Fluent Fiction - Turkish:
Rainy Day Charades: Emre's Starry Carpet Shop Performance Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-03-01-23-34-01-tr
Story Transcript:
Tr: İstanbul’da, Büyük Çarşı’nın altında, hava güzeldi.
En: In İstanbul, under the Büyük Çarşı, the weather was beautiful.
Tr: Fakat aniden gökten penceresiz bir yağmur yağmaya başladı.
En: But suddenly, a windowless rain began to pour from the sky.
Tr: Emre ve Zeynep hemen bir halı dükkanına sığındılar.
En: Emre and Zeynep immediately took refuge in a carpet shop.
Tr: Dışarıda yağmur damlaları yerlere düşerken, içeride halı dükkânının mistik ve rengârenk dünyasında vakit geçirmeye başladılar.
En: As rain droplets fell outside, they began to pass the time inside the mystical and colorful world of the carpet shop.
Tr: Emre dükkânın içinde yürüyerek, Zeynep’e döndü ve göz kırptı.
En: Walking inside the shop, Emre turned to Zeynep and winked.
Tr: “Biliyorsun, Zeynep, ben bir gün ünlü bir oyuncu olacağım,” dedi.
En: “You know, Zeynep, I will be a famous actor one day,” he said.
Tr: Zeynep ise gülümsedi, “Evet, Emre, biliyorum.
En: Zeynep smiled back, “Yes, Emre, I know.
Tr: Ünlü olmadan önce bugün karnımızı doyurmalıyız. Ne yapacağız?” diye sordu.
En: But before you become famous, we need to fill our stomachs today. What are we going to do?” she asked.
Tr: Derken dükkânın sahibi Abdullah Bey, ikiliye yaklaştı.
En: Then the shop owner, Abdullah Bey, approached the duo.
Tr: “Sizi tanıyor muyum? Bir dizi oyuncusuna benziyorsunuz,” dedi.
En: “Do I know you? You look like a TV series actor,” he said.
Tr: Emre’nin aklına parlak bir fikir geldi.
En: A bright idea struck Emre.
Tr: “Evet, ben ünlü bir oyuncuyum. Üzgünüm, ıslaklığım beni tanınmaz hale getirdi,” dedi.
En: “Yes, I am a famous actor. Sorry, my wetness has made me unrecognizable,” he said.
Tr: Zeynep, Emre’nin oyununa istemeyerek de olsa katıldı.
En: Reluctantly, Zeynep joined Emre’s act.
Tr: Abdullah Bey onları içeriye davet etti.
En: Abdullah Bey invited them inside.
Tr: “Lütfen, yağmur geçene kadar burada kalın. Bir çay içer misiniz?”
En: “Please, stay here until the rain passes. Would you like some tea?”
Tr: Emre, Abdullah Bey'e dizi dünyasından bir hikaye anlatıyordu.
En: Emre was telling Abdullah Bey a story from the TV series world.
Tr: Abdullah Bey inanır gibi görünüyordu.
En: Abdullah Bey seemed to believe him.
Tr: Zeynep ise hala şüpheliydi ama Emre’nin kendine olan güveni onu büyülüyordu.
En: Zeynep was still skeptical, but Emre’s self-confidence mesmerized her.
Tr: Abdullah Bey, “Bir öğle yemeği de ister misiniz? Ünlü bir oyuncuyu ağırlamak onurdur,” dedi.
En: Abdullah Bey said, “Would you also like lunch? It's an honor to host a famous actor.”
Tr: Tam o sırada, Abdullah Bey onları daha ünlü biriyle karıştırdığını anlar gibi oldu ama Emre sahneye çıkıp muhteşem bir performans sergiledi.
En: Just then, it seemed like Abdullah Bey realized he had mixed them up with someone more famous, but Emre got on stage and put on a magnificent performance.
Tr: Birkaç dakikalık performansı sırasında çarşının ritmini unutturdu.
En: During his few-minute performance, he made everyone forget the rhythm of the bazaar.
Tr: Abdullah Bey, Emre’nin güzel hikayesine kapıldı ve etkilenmişti.
En: Abdullah Bey was captivated by Emre’s beautiful story and was impressed.
Tr: Gülerek, “Tamam! Ünlü değilsiniz belki ama yeteneğiniz var. Size yemeği ikram ediyorum. Bütün Çarşı‘yı eğlendirdiniz!” dedi.
En: Laughing, he said, “Okay! Maybe you're not famous, but you do have talent. I’m treating you to the meal. You've entertained the whole bazaar!”
Tr: Emre ve Zeynep bu fırsatı kaçırmadı.
En: Emre and Zeynep did not miss this opportunity.
Tr: Abdullah Bey’in yardımıyla güzel bir öğle yemeği yediler.
En: With Abdullah Bey’s help, they had a nice lunch.
Tr: Yağmur durduğunda, dükkândan ayrıldılar.
En: When the rain stopped, they left the shop.
Tr: Emre, “Gördün mü Zeynep, yetenek her şeydir,” dedi.
En: Emre said, “You see, Zeynep, talent is everything.”
Tr: Zeynep gülümsedi, artık Emre’nin ne kadar eğlenceli bir hayal gücü olduğunu bilerek.
En: Zeynep smiled, now knowing how entertaining Emre’s imagination could be.
Tr: “Evet, ama bir dahaki sefere belki gerçeklerle eğlendiririz insanları,” dedi.
En: “Yes, but next time, maybe we'll entertain people with the truth,” she said.
Tr: Böylece, Emre kendini insanları eğlendirmenin farklı yollarını keşfetti ve Zeynep, her anın keyfini çıkarmanın önemini öğrendi.
En: Thus, Emre discovered different ways to entertain people, and Zeynep learned the importance of enjoying every moment.
Tr: İstanbul’un güzel baharında, yollarına devam ettiler, bir sonraki maceraya hazır halde.
En: In the beautiful spring of İstanbul, they continued on their way, ready for the next adventure.
Vocabulary Words:
- refuge: sığınak
- droplets: damlalar
- mystical: mistik
- winked: göz kırptı
- fill our stomachs: karnımızı doyurmak
- reluctantly: istemeyerek
- self-confidence: kendine güven
- mesmerized: büyüledi
- magnificent: muhteşem
- performance: performans
- captivated: kapıldı
- talent: yetenek
- entertained: eğlendirdiniz
- realized: anladı
- opportunity: fırsat
- adventure: macera
- windowless: penceresiz
- rain: yağmur
- invited: davet etti
- beautiful: güzel
- bazaar: çarşı
- enjoying: keyfini çıkarmak
- honor: onur
- skeptical: şüpheli
- treated: ikram etti
- imagination: hayal gücü
- unrecognizable: tanınmaz
- approached: yaklaştı
- continued: devam etti
- rhythm: ritim