
Sign up to save your podcasts
Or


Ateş, sardı kör yılanın gözünü
İspinoz kuşu da ötmez oldu
Kurudu evinizin önündeki asma
Yüzünüzün denizinde yapraklanan kan, Şimdi ölü suların dibine çöküyor
Artık cellatlar sizi hatırlamıyor.
Avlunuzun taşlarından bir ses Soruyor belirsiz zamanlarda
“Öldün mü oğul?”
Kim biliyor bu sorunun karşılığını?
Sizin için değil artık gölgeli, serin Bir ikindi masası konuşmaları
Oralarda demirden çeneleriyle,
Zamanın kahvesini öğütüp, içen
Bir yudum kahveye, bir yudum acı
Bir yudum kahveye, koca bir deniz.
Ölüleri öylesine gömdüler...
İyi ki mayıs ve sabah erken
Keten çiçekleri getirmiş rüzgâr
Başka da kimseler yoktu,
Şimdi bazen mayıs mı unutuyorum
Ah daracık avludan geçen ses,
Oğlumun boynuna dokunamıyorum
Geri gelmeyecek olan Nasıl bilir ve oradan vururlar?
Denizin yüzü ürperiyor
Nereye gidersen git, seni tanıyorum.
Üzülme baba, nerdeyse çıkar Şimdi
dağlardan Gelir serin bir esinti, terini siler
Okşar derisini, kanı temizler
Biz o rüzgârı biliriz
Rüzgâra parmaklık konur mu?
Kahırlanma baba, demir kapılar Ardından iki türkü şimdi erişir
Biz o türküleri tanırız
Türküye kurşun sıkılır mı?
Unutma baba onun arkadaşları var
Altın eylül ağaçları gibi, genç kızlar Alnını çiçeklerle donatırlar
Çiçeksiz düğüne gidilir mi?
Unutma baba, onun arkadaşları var
uçsuz bozkırlardan koşarak Ölüme açılan yiğit çocuklar
Yaşamanın savaşçısı çocuklar, Tez ulaştırırlar onu güneşe
Güneş balçıkla sıvanır mı?
Hatırlar mısın baba, ninem anlatırdı
Serin yaz sabahlarında Söğüt dallarında bir ak güvercin
Açarmış eski kitabın sayfalarını,
Okuu okuuu… dermiş ağzında can dili
Koysak bir gün okuyan olur mu?
Darağacına tahta veren çınar ,bir gün anlar
Bayrağı taşıyan düşerse, onu taşırlar
Son yoksul çocuğun yüzü gülünceye kadar...
İdamlara karşı düzenlenen imza kampanyasında, başını az önce okuduğumuz şair çekiyor. Fakat üç fidan için çabaladığı bu imza kampanyası sonuç vermiyor ve idam ediliyorlar. Ve şair bundan çok etkileniyor.
Daha sonra bir arkadaşının yanına gidip, yazdığı bu şiiri veriyor. Bir kopyasını çıkartmasını isteyip- o zamanlar da fotokopi yaygın değil tabi-eliyle çıkartıyor.
Çok sonra şair şiir kitabının hazırlığını yaparken, bu şiirini bulamıyor. Ve arkadaşından çıkardığı kopyasını isteyince, arkadaşı da bulamıyor. Daha sonra şair bombalı saldırı sonucu öldürüldükten 15 yıl sonra arkadaşı bu şiiri bir kitabın arasında buluyor.
By HedablidaAteş, sardı kör yılanın gözünü
İspinoz kuşu da ötmez oldu
Kurudu evinizin önündeki asma
Yüzünüzün denizinde yapraklanan kan, Şimdi ölü suların dibine çöküyor
Artık cellatlar sizi hatırlamıyor.
Avlunuzun taşlarından bir ses Soruyor belirsiz zamanlarda
“Öldün mü oğul?”
Kim biliyor bu sorunun karşılığını?
Sizin için değil artık gölgeli, serin Bir ikindi masası konuşmaları
Oralarda demirden çeneleriyle,
Zamanın kahvesini öğütüp, içen
Bir yudum kahveye, bir yudum acı
Bir yudum kahveye, koca bir deniz.
Ölüleri öylesine gömdüler...
İyi ki mayıs ve sabah erken
Keten çiçekleri getirmiş rüzgâr
Başka da kimseler yoktu,
Şimdi bazen mayıs mı unutuyorum
Ah daracık avludan geçen ses,
Oğlumun boynuna dokunamıyorum
Geri gelmeyecek olan Nasıl bilir ve oradan vururlar?
Denizin yüzü ürperiyor
Nereye gidersen git, seni tanıyorum.
Üzülme baba, nerdeyse çıkar Şimdi
dağlardan Gelir serin bir esinti, terini siler
Okşar derisini, kanı temizler
Biz o rüzgârı biliriz
Rüzgâra parmaklık konur mu?
Kahırlanma baba, demir kapılar Ardından iki türkü şimdi erişir
Biz o türküleri tanırız
Türküye kurşun sıkılır mı?
Unutma baba onun arkadaşları var
Altın eylül ağaçları gibi, genç kızlar Alnını çiçeklerle donatırlar
Çiçeksiz düğüne gidilir mi?
Unutma baba, onun arkadaşları var
uçsuz bozkırlardan koşarak Ölüme açılan yiğit çocuklar
Yaşamanın savaşçısı çocuklar, Tez ulaştırırlar onu güneşe
Güneş balçıkla sıvanır mı?
Hatırlar mısın baba, ninem anlatırdı
Serin yaz sabahlarında Söğüt dallarında bir ak güvercin
Açarmış eski kitabın sayfalarını,
Okuu okuuu… dermiş ağzında can dili
Koysak bir gün okuyan olur mu?
Darağacına tahta veren çınar ,bir gün anlar
Bayrağı taşıyan düşerse, onu taşırlar
Son yoksul çocuğun yüzü gülünceye kadar...
İdamlara karşı düzenlenen imza kampanyasında, başını az önce okuduğumuz şair çekiyor. Fakat üç fidan için çabaladığı bu imza kampanyası sonuç vermiyor ve idam ediliyorlar. Ve şair bundan çok etkileniyor.
Daha sonra bir arkadaşının yanına gidip, yazdığı bu şiiri veriyor. Bir kopyasını çıkartmasını isteyip- o zamanlar da fotokopi yaygın değil tabi-eliyle çıkartıyor.
Çok sonra şair şiir kitabının hazırlığını yaparken, bu şiirini bulamıyor. Ve arkadaşından çıkardığı kopyasını isteyince, arkadaşı da bulamıyor. Daha sonra şair bombalı saldırı sonucu öldürüldükten 15 yıl sonra arkadaşı bu şiiri bir kitabın arasında buluyor.