Turkish Stories

Turkish Stories

Download on the App Store

Turkish Stories episodes

  • Türkçemiz / Turkish Stories

    Türkçemiz

    Türkçe, çok geniş bir alanda konuşulan bir dildir. Gittiğim birçok ülkede Türkçe sayesinde kurduğum

    ilişkilerin sıcaklığını hâlâ içimde duyarım. Örneğin, 1988 yılında New York’tan Minneapolis’e uçuyordum.
    Yanımdaki koltuğa müzik dinleyen bir genç oturdu. Bir ara bana dönerek “Hi! How are you?” (Merhaba.
    Nasılsın?) diyerek konuşmaya başladı. Türk olduğumu öğrenince “Yeah, ben de Türküm yahu.” diyerek
    omzuma bir tokat atmaz mı? Türkçeyi az biliyordu. “Türkiye ile ilgili ne biliyorsun?” deyince “Tahin pekmez, tahin pekmez” diye haykırdı. İkimiz de kendimizi tutamayarak kahkahayı basmıştık.
    1993 yılında bir davet üzerine gittiğim Sidney’de bir alışveriş merkezini geziyordum. Oradan geçen Türklerle tanışmış, saatlerce tatlı tatlı sohbet etmiştik. Sadece Sidney’de mi? Hiç unutmam, 1995 yılında trenle Berlin’e gidiyordum. Karşımda yaşlı bir şahıs oturuyordu. “Yakın zamana kadar Gürcistan’da oturuyordum.” diye söze başlamıştı. Gürcistan’da asırlardır yaşayan Alman azınlıklardanmış. Almancanın yanında hangi dilleri konuştuğunu sorunca Gürcüce, Azerice, Kazakça ve Rusça diye sıralamıştı. Şaşırdı­ğımı görünce bana açıklamak zorunda kaldı: “İkinci Dünya Savaşı’na kadar Gürcistan’da kendi köyümüzde yaşıyorduk. Çevremizde hep Azeri köyleri olduğu
    için Gürcücenin yanında Azerice de öğrenmiştim. Ancak savaştan sonra tüm köy Kazakistan’a göç etti. Orada da Kazakçayı öğrendim. Yıllar sonra tekrar köyü­ müze dönmemize izin verdiler.” Almancayı bırakıp, konuşmamıza Türkçe olarak devam ettik. Yaşlı şahıs, “Aslında Kazakça da Türkçedir. ‘Yumurta’ yerine ‘cumurta’ dersen olur biter.” dedi. Ben “Oralardan bir şey özlüyor musunuz?” diye sorunca yaşlı adamın gözleri doldu. “Özlemem mi heç, kadim dostluk özlemi­şem men.” demişti. Berlin’e gelince birbirimize baba oğul gibi sarılıp ayrılmıştık.
    Son zamanlarda üniversitemize Kazakistan’dan, Özbekistan’dan öğrenciler gelmeye başladı. Türkçe ile çok güzel ilişkiler kuruyoruz. Özbek öğrencimiz Hamburg’a staja gitmişti. Stajını tamamladıktan sonra beni ziyaret ettiğinde: “Hocam, ne güzel. Hamburg hep kardeşlerimizle dolu, kendimi hiç yabancı gibi hissetmedim.” demişti.
    Hollandacayı ve Türkçeyi ana dili gibi konuşan binlerce gencimiz var. Son yapılan araştırmalar, göç­men çocuklarının üniversite ve yüksek okullara gitme oranının arttığını gösteriyor. Birçok dil uzmanı da ana dilin kişinin gelişmesi için çok önemli olduğu görüşündedir.

    Türkçe bilmek, Avrupa Birliği’nin Türkiye ile gelişen ticari ilişkilerinde önemli bir rol oynayabilir.

    Avrupa’da yetişen gençler, Avrupa ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerde bir köprü vazifesi görebilirler. Üstelik Türkçe bilmek, şirketlerin Orta Asya ülkeleri ile ilişkilerinde de yararlı olabilir. Geçenlerde bir öğretmen dostum anlatmıştı: Türkiye ile büyük ticari ilişkileri olan bir şirkete yönetici alınacakmış.
    Birçok başvurunun içinden Türkiye ile olan ilişkileri sebebiyle Türk adayı seçmişler.
    Mehmet Akşit

    5 min
  • Dil Bilir misin? / Karagöz ve Hacivat / Traditional Turkish Shadow Play
    Dil Bilir misin?

