
Sign up to save your podcasts
Or


Ben durgun ruhları taşıyamadım, anlatamadım vaktin dolduğunu
Bulutu unutulmuş bir gökle sırdaş olup, anlatamadım suların kabardığını,
Fırtınanın taştığını
Toprağın kıvrıldığını, çatladığını taşların
Her gece paylaşılan bir yüzden sarardığını uykularımın...
Binlerce kez yanılmanın yorgunluğu
Bir yabancının ruhunu alkışlayıp, okşayarak,
Akarsu havuzlarına, karlı yamaçlara, sarnıçlara, yeniden parıldayacak bir hayatın ateşini
Yakmaya yetmiyordu
Ama sen, ilk kez bulmanın sarhoşluğu...
Taşkın bir hayatın, ürkek ve zamansız yolculuğu
O kadar uzak
Ve o kadar korkulu mutluluğu
Evet, taşıyamadım durgun ruhları,
Taşıyamazdım,
Tanıyamadım bir böceğe yaslı adımları yankılayan kapıları
(adım ve kapı ve yankı bendim gerçi)
Filiz süren, kabuk değiştiren...
Yenilenen her ağaca yanaşamadım,
Beni bilen bir bakıcı çıksa,
Bir sahtekar tutup yaşadığımı haykırsa,
Ortaya konsa benden artan bana,
Şaşırmazdım, hatırlanmaz aldanmazdım
Bütün sözlerin yanılacağını
Zamansız bir kuşkuya düştüm ben...
Aldandım pencereye vuran gürültülerde,
Aklım karıştı, rehber olamadım örümceklere,
Bir ejder ritmi kolladım hep sana ulaşan kıyılarda
Anla,
Kendime kurulan bir tuzağım ben
Yetişemem taş kemerleri aşan yorgancıya,
Silemem,
Gözümden gitmez o dağın yolculukları
İşte yalnız sana söylenen bir sözüm ben
Bak, günlerdir güneşi utandıran bir yangınla örtülü içim dışım
Ah, çıkar artık geceyi beni ayıltan ağzından
Geçeyim toz zerreleri,
Ah, yalnız sana söylenmiş bir sözdüm ben...
By HedablidaBen durgun ruhları taşıyamadım, anlatamadım vaktin dolduğunu
Bulutu unutulmuş bir gökle sırdaş olup, anlatamadım suların kabardığını,
Fırtınanın taştığını
Toprağın kıvrıldığını, çatladığını taşların
Her gece paylaşılan bir yüzden sarardığını uykularımın...
Binlerce kez yanılmanın yorgunluğu
Bir yabancının ruhunu alkışlayıp, okşayarak,
Akarsu havuzlarına, karlı yamaçlara, sarnıçlara, yeniden parıldayacak bir hayatın ateşini
Yakmaya yetmiyordu
Ama sen, ilk kez bulmanın sarhoşluğu...
Taşkın bir hayatın, ürkek ve zamansız yolculuğu
O kadar uzak
Ve o kadar korkulu mutluluğu
Evet, taşıyamadım durgun ruhları,
Taşıyamazdım,
Tanıyamadım bir böceğe yaslı adımları yankılayan kapıları
(adım ve kapı ve yankı bendim gerçi)
Filiz süren, kabuk değiştiren...
Yenilenen her ağaca yanaşamadım,
Beni bilen bir bakıcı çıksa,
Bir sahtekar tutup yaşadığımı haykırsa,
Ortaya konsa benden artan bana,
Şaşırmazdım, hatırlanmaz aldanmazdım
Bütün sözlerin yanılacağını
Zamansız bir kuşkuya düştüm ben...
Aldandım pencereye vuran gürültülerde,
Aklım karıştı, rehber olamadım örümceklere,
Bir ejder ritmi kolladım hep sana ulaşan kıyılarda
Anla,
Kendime kurulan bir tuzağım ben
Yetişemem taş kemerleri aşan yorgancıya,
Silemem,
Gözümden gitmez o dağın yolculukları
İşte yalnız sana söylenen bir sözüm ben
Bak, günlerdir güneşi utandıran bir yangınla örtülü içim dışım
Ah, çıkar artık geceyi beni ayıltan ağzından
Geçeyim toz zerreleri,
Ah, yalnız sana söylenmiş bir sözdüm ben...