Fluent Fiction - Turkish:
The Winter Lesson: Embracing Help and Friendship at School Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-01-10-08-38-20-tr
Story Transcript:
Tr: Emre, okulun kütüphanesinde çalışıyordu.
En: Emre was working in the school's library.
Tr: Yeni dönemin başlamasına az kalmıştı ve ihtiyaç duyduğu tüm malzemeleri almak istiyordu.
En: The new term was about to begin, and he wanted to get all the supplies he needed.
Tr: Yatılı okulun kitapçısı, Emre için oldukça tanıdıktı ama bu kez başka bir anlam taşıyordu.
En: The bookstore of the boarding school was quite familiar to Emre, but this time it held a different meaning.
Tr: İçeri girdiğinde sıcak hava ve kalemlerin, kitapların kokusu onu karşıladı.
En: Upon entering, he was greeted by the warmth and the scent of pencils and books.
Tr: İçerideki sessizlik çok huzur vericiydi.
En: The silence inside was very soothing.
Tr: Ancak kitapçının rafları arasında kaybolmak kolaydı.
En: However, getting lost among the bookstore's shelves was easy.
Tr: Kışın soğukluğu pencere camlarına yansımıştı.
En: The cold of winter was reflected on the window panes.
Tr: Emre, kırtasiye ve ders kitaplarını almayı planlıyordu.
En: Emre planned to buy stationery and textbooks.
Tr: Bağımsız olmak istiyordu.
En: He wanted to be independent.
Tr: Kendi başına her şeyi başarabileceğini göstermeyi çok önemsiyordu.
En: Showing that he could achieve everything on his own was very important to him.
Tr: Ancak raflara bakarken, fiyatların beklediğinden yüksek olduğunu fark etti.
En: But while looking at the shelves, he realized the prices were higher than he expected.
Tr: Bu, onu endişelendirdi.
En: This worried him.
Tr: Yeterince parası olmadığı düşüncesi canını sıktı.
En: The thought of not having enough money bothered him.
Tr: Üstelik bazı kitapları bulmakta zorlanıyordu.
En: Moreover, he was having difficulty finding some of the books.
Tr: Tam bu sırada, Selin içeri girdi.
En: Just then, Selin walked in.
Tr: Selin daima enerjik ve yardımseverdi.
En: Selin was always energetic and helpful.
Tr: Emre'yi görünce gülümsedi.
En: When she saw Emre, she smiled.
Tr: "Burada bir problem mi var, Emre?"
En: "Is there a problem here, Emre?"
Tr: diye sordu.
En: she asked.
Tr: Emre yardım istemekten çekiniyordu ama Selin'in içtenliği onu rahatlatıyordu.
En: Emre hesitated to ask for help, but Selin's sincerity put him at ease.
Tr: "Sadece ne alacağımı bulmaya çalışıyordum," diye cevapladı Emre, biraz utangaçça.
En: "I was just trying to figure out what to buy," Emre replied, a little shyly.
Tr: Selin, raflar arasına göz gezdirdi, ardından Emre'ye dönerek, "Birlikte bakabiliriz.
En: Selin glanced through the shelves, then turned to Emre and said, "We can look together.
Tr: Belki bazı şeyleri daha uygun fiyatlı buluruz," dedi.
En: Maybe we can find some things more affordably."
Tr: Emre, bir süre düşündü.
En: Emre thought for a moment.
Tr: Yardım istemek, başlangıçta planlarına aykırıydı.
En: Asking for help was contrary to his initial plans.
Tr: Ancak zaman daralıyordu ve yardım almak mantıklı görünüyordu.
En: But time was running out, and getting help seemed sensible.
Tr: Derin bir nefes aldı ve Selin'e minnettar bir bakışla gülümsedi.
En: He took a deep breath and smiled at Selin with gratitude.
Tr: "Peki, birlikte bakalım."
En: "Okay, let's look together."
Tr: İkisi birlikte raflar arasında dolaştı.
En: The two wandered through the shelves together.
Tr: Selin, listede olmayan ama çok gereken bazı eşyaları hatırlattı.
En: Selin reminded him of some items that weren't on the list but were much needed.
Tr: Emre, Selin'in yardımıyla kısa sürede ihtiyacı olan her şeyi buldu ve bütçesini de zorlamadı.
En: With Selin's help, Emre quickly found everything he needed without straining his budget.
Tr: Kasada sıra beklerken Selin, "Bak, bazen yardımla her şey daha kolay olabilir," dedi.
En: While waiting in line at the checkout, Selin said, "See, sometimes with help, everything can be easier."
Tr: Emre, Selin'e teşekkür ederek hak verdi.
En: Emre agreed, thanking Selin.
Tr: Yanında birinin olması, işlerin ne kadar kolaylaşabileceğini ona göstermişti.
En: Having someone by his side had shown him how much easier things could be.
Tr: Yarıyıl için tüm malzemeleri almıştı ve şimdi döneme hazırdı.
En: He had obtained all the supplies for the semester and was now ready for the term.
Tr: Kütüphaneye dönmek için yola çıktıklarında, Emre bir dostun değerini anladı.
En: As they set off to return to the library, Emre understood the value of friendship.
Tr: Yardım almak, onun başarısını azaltmamış, tam tersine onu güçlendirmişti.
En: Receiving help hadn't diminished his success; on the contrary, it had strengthened him.
Tr: Kışın serin havasında kitapları ve defterleri taşırken, Emre'nin içi sıcaktı.
En: While carrying books and notebooks in the cool air of winter, Emre felt warm inside.
Tr: Artık dostlukları da bir kat daha güçlenmişti.
En: Their friendship had now become even stronger.
Tr: Selin'e dönüp, "İyi ki sen varsın," dedi.
En: Turning to Selin, he said, "I'm glad you're here."
Tr: Selin sadece gülümseyerek başını salladı ve böylece Emre, yeni döneme hazır ve mutlu bir şekilde yürümeye devam etti.
En: Selin just nodded with a smile, and so Emre continued walking, ready and happy for the new term.
Vocabulary Words:
- term: dönem
- boarding school: yatılı okul
- supplies: malzemeler
- familiar: tanıdık
- warmth: sıcaklık
- scent: koku
- soothing: huzur verici
- stationery: kırtasiye
- independent: bağımsız
- achieve: başarmak
- shelves: raflar
- realized: fark etti
- bothered: canını sıktı
- difficulty: zorluk
- energetic: enerjik
- sincerity: içtenlik
- affordably: uygun fiyatlı
- contrary: aykırı
- sensible: mantıklı
- gratitude: minnettarlık
- wandered: dolaştı
- straining: zorlamak
- checkout: kasa
- friendship: dostluk
- diminished: azaltmak
- strengthened: güçlendirmek
- semester: yarıyıl
- understood: anladı
- obtain: edinmek
- value: değer