Bugün Arda Erel'in yazdığı bir gönderiden ilham alarak kendi düşüncelerimi ve neler hissettiğimi daha doğrusu kırgınlığımı paylaştım. Bu yazının yol açtığı düşünceleri zaten bir süredir düşünmekte olduğumu sadece dile getirmediğimi fark ettim. Kemerleri bağlayın çünkü paldır küldür bir düşünce roller coasterına binmek üzeresiniz!
"Her gün döviz kurunu takip edenlerle, her gün daha da kötüye giden bir ekonomiyle yaşıyoruz. Ülke gündemi bizi sadece yıpratıp üzmüyor. Gündem aynı zamanda bizim yaşamımızdaki zamanı çalıp; belki aşık olma, belki kitap okuma, belki bambaşka dertlere ve sevinçlere sahip olma hakkımızı alıyor bizden. Ekonomik olarak daha endişeli ama aynı zamanda daha da acımasızlaşılıyor. İnsanla insanın arasına iyice giriyor siyaset; yarıklar açıyor… Bu gündemleri düşünerek yaşamak zorunda değildik ama zorunda bırakıldık. Bir de tüm bunların dışında, “her halk layık olduğu gibi yönetilir,” diyenler var. Bu minvalde cümleler bana çok acımasız geliyor. Dünyada hiçbir toplum yoktur ki fakirleşmeyi, emeğinin ezilmesini ve artan zulmü “hak ediyor” olsun. Hiçbir toplum bunları hak etmez. Bunları hiç hak etmiyoruz. AKP’li, CHP’li, HDP’li; hiçkimse hak etmiyor. Hak ettiğimiz refaha ve huzura ulaşabilmek umuduyla…" - Arda Erel