
Sign up to save your podcasts
Or


Bir kişisel gelişim kitabı nasıl oldu da 2022’nin en başarılı korku filmlerinden birine evrildi?
Resident Evil’a yeniden hayat veren Zach Cregger’ın korku alanındaki başarısını anlamak için 2022 yapımı Barbarian filmine dönmek gerekiyor. İlk başta basit bir creature feature gibi görünen Barbarian, “modern” dünyada kadın olmanın ne demek olduğunu en saf gerçekliğiyle gözler önüne seren bir korku şaheseri.
Ama bu filmi izlemek de konuşmak da yürek ve mide istiyor. Bunlara sahipseniz, iyi dinlemeler.
Barbarian filminin beğendiğiniz ve beğenmediğiniz tarafları neler? Görüşlerinizi @ukf_podcast Instagram hesabımdan bana ulaştırabilirsiniz.
Bölüm içeriği:
(00:00) Barbarian fragmanlarına ve filme dair ilk izlenim
(06:25) Filmin konusu ve çıkış hikâyesi
(17:22) Tess’in bakış açısından filmin ilk 40 dakikası
(22:56) Filmin en rahatsız edici kısmı: 1980’lerde Frank
(24:47) Justin Long’un AJ’si: Huylu huyundan vazgeçmez
(28:16) Mother hakkında
(31:31) Bir final girl olarak Tess
(34:55) Kentsel çürüme
Podcast’e başladığım ilk günden beri incelemek istediğim ama arka tarafımın yemediği “o film” üzerine nihayet konuşmaya karar verdim. Ama ben incelemeye bile çekinirken yönetmen Parker Finn, Smile 3 üzerine çalışmaktan vazgeçip Possession’ın remake’ini yapmaya karar vermiş. Bu aralar yürek ağırlıklı besleniyor belli ki?
Peki Possession remake’i olur mu? Hem de nepoluğu en görmezden gelinilebilir oyunculardan Margaret Qualley başrolde. Bu soruyu cevaplamak için 1981’de Berlin’de geçen bu hikâyenin özüne dönüyor ve filmi bu kadar kült hâle getiren etkenleri masaya yatırıyorum.
Ama bu bölümdeki muhabbet sadece bu iki filmle sınırlı kalmıyor. The Odyssey’den Muhteşem Yüzyıl’a, Suspiria’dan Dangerous Liaisons’a uzanan bir yolculuk sizi bekliyor. Keyifli dinlemeler!
Yorumlarınız için bana @ukf_podcast Instagram hesabı üzerinden ulaşabilirsiniz.
(00:00) Remake Çılgınlığı ve Possession
(07:38) Konusu ve Çıkış Hikâyesi
(14:09) Yönetmen: Andrzej Żuławski vs. Parker Finn
(19:34) Oyuncu: Isabelle Adjani vs. Margaret Qualley
(27:12) Oyuncu: Sam Neill vs. Callum Turner
(31:00) Mekân: Batı Berlin Sorunsalı
(39:27) Özel Efektler ve Sinematografi
Gereğinden uzun bir aradan sonra bir David Lynch (ruhu şad olsun) filmi ile nihayet sizlerleyim.
Bu bölüm birkaç açıdan öncekilerden farklı. Birincisi, Mulholland Drive klasik anlamda bir korku-gerilim filmi değil. İkincisi, filmi sahne sahne analiz etmek gibi bir niyetim de yok. Üçüncüsü, bu bölüm öncekilere kıyasla daha kişisel, çünkü filmin ikinci izleyişimde üzerimde bıraktığı etkiyi, başarısızlık korkuma ve hayatımın bazı alanlarındaki hayal kırıklıklarıma nasıl dokunduğunu anlatıyorum. Ama şov dünyasına da biraz geçiriyorum.
Sizin için Mulholland Drive ne ifade ediyor? Söylemek istediklerinizi buraya yorum olarak bırakabilir, ya da @ukf_podcast hesabımdan bana ulaşabilirsiniz.
00:00 Seyahat geyiği
04:07 David Lynch, Mulholland Drive ve ben
11:25 Konusu ve çıkış hikâyesi
19:11 Mulholland Drive ve başarısızlık korkusu
32:16 Mulholland Drive ve şov dünyasının acımasızlığı
40:00 Kapatırken
#korkugerilim #korkupodcast #gerilimpodcast #sinema
Uykumu Kaçıran Filmler’de bu hafta seyahate çıkıyoruz!
Kimilerine seyahat etmenin kendisi başlı başına bir korku filmi (annem).
Seyahat temalı korku filmleri çoğunlukla Amerikalı olmayanı yabani, tekinsiz ve şiddete eğilimli göstermekte pek başarılıydı. Peki, bir Amerikalı’ya bir diğerinden hiç mi zarar gelmez?
