Şiirlenelim

Soluk Soluğa- Ahmet Telli


Listen Later

Hep yanıldı ve yenilgilere uğradı

Ama atıldı yine de serüvenlere

Vakti olmadı acıların hesabını tutmaya

Durup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı.

Yangınlarla geçti ömrü ve hep yalnızdı

– ki onlar daima birer yalnızdılar

Nerde doğmuştu?

ve ne zaman kopup Gitmişti o kentten? anımsamıyor artık

Hangi sokaktaydı?

Üşüten bir acıydı belki

Her yolculuk, yangınların başladığı yereydi

İçinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi

Ay bile soğuktur o zaman,

Bir buz parçasıdır,

Çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara,

Ki, bir ömrün karşılığıdır serüvenler

Biraz da serüvendi yaşamak

Belki yatkındı büyük yolculuklara,

Ki serüvenler, daima büyük aşklar

Ve büyük yolculuklarla başlar...

Ve hep kar yağardı nedense

Durmadan kar yağardı yol boyunca

Ve nasılsa yok olup giderdi hüzün

Kent görünmez olunca arkada,

Ne bir veda sözcüğü dökülürdü dudaklarından,

Ne de dönüp bakardı geriye bir kez olsun

Ne zaman yollara düşse, biterdi acılar

Gül yüzlü sular, fışkırırdı toprağın karnından

Güneşin batışını seyretmek ölümdür biraz

Kitapları hep aynı raflara sıralamak

Aynı eşyayı kullanmak eskimektir biraz

Soluk soluğa yaşamalı insan

Her sabah yeni bir şeyler görebilmeli

Ve cehenneme dönse de bir ömür, Mutlaka bir şeyler değişmeli her/gün

Ey o büyük yolculukların ürperten heyecan!

Okyanus dalgalarının sesleriyle dol bu ömre

Ölüme ve aşka durmadan kement atan Serüvenlerle geçsin yaşamak

Buz tutmuş bir dünya ortasında, Yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla...

Önünde dağlar, uçurumlar

Sarsılan gök, yarılan toprak

Çelik uğultularla burgaçlanırken,

Yaşamak işte öylesine kucaklardı onu

Ve her nasılsa bir sevinç dolardı yüreğine

Soluk soluğa yaşadı kentleri,

Bağlanacak kadar kalmadı hiçbirinde

Pervasız bir acemi, bir çılgın

Soyu tükenen bir bilgeydi belki de…

O yalnız, kaybetmesini öğrendi ömründe

Avucundan dökülen kum taneleriydi her şey

Sevince deli gibi severdi

Pervasız severdi sevince

Yoktu bağlandığı herhangi bir şey

Bulutlar gibi çekilip giderdi seslerin arasından

Ne bilir ömrün değerini bir çılgın?

Yalnızca kendini yaşamayı nereden bilebilir?

Ve başarısız eylemler çağında o, Kaçabilir mi binlerce kez ölmekten?

Yerleşik yargıları olmadı hiç,

Kurmadı güzel gelecek düşleri,

Nerede bir yangın, nerede tehlike O mutlaka oradaydı birdenbire

özgür sayılırdı belki, Ama bağlanmazdı özgürlüğe de

Hiçbir yerde yeterinden çok kalmadı

Geride kalan ne varsa soluktur şimdi

Titreyen kandiller gibi sönmek üzeredir

O eski konaklar gibidir anılar

nasıl bağlanmadıysa yere ve zamana,

bağlanmadı kendine de ömür boyu...

soluk soluğa yaşamak istedi dünyayı

bir şahin gibi bulutlara kurdu çadırını

sıradan bir gezgin değildi hiç...dövüşür gibi yaşadı yolculukları

belki korkusuz sayılmazdı büsbütün,

korkardı korkulara düşmekten zaman zaman

ve bütün gemileri yakıp

yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla

mutlu muydu? hiç düşünmedi böyle şeyleri

umutlardansa nefret etti daima

hep yanıldı ve yenilgilere uğradı

ama atıldı yine de serüvenlere

pervasız bir acemi

soyu tükenen bir bilgeydi belki de...

Ama bir şey vardı yine de

Başarısız ihtilallerden kendine kalan

...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

ŞiirlenelimBy Hedablida