
Sign up to save your podcasts
Or


Tarih boyunca yer isimleri değişti. Biliyoruz. Peki ya sadece isimler değil de, o isimlerin işaret ettiği coğrafyalar da değiştiyse?
Bu bölümde Defne ve Ergen, karşımıza çıkan bir haritayla yola çıkıyor. Haritada "Paris" yazıyor. Ama Paris, bugünkü Fransa'da değil. Çanakkale civarında bir noktayı işaret ediyor.
Acaba? Bugün "Paris" dediğimiz şehir, her zaman orada mıydı? Yoksa isimler, tıpkı insanlar gibi göç mü etti?
Bu bölümde sorduğumuz sorular:
Bir harita, "Paris" diyor ama işaret ettiği yer Çanakkale. Bu nasıl mümkün?
"Mısır" ismi her zaman bugünkü Mısır topraklarını mı ifade ediyordu?
Ebû Eyyûb el-Ensarî'nin şehadetiyle ilgili hadis, neden lojistik olarak imkansız görünüyor?
Trablusgarp Savaşı neden Çanakkale'de de çarpışmalara sahne oldu?
"On İki Ada" meselesinin kökeninde ne var?
Hadis ışığında bir sorgulama:
Eslem Ebû İmrân et-Tücîbî (r.a.)'den rivayet edilen bir hadiste, Müslümanların Mısır'dan kalkıp İstanbul'a kadar savaşmaya gittiği anlatılır. Bugünkü haritalara göre bu mesafe, develerle aylar süren bir yolculuk anlamına gelir. Peki ya "Mısır" o dönemde bugünkü Mısır değilse? Ya Mısır, Çanakkale civarında bir bölgeyse?
Tarihsel bir not:
1911-1912 yılları arasında yaşanan Trablusgarp Savaşı, adını Kuzey Afrika'daki bir bölgeden alsa da, çarpışmalar Ege Adaları, Çanakkale Boğazı ve hatta Kızıldeniz'de gerçekleşti. Bir savaş neden adını aldığı bölgenin çok uzağında cereyan eder? Acaba "Trablusgarp" ismi de tıpkı "Paris" ve "Mısır" gibi başka bir coğrafyayı mı işaret ediyor?
Bu bölümde ele aldığımız kaynaklar:
Ebû Dâvûd, Cihâd, 27 (Ebû Eyyûb el-Ensarî'nin şehadetiyle ilgili hadis)
Trablusgarp Savaşı kayıtları (1911-1912)
Uşi Antlaşması (1912)
Lozan Antlaşması, 15. Madde (1923)
Osmanlı arşivlerinde "Paris" isimli yerleşim kayıtları
Bir ismin peşine düşmek, bazen bütün bir tarihin yeniden yazılmasını gerektirebilir. Ya da en azından, yeniden sorgulanmasını.
Acaba?
"Bu programda paylaşılan bilgiler, kesin doğru olarak değil, araştırmaya teşvik ve tefekküre davet amacıyla sunulmaktadır. Dinleyicilerimizi kendi araştırmalarını yapmaya, güvenilir kaynaklara başvurmaya ve en önemlisi Kur'an ve Ehlibeyt öğretileriyle her bilgiyi süzgeçten geçirmeye davet ediyoruz."
By Acaba PodTarih boyunca yer isimleri değişti. Biliyoruz. Peki ya sadece isimler değil de, o isimlerin işaret ettiği coğrafyalar da değiştiyse?
Bu bölümde Defne ve Ergen, karşımıza çıkan bir haritayla yola çıkıyor. Haritada "Paris" yazıyor. Ama Paris, bugünkü Fransa'da değil. Çanakkale civarında bir noktayı işaret ediyor.
Acaba? Bugün "Paris" dediğimiz şehir, her zaman orada mıydı? Yoksa isimler, tıpkı insanlar gibi göç mü etti?
Bu bölümde sorduğumuz sorular:
Bir harita, "Paris" diyor ama işaret ettiği yer Çanakkale. Bu nasıl mümkün?
"Mısır" ismi her zaman bugünkü Mısır topraklarını mı ifade ediyordu?
Ebû Eyyûb el-Ensarî'nin şehadetiyle ilgili hadis, neden lojistik olarak imkansız görünüyor?
Trablusgarp Savaşı neden Çanakkale'de de çarpışmalara sahne oldu?
"On İki Ada" meselesinin kökeninde ne var?
Hadis ışığında bir sorgulama:
Eslem Ebû İmrân et-Tücîbî (r.a.)'den rivayet edilen bir hadiste, Müslümanların Mısır'dan kalkıp İstanbul'a kadar savaşmaya gittiği anlatılır. Bugünkü haritalara göre bu mesafe, develerle aylar süren bir yolculuk anlamına gelir. Peki ya "Mısır" o dönemde bugünkü Mısır değilse? Ya Mısır, Çanakkale civarında bir bölgeyse?
Tarihsel bir not:
1911-1912 yılları arasında yaşanan Trablusgarp Savaşı, adını Kuzey Afrika'daki bir bölgeden alsa da, çarpışmalar Ege Adaları, Çanakkale Boğazı ve hatta Kızıldeniz'de gerçekleşti. Bir savaş neden adını aldığı bölgenin çok uzağında cereyan eder? Acaba "Trablusgarp" ismi de tıpkı "Paris" ve "Mısır" gibi başka bir coğrafyayı mı işaret ediyor?
Bu bölümde ele aldığımız kaynaklar:
Ebû Dâvûd, Cihâd, 27 (Ebû Eyyûb el-Ensarî'nin şehadetiyle ilgili hadis)
Trablusgarp Savaşı kayıtları (1911-1912)
Uşi Antlaşması (1912)
Lozan Antlaşması, 15. Madde (1923)
Osmanlı arşivlerinde "Paris" isimli yerleşim kayıtları
Bir ismin peşine düşmek, bazen bütün bir tarihin yeniden yazılmasını gerektirebilir. Ya da en azından, yeniden sorgulanmasını.
Acaba?
"Bu programda paylaşılan bilgiler, kesin doğru olarak değil, araştırmaya teşvik ve tefekküre davet amacıyla sunulmaktadır. Dinleyicilerimizi kendi araştırmalarını yapmaya, güvenilir kaynaklara başvurmaya ve en önemlisi Kur'an ve Ehlibeyt öğretileriyle her bilgiyi süzgeçten geçirmeye davet ediyoruz."