Bunun nadir örneklerinden biri olan Influencer ile tanıştırıyorum bu hafta sizi. Daha doğrusu, hem Influencer hem de devam filmi Influencers ile. Megan Fox'a aşırı benzettiğim, korku sinemasının yükselen simalarından Cassandra Naud’un canlandırdığı CW karakteri, Tayland’dan Güney Fransa’ya, oradan Bali’ye uzanan yolculuğunda karşısına çıkan birbirinden klişe internet fenomenlerini ağına düşürürken işin içinden zekice sıyrılmayı başarıyor. Bize de izlemek düşüyor.
Sizin en sevdiğiniz seyahat korkusu hangisi? Önerilerinizi benimle paylaşmak için @ukf_podcast Instagram hesabımı takip edin.
(00:00) Seyahat aşkı ve korkusu
(09:28) Influencer(s) konusu ve çıkış hikâyesi
(14:29) Filmi önerme nedenlerim
(22:01) Filmde geliştirilebilecek noktalar
“Aman Tanrım, o bir erkek!” cümlesi bir korku filminin en ikonik repliği hâline nasıl gelebilir? 1983'ün Sleepaway Camp'i bunu başarmakla kalmadı, slasher film camiasına zekice ama pek de insancıl ve etik olmayan bir şekilde adını altın harflerle yazdırdı.
Peki masum bir kız çocuğunun aslında katil bir erkek olduğunu anladığımız bu plot twist salt izleyiciyi şok etmeyi mi amaçlıyordu, yoksa derinlerde başka bir motivasyon mu vardı? Yoksa çok da şey yapmamak mı lazım?
Peki, queer ve trans bireylere karşı giderek daha da düşmanlaşan bu dünyada bu film nasıl yorumlanıyor?
Bu bölümde bayağı derin bir çukura dalıyorum.
Makale linkleri:
Fiske'in teorisinden bahseden makale
Lucy J. Miller
Trans Panic! At the Movies - Allyn Walker
Siz film hakkında ne düşünüyorsunuz? ukf_podcast Instagram hesabindan bana ulasin.
Chapterlar:
(00:00) Sleepaway Camp ile tanışmam(06:35) Filmin konusu ve çıkış hikâyesi
(11:31) Film transfobik mi değil mi?
(16:53) Filmin cinselliğe ve cinsel yönelimlere bakışı
(20:27) Yönetmenin amacının bir önemi var mı?
(30:30) Filmin toplumda potansiyel etkileri
Araba yolculukları gün ışığında çok ferahlatıcı, hatta terapi gibi olabilir, ama ya güneş battıktan sonra? Hele de o yolculuk, pimi çekilmiş bomba gibi patlamaya hazır aile üyeleriyle yapılıyorsa tadından yenmez. Hele bir de o yolculuk hiç bitmiyorsa…
Uykumu Kaçıran Filmler’de bu hafta sizi çocukluğuma götürüyorum ve 12 yaşındaki Ariel’in izlediği en korkutucu film olan 2003 yapımı Dead End ile tanıştırıyorum. Bu filmi yöneten kişiler artık yönetmenlik bile yapmıyor olsa da, Harrington ailesinin içinde bulunduğu o sonsuz döngü bugün bile uykumu kaçırmaya yetiyor.
Bununla birlikte, yeniden izlediğimde bu filmin zaman zaman absürt komediye nasıl kaydığına inanamadım. Hele ki ailenin iki direği, karı kocayı oynayan usta oyuncular Ray Wise (Twin Peaks) ve Lin Shaye (Insidious) öyle bir döktürmüş ki evlilikten soğutur.
Sizce bu filmdeki mizah bilinçli mi yapıldı, yoksa kazara mı ortaya çıktı?
Instagram’da ukf_podcast hesabından bana ulaşıp görüşlerinizi ve sorularınızı yazabilirsiniz.
(00:00) Gece yolculuğunun korkutucu yanları
(05:48) Dead End filmi ve aile kavgaları
(08:37) konu ve çıkış hikayesi
(13:48) çocukken beni korkutanlar
(21:46) eğlendiren kısımlar
(28:12) Filmin sonu orijinal mi, klişe mi?
Dünya genelinde zengin ve fakir arasındaki uçurum magmaya ulaşmışken, biraz da durumu ti'ye almayalım mı?
Size "David Cronenberg, The Office dizisinin senaryosunu yazsaydı" temalı bir body horror getirdim: Kombucha
Kurumsal hayatın ve startup kültürünün bütün klişelerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren bu filmi incelerken kendi deneyimlerimi de anlatıyorum. Yani biraz sohbet havasında olacak bu bölüm.
