
Sign up to save your podcasts
Or


"...Tanımadığım, başka bir dünyadan biri gibisiniz. Sizinle nasıl konuşulur bilemiyorum.”
Büyümediği, gerçek dünyaya karışmadığı için üzülüyordu. ''Gerçekten bucak bucak kaçıyorum.'' diyordu. Birini sıkıntıda görünce çocuk gibi ortadan kaybolmak istiyorum.
Korkaklıktan değil; kendimi onun yerine koymaktan. İnsanların karşısında bazen de o eski utangaçlığım yüzünden dikilip kalıyorum. Gitmek gerektiği halde bir türlü uzaklaşamıyorum. Her zaman gerekenin tersini yapıyorum, çocuklar gibi. Kitaplarla, yani bir çeşit masal dünyasıyla hayatı karıştırıyorum eskisi gibi. Galiba gittikçe de düzeltilemez oluyorum bu konuda. Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını fark edemiyorum. Bazen, suratıma bir garip bakıyorlar; o zaman uyanır gibi oluyorum.
“Benim için bütün oyunlar, romanlar, hikâyeler herkesin anladığından başka bir anlam taşıyor. Bütün hayat, bütün insanlık bu kitaplarda anlatıldı, bitirildi. Yeni bir şey yaşamak, yeni bir kitap tanımak oluyor benim için. Kitaplarla ve onların yazarlarıyla birlikte yaşıyorum. Önsözlerle yaşıyorum. Hiçbir yazar şaşırtmıyor beni: çünkü hayatlarını sonuna kadar biliyorum. Gerçek dediğiniz dünyadaysa, kimin ne yapacağı belli değil. Her gün şaşırtıyorlar beni. Yazarlarımla yaşamak daha kolay.
Bana kitap kurdu, boş hayaller kumkuması, hayatın cılız gölgesi gibi sıfatlar yakıştırılabilir.
Şövalye romanları okuya okuya kendini şövalye sanan Don Kişot’a benzetebilirsiniz beni. Hayatım ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu.
Yeni bir dünya var. Anlıyor musun? Her şeyi geride bırakmak gerekiyor. Bir sabah kalkacaksın, arkana bakmadan...Dünya değişiyor çevrende. Ayak uyduramazsan, kayboldun demektir.
Etrafına bakınma.
Ayakkabını bağla.
Köpekleri kovala.
Balıkları denize at.
Kandilleri söndür!
Hangimizin tarihi yağmura açık değil bu şehirde?
Ölümü anlatalım, anlaşılsın için bazı hayatlar
Kan, belki kalkar odalardan
Ve akar rüyalara doğru
Yenilmiş bir gezgin kalbiyle akar
Konuşkan ay yeniden konuşuncaya kadar
İnsanların üstüne dünyanın bütün yıldırımlarını yağdırsam da, sevilmek, özlenmek istiyorum
Bütün gürültümün çocukça olduğunu aslında sevgiden, ilgiden geldiğini anlamalarını, öyle
sanmalarını istiyorum
Hayat tehlikelerle dolu
Fakat yanlış yollardan her zaman dönülebilir. Yeter ki insan, kendisine verilen fırsatı
zamanında kullanabilsin.
Şimdi balkona çıksan, sokaktan üç adam geçse
Birbirine benzemeyen
Ve birbirinin izinde
Biri sensin, sularda boğulursun
Biri sensin,
Dağ, sensin
Bir yıldız,
Çocuk korkularının gizlendiği bir renk
Bir lamba, aydınlattığı yere kan döküp bayılan
Kimse olayım diye ışıltısız suya karışan
Koşarken harflerini düşüren bir sözdür dünya
O sensin, evinden uzaktaki nehir
O sensin, aynaya yakalanmış kuş
Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur
Oturacağım
Ve bekleyeceğim
By Hedablida"...Tanımadığım, başka bir dünyadan biri gibisiniz. Sizinle nasıl konuşulur bilemiyorum.”
Büyümediği, gerçek dünyaya karışmadığı için üzülüyordu. ''Gerçekten bucak bucak kaçıyorum.'' diyordu. Birini sıkıntıda görünce çocuk gibi ortadan kaybolmak istiyorum.
Korkaklıktan değil; kendimi onun yerine koymaktan. İnsanların karşısında bazen de o eski utangaçlığım yüzünden dikilip kalıyorum. Gitmek gerektiği halde bir türlü uzaklaşamıyorum. Her zaman gerekenin tersini yapıyorum, çocuklar gibi. Kitaplarla, yani bir çeşit masal dünyasıyla hayatı karıştırıyorum eskisi gibi. Galiba gittikçe de düzeltilemez oluyorum bu konuda. Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını fark edemiyorum. Bazen, suratıma bir garip bakıyorlar; o zaman uyanır gibi oluyorum.
“Benim için bütün oyunlar, romanlar, hikâyeler herkesin anladığından başka bir anlam taşıyor. Bütün hayat, bütün insanlık bu kitaplarda anlatıldı, bitirildi. Yeni bir şey yaşamak, yeni bir kitap tanımak oluyor benim için. Kitaplarla ve onların yazarlarıyla birlikte yaşıyorum. Önsözlerle yaşıyorum. Hiçbir yazar şaşırtmıyor beni: çünkü hayatlarını sonuna kadar biliyorum. Gerçek dediğiniz dünyadaysa, kimin ne yapacağı belli değil. Her gün şaşırtıyorlar beni. Yazarlarımla yaşamak daha kolay.
Bana kitap kurdu, boş hayaller kumkuması, hayatın cılız gölgesi gibi sıfatlar yakıştırılabilir.
Şövalye romanları okuya okuya kendini şövalye sanan Don Kişot’a benzetebilirsiniz beni. Hayatım ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu.
Yeni bir dünya var. Anlıyor musun? Her şeyi geride bırakmak gerekiyor. Bir sabah kalkacaksın, arkana bakmadan...Dünya değişiyor çevrende. Ayak uyduramazsan, kayboldun demektir.
Etrafına bakınma.
Ayakkabını bağla.
Köpekleri kovala.
Balıkları denize at.
Kandilleri söndür!
Hangimizin tarihi yağmura açık değil bu şehirde?
Ölümü anlatalım, anlaşılsın için bazı hayatlar
Kan, belki kalkar odalardan
Ve akar rüyalara doğru
Yenilmiş bir gezgin kalbiyle akar
Konuşkan ay yeniden konuşuncaya kadar
İnsanların üstüne dünyanın bütün yıldırımlarını yağdırsam da, sevilmek, özlenmek istiyorum
Bütün gürültümün çocukça olduğunu aslında sevgiden, ilgiden geldiğini anlamalarını, öyle
sanmalarını istiyorum
Hayat tehlikelerle dolu
Fakat yanlış yollardan her zaman dönülebilir. Yeter ki insan, kendisine verilen fırsatı
zamanında kullanabilsin.
Şimdi balkona çıksan, sokaktan üç adam geçse
Birbirine benzemeyen
Ve birbirinin izinde
Biri sensin, sularda boğulursun
Biri sensin,
Dağ, sensin
Bir yıldız,
Çocuk korkularının gizlendiği bir renk
Bir lamba, aydınlattığı yere kan döküp bayılan
Kimse olayım diye ışıltısız suya karışan
Koşarken harflerini düşüren bir sözdür dünya
O sensin, evinden uzaktaki nehir
O sensin, aynaya yakalanmış kuş
Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur
Oturacağım
Ve bekleyeceğim