    Karagöz: Susss! İşte Hacivat geliyor. Ben şuraya saklanayım. Bakalım Hacı Cavcav sizlere neler söyleyecek?

    (Gider.)
    Hacivat : Yâr bana bir eğlence, Severim sevilince, Karagöz’üm gelince, Oynarım bir delice.
    Karagöz: Karagöz’üm gelince, yersin kafana bir kepçe!
    (Kavgaya tutuşurlar.)
    Hacivat : (Kavga biter.) Vay sıkılmaz vay! Benden utanmıyorsan, bari şu misafirlerden utan! İnsan, böyle bir günde kavgaya neden olur mu? Şuraya gülüp eğlenmeye geldik.
    Karagöz: Ne eğlenmesi, düğün mü var, bayram mı?
    Hacivat : Bayram var ya bayram! Okuma Bayramı.
    Karagöz: Ne bayramı?
    Hacivat : Okuma Bayramı dedim ya!
    Karagöz: Ayyy! Şu kocaman çocuklar okumayı yeni mi öğreniyorlar? Ayol, Okuma Bayramı ilkokulun birinci sınıfında yapılır.
    Hacivat : Bugünkü bayram Almanca kursuna devam edip Almanca okuma yazma öğrenen çocukların bayramı.
    Karagöz: Yaa, demek bunlar Almanca öğreniyorlar.
    Hacivat : Tabi ya! Hem de öyle güzel öğreniyorlar ki! Karagöz’üm sen dil bilir misin?
    Karagöz: Bilirim.
    Hacivat : Hangi dilleri?
    Karagöz: Sığır dili, koyun dili, manda dili... Haşlamaları bir güzel olur ki!

    Hacivat : Öyle değil Karagöz’üm.

    Karagöz: Ya nasıl?
    Hacivat : Yabancı dil, yabancı!
    Karagöz: Evdekilerin dili çekilmiyor da nerede kaldı yabancıların dili! Hele bir dilleri ötmeye görsün, vallahi arı gibi sokarlar insanı!
    Hacivat : Canım öyle değil. Yani Almanca, Fransızca, İngilizce bilir misin?
    Karagöz: Bilirim.
    Hacivat : Konuş bakalım.
    Karagöz: Anca, manca, tanca, fanca...
    Hacivat : O ne biçim konuşma birader, hangi dille konuşuyorsun?
    Karagöz: Sen anlamazsın, buna kuş dili derler.
    Hacivat : Öyle dil olmaz Karagöz’üm. Her dilin bir kuralı, bir edebiyatı var. İnsan, yabancı bir dil öğrenmeli.
    Karagöz: Öğrenip de ne olacak?
    Hacivat : Karagöz’üm, bir dil bilen bir insan, iki dil bilen iki insan, üç dil bilen üç insan olur.
    Karagöz: Üçü de birbirine benzer mi?
    Hacivat : Neyin?
    Karagöz: İnsanların, canım...
    Hacivat : Öyle değil Karagöz’üm, insan ne kadar çok dil bilirse o kadar bilgili olur, değerli olur. Ünlü kişilerin hepsi birkaç dil bilir.
    Karagöz: Sahi ya, bak biz bir adam bile olamadık!
    Hacivat : Sen de Almanca kursuna yazılmış olsaydın şimdi biraz Almanca öğrenmiş olurdun. Tatilde kendi kendine çalışır, bu sene açılacak kursa da devam ettin mi öğrenir giderdin.
    Karagöz: Ahdim olsun, bu sene kurs başlar başlamaz hemen kursa kaydolacağım.
    Hacivat : Ben de yazılacağım. Beraber öğreniriz. Arada sırada oyunumuzu Almanca oynarız.
    Karagöz: Olur, Hacivat’ım, olur.
    Hacivat : Haydi şimdi hoşça kal. Kursta görüşürüz.

    4 min
  • Tatlı Dil / Turkish Stories

    Tatlı Dil

    Dil, insanlar arasında iletişim kurmada çok önemli bir araçtır. Dil, bizim mutluluk kaynağımızdır. Fakat bazen dilimiz yüzünden çeşitli sorunlar yaşayabiliriz. Toplumdaki kavgaların çoğu, insanların birbirini yanlış anlamasından kaynaklanır.

    Bazı sözler, savaşların çıkmasına ve birçok insanın ölümüne sebep olur. Bazı sözler de insanlar ara­sında barış ve huzur sağlar.

