
Sign up to save your podcasts
Or


Sanmak… Ne harikulade bir şey. Bir şeyin olma veya olmama olasılığını aynı anda benimseyip, olabileceğine daha çok inanmak ne tılsımlı bir düşünüş.
Sandığın her neyse, onu gerçekleştiriyorsun. Bahçede dolanan kadın yerine, daha hakiki bir sanrı istiyorsan, bir cesaret, bana dön yüzünü.
Kafanın içindeki boğuk mırıltının sahibini gör artık. Eve vuran güneş ışınlarının arasında kalan alacalı gölgeler içinde bul beni. Korkudan matlaşmış gözlerime bak. Sanmış olduğun her şeyi bir bir anlatayım sana.
Aradığın şey kitaplarda değil. Okuyarak bileceksin ama ancak severek anlayacaksın. Kır kalemin ucunu. Bundan sonraki yolculuğumuz aşk yolculuğu... Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın.
Bizi iyi beslemediler. Sonra da yağlı yemekler verdiler. Beynim yağ bağlamış olacak. Büyük ve güzel şeylerin dışarı çıkmasına izin vermiyor. Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. İnsan olmaktan korkuyoruz. İnsan yerine bir yığın kuklalar yaratıyoruz.
Geç kalıyoruz. Yaşamaya, hissetmeye ve aşka...
Dur, üzülme...Ben seni hayal edemeyeceğin derinliklere ve yüksekliklere taşırım.
Senin yüreğin henüz yarasızdı. Yüzün bulut görmemiş bir göldü. Halka halka sıcaklık yayılıyordu sesinden. Gün ışığı ile gözlerin arasında bir ayrım yoktu.
Kaşların kaş değil, gökkuşağı idi.
İçimde birbirine karşı savaşan yönlerin birbirine dargın olduğunu söyleyerek, geçiştirelim bunu da.
Şu anda artık ne kadar yaşayacağımı bilmenin rahatlatıcı bir düşünce olduğunu, ve kabuslardan, gelecekten korkmadığımı söyleyebilirim.
Dünyada bir tane kahraman bulunmalı.
Tek başına yaşayanlara cesaret vermek için.
"İnsanlarla birlikte bulunma.'' dediler. Yalnız kalma dediler. Üzülme dediler. Sevinme dediler. Fakat hiç belli olmuyor. Aslan gibi adamlar devrilip gidiyor da, biz, kör topal idare ediyoruz işte. Zahmete alıştık. onsuz yapamıyoruz.
Sen bize güzel bir masal anlatırsan, dedim ona, ben de senin sayende dünyaya belki yeni bir şeyler söylerim.
Küçük sevinçler, büyük atılışlara yardım eder.
On dört.
Seni tanımadan önce, ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım.
Sevmek mi? Sevilmek mi? diye sorma bana.
İkisi de yalnız başına mutsuz eder.
İkisi de ayrı ayrı bildiğin keder.
Çok duydum bu soruyu. neden sorulur, onu da anlamam pek. Sevmek güzeldir, sevilmek de güzel.
Ayrı ayrı olunca, pek tadı olmaz.
O yüzden en güzeli severken sevilmek.
Sevilirken sevebilmek.
Senin için sevmek, su içmek gibi rahat bir eylem.
Ben, her an uyanık olmalıyım. Ben uyursam, gidiyorlar.
Allah beni kahretsin...Ve ediyor da.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben istedim Albayım.
Uzaklara gittim.
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
Uzaklar seni ister.
Bak...uzaklar da aşktan anlar Albayım!
Uzun bir süre kimseye konuşmadım. İçime döndüm. Dünya ile arama uzaklık koydum. Dünya güzeldi, içimde güzel olsun istedim.
Bunun benim suçum olmadığını söylemek istedim, ama vazgeçtim....
Zaten bir anlamı da yoktu bunun. Ne de olsa, insan her zaman biraz suçludur.
Onun için bir şeyler yapmak istedim. Öteki işe aldırdığım yoktu.
İsteseydi seve seve verirdim kendimi ona.
Bilmiş olsaydım, istediği her şeyi verirdim.
Ne isterse yapardım.
Bunu şimdi anlıyorum.
Allah beni kahretsin Albayım...
