen hoşumuza gitmeyen ve kolay kabul edemeyeceğimiz şeyleri de getiriyor. Hayatın anlamıyla alakalı konuştuğumuz bir bölüm vardı, hayatın anlamı ölüm dediğimiz noktada geri dönüp baktığında, yaşam dediğin süreci nelerle doldurduğunla alakalı. Hani hep varoluş mücadelesi derler ya bu benim için bir mücadele değil, var hissediyorsan varsındır, hissedemiyorsan da yoksundur. İnsan nasıl var olur? Var olmak ne demek? Neden var olmak istiyorsun? Neden var olmalısın? Niye varsın açıkça bunu görmek aslında. Nerede var olabilirsin peki? Hepsini konuştuk. Var mısın yok musun bilmem ama bir varsın bir yoksun o yüzden yaşa.
Bugün geldiğim yerde farkındalık, bilinç, çözüm odaklılık, dingin bir hayat, bolluk ve bereket içinde bir hayat evet kesinlikle çok güzel ve yine kesinlikle şükredilesi… Ancak her şey hep mi böyleydi? Elbette hayır, her şeyin böyle olmadığı alandan konuşmak istiyorum bugün ve bu alanın içerisinde var olan hatalarımdan bahsetmek istiyorum. Hata ne demektir en sade haliyle? Bir şeyin öyle olduğunu, olması gerektiğini sanırsın ama öyle olmadığını anlarsın. Hatayı fark ettikten sonraki süreç için seçeneğimiz oldukça fazla. O yüzden her zamanki gibi sen ne dersen o olacak. Burada benim deneyimlediğim şey hata dediğin durumu dönüştürebilmek için bazı aşamalardan geçmek gerekiyor. Onları öğrenmek içinse yeni bölümü dinlemek gerekiyor
Sanki her biri yeryüzündeki numune özel varlıklarmış gibi, kendi kültürlerindekilere dair eleştiriler, yargılar, ötekileştirmeler… İnsan olarak her birimizin özel olduğuna inanıyorum lakin herkesin özel olduğu bir yerde sen ne kadar özel olabilirsin? Kendi hayatında en özel sen olursun ama benim hayatımda da en özel benimdir, senin adın bile geçmez mesela. O yüzden evet, en özel sen olabilirsin ve bunu hissetmekte de özgürsün lakin senin özgürlük sınırların bir başkasınınkinin başladığı yere kadardır. Yıllardır, yüzyıllardır, bin yıllardır bu kavgalar, bu anlaşmazlıklar devam ediyor. Soru çok net; nereye kadar? Yoksa herkes hep bana hep bana der ve yine herkesin bende hiç yok dediği bir dünyada yaşamaya devam ederiz.
Hayatımız istediğimiz gibi gitmediği anlarda ya da gelenlerin neden geldiğini, yaşananların neden yaşandığını anlamadığımız noktalarda; hayat pek kolay olmuyor genelde. Çünkü bu deneyimler beraberinde bazı kırılmaları da getiriyor hatta bu kırılmalar öylesine büyük oluyor ki hayatımızın altı üstüne geliyor. Geldik işte o mahşere, her şeyin yıkıldığı, süründüğümüz, bittiğimiz, ölüyorum dediğimiz anlaraaa…. İnsanın canını en çok yakan deneyimler büyük oranda içinde farkında olmadan taşıdığı en büyük korkuları, yaraları şifalandıracak şeyler oluyor. Bu keşif bana, hayatımda üzerimde gereksizce taşıdığım deneyimleri atmamı sağladı ve sonrasında karşılaştığım zorlukları bir anda acayip kolay şeylere dönüştürmemi sağladı. O yüzden hayatın altı da üstü de nereden baktığımızla alakalı şeyler...
Öyle bir bölüm yayınlıyorum ki hem bugün Ağustos’un 1’i ve Pazartesi hem de asıl önemli ve güzel nokta yarın 2 Ağustos benim doğum günüm. Farklı bir noktada da benim için yeni yıl başlangıcı demek 1 Ocak değil de insanın doğum günüyle başlayan yeni yaş döngüleridir. Her birimize özel olan doğum anlarımızla tekrarlanan döngüler, milyarlarca insanlar birlikte yaşadığımız gezegenin içerisinde bize özel anlar ve anlamlarla doludur. Bu yılda yapacaklarım için her zamankinden daha çok detaya indim ve listede daha özel, büyük, etkileyici hedefler sıralandı. Bugün size bunların neler olduğunu değil de bunları yapabilmek için en önemli noktalardan birisi olan bir bilişsel halden bahsedeceğim. Sorumluluk. Kendi hayatını bilinçli bir şekilde yaşama gücü. Yeni yılıma hoş geldim, şimdi sizler de yaşadığınız hayatların sorunlu olmaması için, sorunların ortadan kalkması için sorumluluğu almaya hazır mısınız?
ilk seyahat biletini almak, sevdiğimiz insana yemeğe çıkmayı teklif etmek, istediğimiz arabayı almak için yeni bir girişimde bulunmak mesela… Saydığım yolculuklara çıkartan o anın gerçekleşmesini sağlayan bir kıvılcım var. Size bugün bundan bahsedeceğim. o kıvılcımın, o hissin kendisi beni uzun bir yolculuğa çıkardı. O uzun yolculukta ne bir yere gittim, ne bir şey aldım, ne biriyle beraberdim… Sadece kendime döndüm. Sadece kendime döndüm demek her ne kadar basit gibi olsa da 2,5 senedeki sonsuz anın birikiminden bahsediyorum ve bu yolculuk o kadar yoğun ve derindi ki 2,5 senenin nasıl geçtiğini hiç anlamadım. Beni en büyük hedefime ulaştıran itici güç cesaretin kendisiydi ve cesareti hissetme hali olan cesur olma bilinciydi. Çünkü talih cesurların yanındaydı!
Size her zaman yaptığım gibi konuya kavramsal olarak bakmanızı ve bu doğrultuda bir çözümleme yapabilmenizi sağlayacağım. Söz konusu engelin, yükün, zincirin bulunduğu yer para ya da sevgi olsun hiç önemli değil. Bir şeye erişmenizin, hissetmenizin, kullanabilmenizin önünde bir engel var. Bundan kurtulduğunuz anda birçok şeyi çözmüş oluyorsunuz ama nasıl kurtulacaksınız? Ozan’la Yolda ilk başladığında LinkedIn üzerinde her gün yazdığım bir yazı serisi olarak başladı ve başladığım noktada kendime verdiğim bir söz vardı. Yaptığımı her gün yapacağım, herkese açık yapacağım ve insanların bu konuyla alakalı ne düşündüğünü dinlemeyeceğim. Herkesin hikayesi kendine özel ve hikayelerimizin de kendimize güzel olması için bize ait olmayan şeylerden kurtulmamız gerekiyor. Sonra ne mi oluyor? Dışarıdaki kulağınız size şu cümleleri duymanızı sağlıyor, hayat sana güzel.
From the publisher's feed