
Sign up to save your podcasts
Or


Türkçemiz
Türkçe, çok geniş bir alanda konuşulan bir dildir. Gittiğim birçok ülkede Türkçe sayesinde kurduğum
Türkçe bilmek, Avrupa Birliği’nin Türkiye ile gelişen ticari ilişkilerinde önemli bir rol oynayabilir.
Karagöz: Susss! İşte Hacivat geliyor. Ben şuraya saklanayım. Bakalım Hacı Cavcav sizlere neler söyleyecek?
Hacivat : Öyle değil Karagöz’üm.
Tatlı Dil
Dil, insanlar arasında iletişim kurmada çok önemli bir araçtır. Dil, bizim mutluluk kaynağımızdır. Fakat bazen dilimiz yüzünden çeşitli sorunlar yaşayabiliriz. Toplumdaki kavgaların çoğu, insanların birbirini yanlış anlamasından kaynaklanır.
Bazı sözler, savaşların çıkmasına ve birçok insanın ölümüne sebep olur. Bazı sözler de insanlar arasında barış ve huzur sağlar.
İnsan, yaradılış ve karakter olarak tatlı dilden hoşlanır. Tatlı dil, insanları iyiliğe yöneltmede ve kötülüklerden uzaklaştırmada kullanılabilir.
Tatlı dilli olmakla, şefkatli ve sakin konuşmakla karşımızdaki insanın kalbini kazanırız. Tatlı dil ile söylenen her söz mutlaka etkisini gösterir. Tatlı dilli kişileri herkes sever.
Bir anne ve baba, topluma yararlı olması için çocuğuna tatlı dille öğüt verir. Bir çocuk, tatlı dille arkadaşlarının sevgisini ve güvenini kazanır.
Bazı arkadaşlarımızın hoşumuza gitmeyen alışkanlıkları olur. Onları tatlı dille uyarıp hatalarını düzeltebiliriz.
Kötü sözler, hem insanı olumsuz etkiler hem de yapılacak işlere engel olur. Sivri dilli insanlar, dostlarını ve arkadaşlarını yavaş yavaş kaybeder. Yalnız yaşamak zorunda kalırlar.
Bize verilen dil yeteneğini iyi ya da kötü kullanmak elimizdedir. Ama tatlı dilli olmamızın önünde hiçbir engel yoktur. Öyleyse dilimizi tatlı kullanalım. Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım. Dilimizi bir demet gül gibi karşımızdakine sunalım. Bu durumda katı kalplerin bile yumuşadığını göreceksiniz. Bunun için atalarımız: “Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır.” demişlerdir.
Orhan Kâzım (Düzenlenmiştir.)
FARKINDA MISIN?
Anneciğim bilmem farkında mısın?
AİLEMİZ
Bizim sevinçli veya üzüntülü anlarımız olabilir. Sevincimizi ve üzüntümüzü en samimi şekilde annemiz ve babamız paylaşır. Bize sarılır ve üzüntümüzü gidermeye çalışırlar. Sevincimize ortak olurlar. Üzüntülü ve sevinçli anlarımızda ailemizi yanımızda görmek bizi mutlu eder, bize güven verir.
AFFET BABACIĞIM
Genç adam, evlendiğinden beri, beraber yaşadıkları ihtiyar babası yüzünden hanımıyla sürekli tartışıyordu. Kadın, kayınbabasını evinde istemiyordu. Onun, evde fazlalık olduğunu düşünüyordu. Yine bir gün şiddetli bir tartışmadan sonra kocasına: “Bu evden ya ben giderim ya da baban gider.” dedi.
Genç adam, hanımından ayrılmak istemiyordu. Babası yüzünden çıkan tartışmaların dışında hanımıyla iyi geçiniyordu. Hanımı kendisini seviyordu. Üstelik bir de çocukları vardı. Günlerce düşündü ve kendine göre bir çözüm yolu buldu: Babasını yıllar önce ormanda yaptırdıkları dağ evine götürecekti. Haftada bir defa onu ziyaret edecek ve ihtiyaçlarını karşılayacaktı. Böylece problem çözülmüş olacaktı. Babasına gerekli olan bütün eşyaları hazırladı. Ertesi gün babasını kucakladı ve onu arabaya bindirdi. Oğlu Can: “Babacığım, ben de gelmek istiyorum.” diye ısrar edince birlikte yola çıktılar.
Kış mevsiminin ortasıydı. Hava çok soğuktu. Yoğun kar yağışı yüzünden yolu zor görüyorlardı. Küçük Can, babasına: “Baba, nereye gidiyoruz?” diye soruyor ama ondan cevap alamıyordu. İstenmediğini anlayan yaşlı adam gizli gizli ağlıyordu. Saatler süren yolculuktan sonra eski dağ evine ulaştılar. Genç adam, evin bir odasını temizledi. Sonra arabadaki eşyaları ve babasını bu odaya getirdi.
Dağ evinin içinde rüzgâr esiyordu. Yaşlı adam, soğuktan titriyordu. Genç adam, üzüntü içinde babasını izledi. Kendi kendine: “Yarın evden birkaç battaniye daha getiririm.” diye düşündü. Babası çok üzgündü. Yıllarca büyüttüğü oğlu kendisini bir dağ evinde yalnız bırakıyordu. Küçük Can, gördüklerinden hiçbir şey anlamıyordu. Genç adam, babasına sarılarak vedalaştı ve çocuğunu da yanına alarak evden uzaklaştı.
Can, yolda ağlamaya başladı. Babasına: “Neden dedemi o soğuk evde bıraktın?” diye sordu. Adam, çocuğuna: “Annen, dedeni istemiyor.” diyemedi. Can: “Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?” diye sordu. Genç adam, çocuğun bu sorusuna cevap veremedi. Hemen arabayı geri çevirdi. Dağ evine girdi. “Beni affet babacığım!” diyerek babasının boynuna sarıldı. Genç adam, hata ettiğini anlamıştı. Babası, oğluna şöyle dedi: “Geri geleceğini biliyordum oğlum. Ben babamı yaşlandığında yalnız bırakmadım ki sen de beni bırakasın! Beni bu dağda yalnız bırakmayacağını biliyordum.”
From the publisher's feed

21 Listeners

4 Listeners