
Sign up to save your podcasts
Or


Mental oyunlar oynuyorum kendimle. Kitaplarda bulamayacağınız üç basit oyunu sizinle paylaştım bu hafta. İyi dinlemeler...
Açıklamaya sığdırmak zor, siz bölümü dinleyin en iyisi:)
Tasavvufun hiçlik makamını anlayamıyorum ben ama benim zihnimde başka bir makam var; herşeylik makamı...
Benim kalbimin onayladığı böyle bir şey...
İtalya yine kucakladı beni. Ben de onu. Bir kaç gün Sicilya’da gezdikten sonra içimden dökülenleri sizinle paylaştım bu hafta…
Bu bölümde yaratıcılık konusunu kendini sevmeye ve özşefkate bağlıyorum. Her yaşta nice farklı şekillerde kendini sevmeyi öğrenebilir insan ama en enteresan farkındalık şu bana göre; kendimizi sevmeyi dahi yarım yamalak sevgilerden öğreniyoruz. Ya hiç sevilmeseydik? Hiç!?
Psikolojinin halka inmesiyle, modern dünyanın bireyselciliği kaynaşınca ebeveynleri suçlamaya meylediyoruz, kendimizle olan meselemizi, kendisiyle meselesi olmaması gerektiğine ikna olduğumuz ebeveynlerimizin kusurlarına bağlıyoruz ama çok önemli bir noktayı kaçırıyoruz aslında;
Yarım yamalak da olsa kabımıza sızan sevgilerle tanıdık onu, o duygu o vesileyle tanımlandı bünyemizde, yaş aldıkça o parçaları bir araya getirip içine bir de tohum çalıp büyüdüğünü izlemek yani kendimizi sevmek bizim elimizde.
Yaratmak için cesaret gerekiyor evet ama devam etmek için bir kaç takıntıdan kurtulmak ve bir de istikrar gerekiyor.
Sanatçının sanattan, yaratmaktan başka yolu olmadığını anladığında bunları da öyle ya da böyle öğrenmesi gerekiyor.
'Yaratıcılık' kelimesiyle aramız açıldığından beri yüzümüz gülmedi. Kim bilir kaç insan yaratmadığı için bu dünyadan mutsuzluk ve boşluk hissiyle geçip gitti...
Evet tüm bölümün özeti bu iki cümleydi.
Adam Grant`in eseri 'Yeniden Düşün' den ilham alarak yaptığım bir bölüm. Ne kitap özeti, ne sohbet. Ortaya karışık:)
From the publisher's feed