Gerçek gazetesi

Sungur Savran: Devrim talimleri


Listen Later

Dünyanın her yerinde insanların çoğunluğu bir gün gelip de sömürülen, ezilen, yoksullaşan halkın birleşip toplumun tepesine çökmüş alçakları devirebileceğine, yepyeni, kimsenin kimseyi ezemediği sömüremediği bir toplum kurabileceğine inanmamakta hemfikirdir. Üstelik son otuz-kırk yıldır yaşanan yoksullaşma, güvencesizleşme, güçsüzleşme göz önüne alınınca umutsuzluk alır başını yürür. Birileri çıkıp da, “Başta işçi sınıfı, bütün emekçiler ve ezilenler ayağa kalkacak, dünyanın altını üstüne getirecek” diye bir öngörüde bulunsa “hayal görüyor” diye dudak bükülür. “Devrim” dediniz mi, bu yazının tepesindeki fotoğrafta görülen, dünyanın en yüksek dağı Himalayalar’a tırmanmak kadar olanaksız görünür çoğunluğa.

Biz büyük değişim olanakları, devrim olasılıkları konusunda umutsuzlanan insanları anlıyoruz. Günlük yaşamın gailesi içinde, hayat biteviye aynı sorunlar etrafında dolanıp dururken insanın böylesine olağanüstü gelişmeleri hayal etmesi bile çok zordur. Üstelik, Türkiye’de hak arama yolunda hemen hemen bütün eylemler ağır bir polis baskısı ile karşılaşırken kimsenin bu tür mücadelelerin geniş kitlelere yayılacağı konusunda umut beslemesi kolay değil. Türkiye’de de dünyada da kimse bu tür devrimci mücadeleler ve bunların sonucunda toplumda büyük değişimler beklemiyor kısacası.

Neden eskiden olmuş da şimdi olmayacak? Bu soruya cevap vermek, “devrim falan olmaz kardeşim” deyip duran babayiğit için bile zor. Eskiden de onun dedeleri “olmaz” demişler, bir bakmışlar olmuş. Marksizm sadece “devrimler tarihin motorudur” demiyor. Devrimin hangi koşullar altında patlak vereceğini de ortaya koyuyor. Devrimci durumlar ne zaman ortaya çıkar peki? Birincisi, “Yönetenler eskisi gibi yönetemediğinde”. Bu döneme 2008 yılında kapitalist dünyayı saran derin ekonomik buhranla, sık kullandığımız bir deyimle Üçüncü Büyük Depresyon kapitalistlerin başa çıkamadığı bir durum yarattığında zaten girmiş bulunuyoruz. Yönetenler çırpınıyor. Eskisi gibi yönetemediklerinin en sağlam belirtisi, ABD’den Brezilya ve Arjantin’e, İtalya ve Hollanda’dan Hindistan’a faşizmin başını kaldırmış olması.

Ama bir ikinci koşul da var: “Yönetilenler”, yani biz, yani siz, “eskisi gibi yönetilmek istemediğinde”. Bu, ilkinden daha çok zaman alıyor. Daha büyük sabır istiyor. Normal zamanlarda “yönetilenler” de “yönetenler”in siyasi etkisi altında olduğundan uzun sürebilen bir kopuş süreci yaşanmak zorunda. İşçinin emekçinin burjuva düzeninin savunucusu AKP’lerden, CHP’lerden, MHP’lerden, İyi Parti’lerden kopması gerekiyor.

Devrim, dedik, insanlara Himalayalar’ın tepesine çıkma kadar zor görünüyor. Bir daha bakın tepedeki resme. “Yok ya buraya çıkılır mı?” dersiniz. İşin bilimini, tekniğini öğrenmemişseniz. Ama geçen hafta üç dağcı buraya çıktı. Bu taraftan ilk defa fethediliyormuş Himalayalar. Onun resmine de aşağıda bakın.

Marx ne demişti? “Bilime giden düz bir yol bulunmuyor ve yalnızca onun dik patikalarını tırmanmaktan çekinmeyenler, aydınlık doruklarına ulaşma şansına sahiptir.”

...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Gerçek gazetesiBy Gerçek