
Sign up to save your podcasts
Or


Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayım,
Akşam oluyor,
Dumanlı, ıslak ovaya-akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer
Akşamın inişini, yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim
Toprağı severmişim meğer,
Toprağı sevdim diyebilir mi onu bir kez olsun sürmeyen,
Ben sürmedim,
Platonik biricik sevdam da buymuş meğer,
Meğer,
Irmağı severmişim,
İster böyle kımıldanmadan aksın,
İster uzasın göz alabildiğine dümdüz,
Bilirim, aynı ırmakta yıkanılmaz bir kere bile,
Bilirim, ırmak yeni ışıklar getirecek sen göremeyeceksin
Bilirim,
Benden önce duyulmuş bu keder benden sonra da duyulacak,
Benden önce söylenmiş bunların hepsi bin kere,
Benden sonra da söylenecek,
Gökyüzünü severmişim meğer,
Kapalı olsun açık olsun
Ağaçları severmişim meğer,
Yolları severmişim meğer,
Bir kapalı kutuda ikimiz
Dünya akıyor iki yandan, dışarda dilsiz uzak
Hiç kimseyle hiçbir zaman böyle yakın olmadım
Belki böyle bir şey olmadı...
Çiçekler geldi aklıma her nedense,
Gelincikler, kaktüsler, fulyalar
Çiçekleri severmişim meğer,
Üç kırmızı karanfil yolladı bana,
Yıldızları hatırladım…
Severmişim meğer,
Gözümün önüne kar yağışı geliyor,
Meğer kar yağışını severmişim,
Güneşi severmişim meğer,
Meğer denizi severmişim,
Hem de nasıl,
Bulutları severmişim meğer,
İster altlarında olayım ister üstlerinde,
Yağmuru severmişim meğer
Ağ gibi de inse üstüme ve damlayıp dağılsa da camlarımda yüreğim
Beni olduğum yerde bırakır ağlara,
Ya da bir damlanın içinde ve çıkar yolculuğa,
Haritada çizilmemiş bir memlekete gider,
Yağmuru severmişim meğer
Ama neden birdenbire keşfettim bu sevdaları Prag-Berlin treninde?
Yanında pencerenin altıncı sigaramı yaktığımdan mı?
Bir eski ölümdür benim için
Saçları saman sarısı, kirpikleri mavi
Zifiri karanlıkta gidiyor tren,
Zifiri karanlığı severmişim meğer
Kıvılcımlar uçuşuyor lokomotiften-kıvılcımları severmişim meğer
Meğer ne çok şeyi severmişim de altmışında farkına vardım bunun
Prag-Berlin treninde
Yanında,
Pencerenin yeryüzünü dönülmez bir yolculuğa çıkmışım gibi seyrederek
By HedablidaPrag-Berlin treninde pencerenin yanındayım,
Akşam oluyor,
Dumanlı, ıslak ovaya-akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer
Akşamın inişini, yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim
Toprağı severmişim meğer,
Toprağı sevdim diyebilir mi onu bir kez olsun sürmeyen,
Ben sürmedim,
Platonik biricik sevdam da buymuş meğer,
Meğer,
Irmağı severmişim,
İster böyle kımıldanmadan aksın,
İster uzasın göz alabildiğine dümdüz,
Bilirim, aynı ırmakta yıkanılmaz bir kere bile,
Bilirim, ırmak yeni ışıklar getirecek sen göremeyeceksin
Bilirim,
Benden önce duyulmuş bu keder benden sonra da duyulacak,
Benden önce söylenmiş bunların hepsi bin kere,
Benden sonra da söylenecek,
Gökyüzünü severmişim meğer,
Kapalı olsun açık olsun
Ağaçları severmişim meğer,
Yolları severmişim meğer,
Bir kapalı kutuda ikimiz
Dünya akıyor iki yandan, dışarda dilsiz uzak
Hiç kimseyle hiçbir zaman böyle yakın olmadım
Belki böyle bir şey olmadı...
Çiçekler geldi aklıma her nedense,
Gelincikler, kaktüsler, fulyalar
Çiçekleri severmişim meğer,
Üç kırmızı karanfil yolladı bana,
Yıldızları hatırladım…
Severmişim meğer,
Gözümün önüne kar yağışı geliyor,
Meğer kar yağışını severmişim,
Güneşi severmişim meğer,
Meğer denizi severmişim,
Hem de nasıl,
Bulutları severmişim meğer,
İster altlarında olayım ister üstlerinde,
Yağmuru severmişim meğer
Ağ gibi de inse üstüme ve damlayıp dağılsa da camlarımda yüreğim
Beni olduğum yerde bırakır ağlara,
Ya da bir damlanın içinde ve çıkar yolculuğa,
Haritada çizilmemiş bir memlekete gider,
Yağmuru severmişim meğer
Ama neden birdenbire keşfettim bu sevdaları Prag-Berlin treninde?
Yanında pencerenin altıncı sigaramı yaktığımdan mı?
Bir eski ölümdür benim için
Saçları saman sarısı, kirpikleri mavi
Zifiri karanlıkta gidiyor tren,
Zifiri karanlığı severmişim meğer
Kıvılcımlar uçuşuyor lokomotiften-kıvılcımları severmişim meğer
Meğer ne çok şeyi severmişim de altmışında farkına vardım bunun
Prag-Berlin treninde
Yanında,
Pencerenin yeryüzünü dönülmez bir yolculuğa çıkmışım gibi seyrederek