Yüzünde Bir Yer- Sema Kaygusuz/ Silahlara Veda- Ernest Hemingway
By HedablidaSanmak… Ne harikulade bir şey. Bir şeyin olma veya olmama olasılığını aynı anda benimseyip, olabileceğine daha çok inanmak ne tılsımlı bir düşünüş.
Sandığın her neyse, onu gerçekleştiriyorsun. Bahçede dolanan kadın yerine, daha hakiki bir sanrı istiyorsan, bir cesaret, bana dön yüzünü.
Kafanın içindeki boğuk mırıltının sahibini gör artık. Eve vuran güneş ışınlarının arasında kalan alacalı gölgeler içinde bul beni. Korkudan matlaşmış gözlerime bak. Sanmış olduğun her şeyi bir bir anlatayım sana.
Aradığın şey kitaplarda değil. Okuyarak bileceksin ama ancak severek anlayacaksın. Kır kalemin ucunu. Bundan sonraki yolculuğumuz aşk yolculuğu... Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın.
Bizi iyi beslemediler. Sonra da yağlı yemekler verdiler. Beynim yağ bağlamış olacak. Büyük ve güzel şeylerin dışarı çıkmasına izin vermiyor. Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. İnsan olmaktan korkuyoruz. İnsan yerine bir yığın kuklalar yaratıyoruz.
Geç kalıyoruz. Yaşamaya, hissetmeye ve aşka...
Dur, üzülme...Ben seni hayal edemeyeceğin derinliklere ve yüksekliklere taşırım.
Senin yüreğin henüz yarasızdı. Yüzün bulut görmemiş bir göldü. Halka halka sıcaklık yayılıyordu sesinden. Gün ışığı ile gözlerin arasında bir ayrım yoktu.
Kaşların kaş değil, gökkuşağı idi.
İçimde birbirine karşı savaşan yönlerin birbirine dargın olduğunu söyleyerek, geçiştirelim bunu da.
Şu anda artık ne kadar yaşayacağımı bilmenin rahatlatıcı bir düşünce olduğunu, ve kabuslardan, gelecekten korkmadığımı söyleyebilirim.
Dünyada bir tane kahraman bulunmalı.
Tek başına yaşayanlara cesaret vermek için.
"İnsanlarla birlikte bulunma.'' dediler. Yalnız kalma dediler. Üzülme dediler. Sevinme dediler. Fakat hiç belli olmuyor. Aslan gibi adamlar devrilip gidiyor da, biz, kör topal idare ediyoruz işte. Zahmete alıştık. onsuz yapamıyoruz.
Sen bize güzel bir masal anlatırsan, dedim ona, ben de senin sayende dünyaya belki yeni bir şeyler söylerim.
Küçük sevinçler, büyük atılışlara yardım eder.
On dört.
Seni tanımadan önce, ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım.
Sevmek mi? Sevilmek mi? diye sorma bana.
İkisi de yalnız başına mutsuz eder.
İkisi de ayrı ayrı bildiğin keder.
Çok duydum bu soruyu. neden sorulur, onu da anlamam pek. Sevmek güzeldir, sevilmek de güzel.
Ayrı ayrı olunca, pek tadı olmaz.
O yüzden en güzeli severken sevilmek.
Sevilirken sevebilmek.
Senin için sevmek, su içmek gibi rahat bir eylem.
Ben, her an uyanık olmalıyım. Ben uyursam, gidiyorlar.
Allah beni kahretsin...Ve ediyor da.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben istedim Albayım.
Uzaklara gittim.
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
Uzaklar seni ister.
Bak...uzaklar da aşktan anlar Albayım!
Uzun bir süre kimseye konuşmadım. İçime döndüm. Dünya ile arama uzaklık koydum. Dünya güzeldi, içimde güzel olsun istedim.
Bunun benim suçum olmadığını söylemek istedim, ama vazgeçtim....
Zaten bir anlamı da yoktu bunun. Ne de olsa, insan her zaman biraz suçludur.
Onun için bir şeyler yapmak istedim. Öteki işe aldırdığım yoktu.
İsteseydi seve seve verirdim kendimi ona.
Bilmiş olsaydım, istediği her şeyi verirdim.
Ne isterse yapardım.
Bunu şimdi anlıyorum.
Allah beni kahretsin Albayım...
Yüzünde Bir Yer- Sema Kaygusuz/ Silahlara Veda- Ernest Hemingway