Beğendiyseniz beni takip etmeyi, podcasti puanlamayı ve @ukf_podcast Instagram hesabından bana yazmayı unutmayın.
Bu arada Kombucha'nın kısa film versiyonuna bu linkten ulaşabilirsiniz.
Chapterlar:
(00:00) Nickim neden Ariel?
(04:30) İşsizlik muhabbeti ve Kombucha
(06:53) Konusu ve çıkış hikâyesi
(11:19) Müzisyenlikten kurumsallığa Luke
(19:58) Filmi izlemek için nedenler
(28:55) Notlandırma ve kapanış dilekleri
İzlediğimden beri unutamadığım, 2020'lerin en rahatsız edici korku filmi olduğunu iddia ettiğim Obsession'ın neden bu kadar mükemmele yakın olduğunu konuşuyoruz bu hafta.
1 milyon doların altında bütçesine rağmen gişe rekorları kıran bu şaheserin arkasında inanılmaz bir ekip var. Geniş vizyonlu YouTuber/yönetmen Curry Barker, anne babası, kankası Cooper Tomlinson, sinematografide Taylor Clemens ve tabii ki ödül sezonunu kırıp geçirecek oyunculuğa sahip Inde Navarrette.
Bu film dışarıdan klasik bir "aşırı kıskanç kız arkadaş" hikâyesi gibi görünse de, yakından incelendiğinde altında çok korkunç bir gerçek yatıyor. Boşuna "efendi çocuk" ya da "incel" korkusu demiyorlar.
Peki siz bu film hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yorumlarınızı ukf_podcast hesabımda paylaşın da azıcık tartışalım be!
Chapterlar:
(00:00) Obsession'ı övmeye doyamadım
(04:52) Konusu, çıkış hikâyesi ve oyuncular
(13:05) Teknik detaylar ve sinematografi
(15:58) Curry Barker'dan modern jump scare anlayışı
(21:00) Oyunculuklar (Give Inde an Oscar!!)
(25:26) Karakter Analizi: Freaky Nikki kimdir?
(31:17) Karakter Analizi: Bear neden çok sorunlu bir karakter?
(39:56) Alternatif son, Nikki'ye ne olacak?
SPOILER ALERT!!!
Uykumu Kaçıran Filmler'in bu bölümünde 86 yapımı The Fly filminin içini dışına çıkartıyorum (tipki filmde ilk orangutanın başına geldiği gibi).
Ve tabii ki 58'li ilk film ile karşılaştırmalı bir analiz yapıyorum.
Bölümde bahsettiğim Jungcu analiz makalesine buradan ulaşabilirsiniz.
Peki siz hangi filmi tercih edersiniz? 58 mi 86 mi?
Instagram hesabım @ukf_podcast üzerinden beni takip etmeyi unutmayın.
Chapterlar:
(04:20) 50ler ve 80lerde Genetik Bilimler
(11:42) Andre vs Seth: 50'ler ve 80'lerde Bilim İnsanı.
(17:55) 58 vs 86: Fiziksel ve Zihinsel Çöküş
(27:02) Helene vs Veronica: Kadın Karakterler.
(34:36) Notlandırma
Body Horror deyince bende akan sular durur. Ve bu türün mihenk taşlarından biri olan David Cronenberg'ün artık Uykumu Kaçıran Filmler'e giriş yapma zamanı geldi de geçiyor.
Cronenberg'ün dehası, Oscar kazandıran makyaj ve efektleri ile Jeff Goldblum ve Geena Davis'in efsanevi performanslarıyla buluşunca ortaya 86 yapımı The Fly gibi bir başyapıt çıkıyor.
Ama yazıklar olsun bana ki bu muhteşem filmin 30 yıllık bir başkalaşım süreci olduğunu son zamanlarda öğrendim. Fitili ateşleyen de - inanmayacaksınız belki ama - 1957'de Playboy'da yayınlanan bir kısa öykü.
Ateşliyor ateşlemesine de ertesi yıl (58) uyarlanan filmin, bizim Goldblum'lu The Fly ile neredeyse sadece isim benzerliği var.
Peki bu iki film neden bu kadar farklı? Bu podcast bölümünde sizi bir rollercoaster'a bindirip bu hikâyenin nasıl elden ele dolaştığını anlatıyorum. Dinleyince iki film arasındaki farkı daha iyi anlayacak, hangi filmin size daha uygun olduğuna net karar verebileceksiniz.
Chapterlar:
(00:00) Gen Tedavileri ve Mutasyon Korkusu
(05:27) The Fly ve Cronenberg Methiyesi
(08:04) Aynı konu, iki farklı film.
(09:56) Playboy’dan Cronenberg’e: Filmin çıkış hikayesi
(17:26) 58 ve 86 arasında temel farklar
From the publisher's feed