
Sign up to save your podcasts
Or


Speak Up’ın Fırat Devecioğlu ile ortak gerçekleştirdiği “İnsanın Dönüşümü” serisinin bu bölümünde temel soru şudur: Tembellik nasıl yenilir ve insan nasıl harekete geçer? Sohbet, tembelliği bastırılması gereken bir kusur olarak değil, insanın kabul etmesi gereken bir parçası olarak ele alır. Çünkü ancak kabul edilen bir şeye karşı durulabilir. İnsanın içinde hem çalışkan hem tembel bir taraf vardır; karanlık tarafı yok saydıkça aydınlık tarafa geçmek zorlaşır. Asıl mesele, konfor alanında ne kadar kalınacağı ve ertelemenin ne zaman alışkanlığa dönüştüğünü fark edebilmektir.
Disiplin ve süreklilik, dönüşümün anahtarı olarak öne çıkar. Semih Saygıner’in de vurguladığı gibi, gerçek güç istemese bile devam edebilmektir. Fırsatlar planlarda değil, hareketin içinde ortaya çıkar. Bu yüzden büyük hedefler yerine “ilk küçük adım” belirleyicidir: yüzünü yıkamak, arabaya binmek, sadece oraya kadar gitmek… Progress not perfection ve Mel Robbins’in 5-4-3-2-1 yaklaşımı, zihinden önce bedeni harekete geçirmeyi önerir.
Bölüm, “şans” anlatısına da itiraz eder. Başarının arkasında görünmeyen emek, rutin ve vazgeçmeme vardır. Özellikle yeni bir şey yapanların bir süre Tanpınar’ın dediği gibi “sessizlik suikastı” yaşaması olağandır. Yaratıcılık ise çoğu zaman sıkışma anlarında ortaya çıkar; ama kıvılcım tek başına yetmez. Rutin, üretimi mümkün kılan zemindir. Son mesaj nettir: Tembellik insanın parçasıdır; onu inkâr etmek değil, küçük adımlarla hareketi başlatmak, rutin kurmak ve disiplinle sürdürmek gerçek dönüşümü getirir.
By Poddict: Sercan AkdemirSpeak Up’ın Fırat Devecioğlu ile ortak gerçekleştirdiği “İnsanın Dönüşümü” serisinin bu bölümünde temel soru şudur: Tembellik nasıl yenilir ve insan nasıl harekete geçer? Sohbet, tembelliği bastırılması gereken bir kusur olarak değil, insanın kabul etmesi gereken bir parçası olarak ele alır. Çünkü ancak kabul edilen bir şeye karşı durulabilir. İnsanın içinde hem çalışkan hem tembel bir taraf vardır; karanlık tarafı yok saydıkça aydınlık tarafa geçmek zorlaşır. Asıl mesele, konfor alanında ne kadar kalınacağı ve ertelemenin ne zaman alışkanlığa dönüştüğünü fark edebilmektir.
Disiplin ve süreklilik, dönüşümün anahtarı olarak öne çıkar. Semih Saygıner’in de vurguladığı gibi, gerçek güç istemese bile devam edebilmektir. Fırsatlar planlarda değil, hareketin içinde ortaya çıkar. Bu yüzden büyük hedefler yerine “ilk küçük adım” belirleyicidir: yüzünü yıkamak, arabaya binmek, sadece oraya kadar gitmek… Progress not perfection ve Mel Robbins’in 5-4-3-2-1 yaklaşımı, zihinden önce bedeni harekete geçirmeyi önerir.
Bölüm, “şans” anlatısına da itiraz eder. Başarının arkasında görünmeyen emek, rutin ve vazgeçmeme vardır. Özellikle yeni bir şey yapanların bir süre Tanpınar’ın dediği gibi “sessizlik suikastı” yaşaması olağandır. Yaratıcılık ise çoğu zaman sıkışma anlarında ortaya çıkar; ama kıvılcım tek başına yetmez. Rutin, üretimi mümkün kılan zemindir. Son mesaj nettir: Tembellik insanın parçasıdır; onu inkâr etmek değil, küçük adımlarla hareketi başlatmak, rutin kurmak ve disiplinle sürdürmek gerçek dönüşümü getirir.