    İnsan, yaradılış ve karakter olarak tatlı dilden hoşlanır. Tatlı dil, insanları iyiliğe yöneltmede ve kötülük­lerden uzaklaştırmada kullanılabilir.

    Tatlı dilli olmakla, şefkatli ve sakin konuşmakla karşımızdaki insanın kalbini kazanırız. Tatlı dil ile söy­lenen her söz mutlaka etkisini gösterir. Tatlı dilli kişileri herkes sever.

    Bir anne ve baba, topluma yararlı olması için çocuğuna tatlı dille öğüt verir. Bir çocuk, tatlı dille arka­daşlarının sevgisini ve güvenini kazanır.

    Bazı arkadaşlarımızın hoşumuza gitmeyen alışkanlıkları olur. Onları tatlı dille uyarıp hatalarını düzel­tebiliriz.

    Kötü sözler, hem insanı olumsuz etkiler hem de yapılacak işlere engel olur. Sivri dilli insanlar, dostlarını ve arkadaşlarını yavaş yavaş kaybeder. Yalnız yaşamak zorunda kalırlar.

    Bize verilen dil yeteneğini iyi ya da kötü kullanmak elimizdedir. Ama tatlı dilli olmamızın önünde hiçbir engel yoktur. Öyleyse dilimizi tatlı kullanalım. Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım. Dilimizi bir demet gül gibi karşımızdakine sunalım. Bu durumda katı kalplerin bile yumuşadığını göreceksiniz. Bunun için atalarımız: “Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır.” demişlerdir.

    Orhan Kâzım (Düzenlenmiştir.)

    3 min
  • Farkında mısın? / Turkish Stories

    FARKINDA MISIN?

    Anneciğim bilmem farkında mısın?

    Söylenmemiş en mübarek, en aziz
    Duygularla çepeçevre, çaresiz…
    Sana yöneldiğimin farkında mısın?
    Demeden, yakın, ırak
    Bulutlarla savrulup, ırmaklarla akarak
    Sana “Anne” diyen dilleri kıskanarak
    Kapına geldiğimin farkında mısın?
    Bütün anneleri düşünürüm tek tek
    Sensin benim için en güzel örnek
    Seni dinleyerek, seni görerek
    Nasıl yüceldiğimin farkında mısın?
    Seni göremedim diye bu bahar
    İçimde bin türlü duygunun isyanı var
    Turnaların gökyüzünü sevdiği kadar
    Seni sevdiğimin farkında mısın?
    Yavuz Bülent Bakiler

    2 min
  • Ailemiz / Turkish Stories

    AİLEMİZ

    Bizim sevinçli veya üzüntülü anlarımız olabilir. Sevincimizi ve üzüntümüzü en samimi şekilde annemiz ve babamız paylaşır. Bize sarılır ve üzüntümüzü gidermeye çalışırlar. Sevincimize ortak olurlar. Üzüntülü ve sevinçli anlarımızda ailemizi yanımızda görmek bizi mutlu eder, bize güven verir.

    Aile yapılarımız farklı farklıdır. Bazı ailelerde dede, nine, teyze veya amca bulunabilir. Böyle aileler geniş ailelerdir. Bazı aileler sadece anne, baba ve çocuklardan oluşur. Dede ve nine başka yerde yaşar. Böyle aileler çekirdek ailelerdir. Bununla birlikte anneannesiyle veya büyükbabasıyla yaşayan çocuklar da vardır.
    Birlikte yaşamak bazı sorumlulukları da beraberinde getirir. Bazen arkadaşlarımızla sorunlar yaşadığımız gibi aile bireyleriyle de sorunlar yaşayabiliriz. Aile bireylerinden izinsiz bir yere gitmek, büyüklerin uyarılarına dikkat etmemek, odamızı dağınık bırakmak, ders çalışırken plansız hareket etmek aile içinde sıkıntıya neden olabilecek davranışlardan bazılarıdır. İşte bu sorunları yaşamamak için aile bireyleri arasında toplantılar düzenlenir. En büyüğünden en küçüğüne ailedeki her birey düşüncelerini bu toplantılarda ifade eder. Sorumluluklar paylaşılır ve
    görev dağılımı yapılır. Yeni fikirler ortaya çıkar ve kararlar alınır. Böylelikle evde işler yardımlaşarak yapılır. Aile içindeki sorunların çözümü için alınan ortak kararlara uyulmalıdır. Bu toplantılar aile içinde işlerin daha düzenli yürümesini sağlar.
    Bizim de aile içinde üstleneceğimiz görevler vardır. Ev işlerinde anne ve babamıza yardımcı
    olmalıyız. Mesela annemiz yemek pişirirken biz de sofrayı kurabiliriz. Odamızı kendimiz toplayabilir,
    çöpleri çöp kutusuna atabiliriz. Akvaryumun veya kafesin temizlik ve bakımını yapabiliriz. Tamir işlerinde babamıza yardımcı olabiliriz. Kardeşlerimizle ilgilenebilir, onlarla oyun oynayabiliriz. Ailemiz uygun gördüğü zaman marketten alışveriş yapabiliriz. Evde yapılan tasarruf tedbirlerine katılabiliriz.
    Unutmayalım! Aile içinde herkesin hakları vardır. Mutlu bir aile ortamı istiyorsak bu haklara saygılı olmalıyız.
    Zambak Türkçe

