Modern sanat ve çağdaş sanat çok fazla karıştırılan iki
dönem. Kelime olarak ikisi de benzer anlamlara gelse de entelijansiya’da bunlar
birbirinden tamamen farklı. Modern sanat isminin aksine hiç modern değil hatta
baya da eski. Modern sanat terimi, 19. yüzyılın sonlarından itibaren ortaya
çıktı. Bu dönemde sanatçılar, geleneksel sanat anlayışını sorgulayarak, yeni
ifade biçimleri ve teknikler arayışına girdiler.
Modern sanatın kökenleri,
endüstri devriminin etkisiyle birlikte toplumda ve sanatta meydana gelen
değişimlere dayanmaktadır. Sanatçılar, geleneksel sanat formlarını terk ederek,
duygusal deneyimleri daha özgün bir şekilde ifade etmeye çalıştılar. Fotoğrafçılığın
yaygınlaşması ve popülerleşmesinden dolayı sanatçılar gördüklerini gerçekçi bir
şekilde birebir yansıtmaktansa daha özgür ve otantik şekilde yansıtmayı
seçtiler. Modern sanatın evrimi, birçok farklı akımın ortaya çıkmasına neden
oldu. Her akım kendi özgün tarzı ile tanınır. Örneğin, izlenimcilik, kübizm,
dadaizm, sürrealizm gibi akımlar, modern sanatın çeşitli yönlerini temsil eder.
Modern sanatın bu deneyselliği, özgürlüğü sanatın sadece maddi esasları
üzerineydi. Sanat hala bilinen kabul görülen şekil kuralları üzerinde var
olmaya devam ediyordu. Çağdaş sanat bu noktada sanatın sadece maddi esaslarında
değil şekil esaslarında da özgürleşmeye gitti ve bilinen şekil esaslarını yıkıp
sanatın belirli normlar üzerinde sıkışmasını ve kendini tekrar etmesini
engelledi. Sanatın şekil olarak özgürleşmesi gösteri sanatı, dijital sanat,
land art, installation art gibi sanatların doğmasını sağladı. Birçok yönden
çağdaş sanat, 1960’ların kitle iletişim araçlarının patlamasına ve daha sonra
dijital medya ve bilgi teknolojisinin yükselişiyle birlikte büyüyerek ortaya
çıktı. Peki bu kadar bahsediyoruz ama sanat ne demek.
dendiğini duyduğumuzda bir çoğumuzda aklımızda direkt müzeler, pahalı
çerçeveleri olan tablolar, heykeller ve bunun gibi şeyler aklına geliyor ve
tepki genellikle ben pek anlamadım sanat sanırım bana göre bir şey değil
şeklinde son buluyor. Bunun sebebi uzun süreler boyunca sanatı entelijansiyaya,
çok ufak küçük bir elit zümreye sıkıştırıp. Sadece onların yaptığı, tükettiği
bir şeye indirgememizdi. Aslında sanat toplumun sadece belirli bir kesmi için
değil, toplumu toplum yapan en ufak parçası için de sanattır. Toplumdan halkı
çıkardığımızda toplum diye bir şey ortada kalmaz. Bu yüzden sanat bir zümreye
sıkıştırılamaz. Sanat onu hissetmek isteyen, üretmek isteyen, tüketmek isteyen
herkes içindir. Ve tahmin ettiğimizden daha geniş bir alanı kapsar. Dinlediğimiz
müzikten, izlediğimiz filmden, şiirlerden, tiyatrolardan, sokakta yapılan
gösterilerden, pankartlardan, grafitilerden tutun neredeyse her şey sanatın
maddi ve şekilsel yapısını oluşturabilir. Peki durum eğer böyleyle sanatı
gerçekten nasıl tanımlayabiliriz?