"Ulan ne olur yine yanlış bir şey söylemeyeyim, her haltla ilgili fikrimi kusmayayım" dedikten tam iki saat sonra, kendinizi masadakilere hayatınızın en büyük sırrını verirken buldunuz mu hiç? Ayıkken takındığımız o içe dönük maskenin, iki kadeh alkolden sonra nasıl yerle bir olduğunu ve o masalarda nasıl hunharca "overshare" yaptığımızı konuşuyoruz bu bölümde.
Bizi çok iyi tanıyanların "Ama iki ay önce öyle dememiştin!" sabıkalarından kaçıp, adını bile bilmediğimiz yabancılara neden içimizi döktüğümüze kadar her şeyi masaya yatırıyoruz.
Yabancıların yanında neden kendimizi daha özgür hissederiz? (Stranger-on-a-Train Fenomeni)
Aşırı paylaşım aslında bir yakınlaşma çabası mı, yoksa reddedilme korkusuna karşı agresif bir savunma mekanizması mı?
Ve en önemlisi: Ertesi sabah uyandığımızda midemize oturan o "ben dün gece ne anlattım ya" pişmanlığı, yani Oversharing Hangover ile nasıl baş edeceğiz?
Geçmişimizin arşiviyle bizi yargılayan yakınlarımızdan sıkılıp, tren raylarında ya da taksi koltuklarında şifa arayan herkesi dürüstlük seansına bekliyorum. Kulaklıkları takın, yalnız değilsiniz.
Instagram: @pekiyasizdevammipodcast