    4 min
  • Affet Babacığım / Turkish Stories

    AFFET BABACIĞIM

    Genç adam, evlendiğinden beri, beraber yaşadıkları ihtiyar babası yüzünden hanımıyla sürekli tartı­şıyordu. Kadın, kayınbabasını evinde istemiyordu. Onun, evde fazlalık olduğunu düşünüyordu. Yine bir gün şiddetli bir tartışmadan sonra kocasına: “Bu evden ya ben giderim ya da baban gider.” dedi.

    Genç adam, hanımından ayrılmak istemiyordu. Babası yüzünden çıkan tartışmaların dışında hanı­mıyla iyi geçiniyordu. Hanımı kendisini seviyordu. Üstelik bir de çocukları vardı. Günlerce düşündü ve kendine göre bir çözüm yolu buldu: Babasını yıllar önce ormanda yaptırdıkları dağ evine götürecekti. Haftada bir defa onu ziyaret edecek ve ihtiyaçlarını karşılayacaktı. Böylece problem çözülmüş olacaktı. Babasına gerekli olan bütün eşyaları hazırladı. Ertesi gün babasını kucakladı ve onu arabaya bindirdi. Oğlu Can: “Babacığım, ben de gelmek istiyorum.” diye ısrar edince birlikte yola çıktılar.

    Kış mevsiminin ortasıydı. Hava çok soğuktu. Yoğun kar yağışı yüzünden yolu zor görüyorlardı. Küçük Can, babasına: “Baba, nereye gidiyoruz?” diye soruyor ama ondan cevap alamıyordu. İstenmediğini anlayan yaşlı adam gizli gizli ağlıyordu. Saatler süren yolculuktan sonra eski dağ evine ulaştılar. Genç adam, evin bir odasını temizledi. Sonra arabadaki eşyaları ve babasını bu odaya getirdi.

    Dağ evinin içinde rüzgâr esiyordu. Yaşlı adam, soğuktan titriyordu. Genç adam, üzüntü içinde baba­sını izledi. Kendi kendine: “Yarın evden birkaç battaniye daha getiririm.” diye düşündü. Babası çok üz­gündü. Yıllarca büyüttüğü oğlu kendisini bir dağ evinde yalnız bırakıyordu. Küçük Can, gördüklerinden hiçbir şey anlamıyordu. Genç adam, babasına sarılarak vedalaştı ve çocuğunu da yanına alarak evden uzaklaştı.

    Can, yolda ağlamaya başladı. Babasına: “Neden dedemi o soğuk evde bıraktın?” diye sordu. Adam, çocuğuna: “Annen, dedeni istemiyor.” diyemedi. Can: “Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?” diye sordu. Genç adam, çocuğun bu sorusuna cevap veremedi. Hemen arabayı geri çevirdi. Dağ evine girdi. “Beni affet babacığım!” diyerek babasının boynuna sarıldı. Genç adam, hata ettiğini anlamıştı. Babası, oğluna şöyle dedi: “Geri geleceğini biliyordum oğlum. Ben babamı yaşlandı­ğında yalnız bırakmadım ki sen de beni bırakasın! Beni bu dağda yalnız bırakmayacağını biliyordum.”

    5 min

About Turkish Stories

From the publisher's feed

This channel has been prepared to help people practice Turkish whether it’s their mother language or second language while having fun listening to stories that are designed to improve their language.

More shows like Turkish Stories

Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin by Emin and the Easy Turkish Team

Easy Turkish: Learn Turkish with everyday conversations | Günlük sohbetlerle Türkçe öğrenin

21 Listeners

Learn Turkish With Stories by Emre Höçük

Learn Turkish With Stories

4 Listeners