
Sign up to save your podcasts
Or


Yaşayan kişi olarak yargılarımızın sorumluluğunu almalıyız, yaşatan kişi olarak da kendi davranışlarımızın.
Karşımızdakinin ne hissedeceğini yönetemeyiz, ancak ona nasıl davranacağımızı yönetebiliriz.
Başımıza gelen her şeyi seçemeyiz; fakat hangi hikâyeleri besleyeceğimiz konusunda bir ölçüde söz sahibiyiz. Acı, dayanıklılık, yol arkadaşlığı ve kendimizi şanslı hissetmenin ne anlama geldiği üzerine.
Çocukken duyduğumuz bazı sözler, yetişkinliğimizde hâlâ bizimle konuşmaya devam ediyor olabilir. Başarı, sevgi, onay, eleştiri ve yetersizlik duygusu üzerinden öğrendiğimiz ilişki biçimleri zamanla kendi iç sesimize dönüşebilir.
Bu bölümde geçmişin bizi nasıl etkilediğini, özdeğerimizi neden başkalarının onayına bağlayabildiğimizi ve bize yapılan davranışları farkında olmadan başkalarına nasıl aktarabileceğimizi konuşuyorum. Ama asıl soru geçmişte ne yaşadığımız değil: Bugün biz ne yapıyoruz?
Gelecekte ne olacak diye sormak yerine, ne olursa olsun onunla karşılaşmaya hazır mıyız diye sormalıyız.
İyi bir lider, düşmanı yenmenin bir zafer olduğunu bilir, ancak daha büyük zaferin düşmanlığı yenmek olduğunun da farkındadır. "Yurtta sulh, cihanda sulh."
"Bu yüzden öncelikle görünüme kapılmamaya çalış, zira zaman ve erteleme fırsatı yakalarsan, daha kolay bir şekilde kendinin efendisi olacaksın."
Yaşadığımız sıkıntıların kaynağında, kavramlara verdiğimiz anlamlar yatıyor olabilir mi? Ayrıştırıcı zihnimiz bizi birlikten koparıp ikiliğe yöneltiyor olabilir mi?
Başkalarının erdemsiz davranışları karşısında nasıl bir tutum almalıyız? Kötülüğü yapan kişiyi düşman olarak görmek yerine, cehalet içinde ve değişime açık biri olarak görmek; kendi iyiliğimizi korurken insandan umudu kesmemek üzerine.
From the publisher's feed

109 Listeners

1 Listeners

57 Listeners

51 Listeners

9 Listeners

18 Listeners

0 Listeners