İkinci hakikat bâb-ı kerem ve rahmettir ki Kerim ve Rahim isminin cilvesidir. Hiç mümkün müdür ki gösterdiği âsâr ile nihayetsiz bir kerem ve nihayetsiz bir rahmet ve nihayetsiz bir izzet ve nihayetsiz bir gayret sahibi olan şu âlemin Rabbi, kerem ve rahmetine layık mükâfat, izzet ve gayretine şayeste mücazatta bulunmasın? İkinci hakikat bâb-ı kerem ve rahmettir ki Kerim ve Rahim isminin cilvesidir. Hiç mümkün müdür ki gösterdiği âsâr ile nihayetsiz bir kerem ve nihayetsiz bir rahmet ve nihayetsiz bir izzet ve nihayetsiz bir gayret sahibi olan şu âlemin Rabbi, kerem ve rahmetine layık mükâfat, izzet ve gayretine şayeste mücazatta bulunmasın? Evet, şu dünya gidişatına bakılsa görülüyor ki en aciz, en zayıftan tut haşiye rızk-ı helâl iktidar ile alınmadığına, belki iftikara binaen verildiğine delil-i kat'i, iktidarsız yavruların hüsn-ü maişeti ve müstredir canavarların dıyk-i maişeti, hem zekâvetsiz balıkların semizliği ve zekâvetli, hileli tilki ve maymunun derd-i maişette vücutça zayıflığıdır. Demek rızık, iktidar ve ihtiyar ile makûsen mütenasiptir. Ne derece iktidar ve ihtiyarına güvense o derece derd-i maişete müptela olur. Ta en kaviye kadar her canlıya layık bir rızık veriliyor. Ahmet Said'i çağırabilir miyim abi? O da dinlesin ya. En zayıf, en acize en iyi rızık veriliyor. Her dertliye ummadığı yerden derman yetiştiriliyor. Geliyor mu? Buraya gel. Böyle ulvî bir keremle ziyafetler, ikramlar olunuyor ki nihayetsiz bir kerem eli içinde işlediğini bedaheten gösteriyor. Ahmet gel sen de dinle. Bak şuradan aşırı sağa sal yukarı oğlum. Alabiliyor musun? Boyun yeter değil mi? Düşürme de kitapları. Tamam. Sayfa kaç abi? Altı dokuz. Gel şuraya otur. Fazla uzağa gitme. Sayfa? Dokuz. Altı dokuz. Tamam. Şu başla- Hıh. İkinci hakikat bâb-ı kerem ve rahmettir ki Kerim ve Rahim isminin cilvesidir. Bâb-ı kerem ve rahmettir ki kerem ve rahmet kapısından, eee, gireceğiz, ahirete geçeceğiz yani. Kerem, yani kâinattaki kerem ve rahmet. Kerem, ikram. Kerem, ikram, lütuf, ihsanlar. Allah'ın merhameti, şefkatinden, eee, al-ahiretin varlığına geçeceğiz. Bu kâinattaki ikramlar, lütuflar da Kerim isminin-- Allah Kerim. Kerem ikram eden demek. Hem veren, veren, ikram eden. Cenab-ı Hakk'ın Kerim ismi ve Rahim ismi. Rahim merhamet eden, şefkat eden, acıyan. Ondan sonra. Yani bu kâinatta gördüğümüz, eee, şeyler, ikramlar, ihsanlar, lütuflar perd-i gayb arkasında Kerim Rahim bir zatın varlığını gösteriyor. Nasıl aynaya baktığın zaman aynadaki ışık, parlaklık, değil mi? Güneşin varlığını, güneşin oraya yansıdığını gösteriyor. Tecelli ettiğini, ışığın tecelli ettiğini gösteriyor. Kâinatta da şimdi Cenab-ı Hakk'ın, eee, Kerim ismiyle Rahim ismiyle meydana gelen ikramlar, lütufları gösterecek. Oradan Allah'ın Kerim ve Rahim ismini ispatlayacak. Allah'ın Kerim ve Rahim isimlerinden de ahireti ispatlayacak. Özeti bu. Yani bâb-ı kerem ve rahmettir ki Kerim ve Rahim isminin cilvesidir. E kâinatta sabit gerçekler var, sabit hakikatler var. İnkar edemeyeceğimiz sabit gerçekler var. Bir tanesi de bu. Kerem ve rahmet hakikatı. Kerem ve rahmet hakikatının varlığı bize hem Allah'ın varlığını gösteriyor hem ahiretin varlığını gösteriyor. Bakalım nasıl olacak şimdi? Hiç mümkün müdür ki gösterdiği âsâr ile nihayetsiz bir kerem ve nihayetsiz bir rahmet ve nihayetsiz bir izzet ve nihayetsiz bir gayret sahibi olan şu âlemin Rabbi, kerem ve rahmetine layık mükâfat, izzet ve gayretine şayeste mücazatta bulunmasın? Hiç mümkün müdür ki gösterdiği âsâr ile, gösterdiği eserler, kâinatta bize gösterdiği eserler var. İşte onları örnek verecek daha sonra. Bunlar nihayetsiz bir kerem, sonsuz bir kerem sahibi, ikram sahibi, nihayetsiz bir rahmet, nihayetsiz bir izzet, nihayetsiz bir gayret sahibi olduğunu gösteriyor Allah'ın. Göster-- sahibi olan şu âlemin Rabbi, kerem ve rahmetine layık mükâfat, izzet ve gayretine şayeste mücazatta bulunmasın. O zaman madem öyle kerem ve rahmet sahibidir, o zaman kerem ve rahmetine layık mükâfatı olacaktır. İzzet ve gayret sahibidir. İzzet ve gayr