Şiirlenelim

Şiirin Dip Sularında- Sait Maden


Listen Later

Yeni bir dize'yi pencereden uzatıp, güneşe doğru

Tuttunuz mu akşam üzeri?

Hava esintiliyse eğer ,

Pır pır ettiğini görürsünüz ışıltılar saçarak yer yer.

Kimi kez, elinizden kaçtığı da olur; tepe, göl, koru,

Tarlalar, karşı dağlar derken bulutlara karışır gider.

Boş kalır şiirdeki yeri.

Artık dilinizde bir soru:

Nerde benim düş kelebeğim, ışıktan kuşum? Neydi zoru?

Yokluğunu gidermek için ararsınız yeni bir şeyler.

Zaman geçer.

Bilinmedik bir yerde, umulmadık bir gün

üstünüze bir ışık düşer, aydınlanır çevreniz bütün:

yüz güneşin hep birden at sürdüğü aynaya döner deniz.

Bir de bakarsınız, gökten aşağı bin kollu bir avize:

sayısız billuruyla parıltılar saçan o yitik dize!

Der gibidir size: Her zaman bu şiirin bir yerindeyiz!

Kendi yolumu bulurum,

Her sözcüğün arasından, ağaç, kor, sülün,

Serçe.. kolayca geçerim, serin, mor, yeni..

Ne gelirse aklına...

Bak, diken'in, gül'ün bütün dönemeçlerinde ayak izim var

Yolda bulduğum her şeyin tadına baktım,

Acı'nın liflerini çiğnedim;

Korkular şarap tadındaydı, hüzünler elma...

Yol değiştirdiğim zamanlar oldu.

Gök, düğüm üstüne düğüm attı geçmeyeyim diye dağın ardına.

Ne bekliyorsun? Uyak mı bekliyorsun burada, yağmur bekler gibi kaç gündür?

Bak, bulutlandı yüksekler,

İncecik bir çisenti başladı bile.

Dur, ne diye kenti çisenti'ye uydurdun?

Gerek yok daha

Az sonra, her yeri bir engerek gibi sarar yağmur;

...Her yer su dolu, delik deşik.

Gideceğin yolu bulamazsın bu karanlıkta.

Bize buyur.

Uyak ararız birlikte. Gerekirse tuzak kurarız en uzak yerlere.

Bana bırak o işi.

Bu şiirde her dize'nin çizdiği gizli eğriler üst üste gelince,

Senin yollarını birer birer düğümleyecektir,

sevin,

düşünde beyaz gemiler yüzen uzak bir kimsenin uykusuna.

Bir el siler gibiyken o eğrileri var hızıyla,

ayrı bir el uzanıp ileri geri saracak seni bir mumya sarar gibi,

Öyle güzel yok olacak eski dünya

Korkular ne renktedir, düşündün mü hiç?

Ayva sarısı mı, üvez renginde mi, küf yeşili mi yoksa?

Ya senin sevinç çığlıkların?

Sülün kuyruğu, kuş yemi, serçe göğsü renginde mi?

Ben, öpe öpe bakıyorum her şeyin tadına.

Tanrı ne renkte?

Dağlar örten şu kızıl akşam sisleri, kuşku mu yoksa acı mı?

Bir sözcüğü değiştirmek istersiniz de, bozarsınız ya

Uzun bir geziye çıkıp, şu liman senin, bu liman benim gidersiniz ya;

Kimsenin bilmediği bir düşte, avuç avuç yıldız

Ya da kucaklar dolusu gül topladınız dizenizde boş kalan yere

Sizin bunca çabanıza karşın, o da ne?

eski sözcük,

Gözlerinin içinde hınzır bir gülücük,

Uzanmış kendi yerine boylu boyunca!

Bir sözcüğün içinden geçiyoruz seninle,

ufacık bir sözcüğün, yaprak gibi, kırlangıç

gibi...

İlerden gelen şu çağıltıyı dinle karanlıkta:

Derin bir suyu, usta bir dalgıç gibi geçmemiz gerek...

Evet, şimdi sivri, sert taşlara sürtünerek gideceksin

Mağara gibi bir yer burası.

Bir uğultu var, evet,

Ateşböcekleri var,

Gözler var, ara ara yanıp sönen...

Güç adım atıyoruz yapışkan çamura bata çıka...

Ansızın ilerde kan rengi yapraklarıyla yükselen bir ağaç,

Ve,

Üzerinde bir yığın insan yüzü,

Korkma, yolun sonuna az kaldı.

...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

ŞiirlenelimBy Hedablida