
Sign up to save your podcasts
Or


Bir insan öldüğünde onunla birlikte başka neler ölür?
Düşündükleri, sevdikleri, bildikleri, sesi, alışkanlıkları, hatırladıkları, bizi hatırladığı hâlimiz… Peki ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Dönüşü olmayan bir gidişle gidenlerin yokluğuna alışmak mümkün müdür?
Bu bölümde ölümün geride bıraktığı boşluktan, yasın hafızayla tuhaf ilişkisinden ve kaybettiğimiz insanları hayatımızın içinde tutmak için bulduğumuz yollardan konuşuyorum.
Uyarı: Bu bölüm yas, kanser ve ölüm ile ilgili tetikleyici bir tema içerebilir.
Bana ulaşmak için:
Instagram: milkybook
email: [email protected]
Çocukken bize yalnızca doğruyla yanlışı değil, neyin sevilmeye değer olduğunu da öğretiyorlar. Zamanla, sevgiyi olduğumuz hâlimizle değil; uslu, başarılı, güzel ya da başkalarının beklentilerini karşıladığımız ölçüde hak ettiğimize inanmaya başlıyoruz.
Bu bölümde, bell hooks'un Duygu Yoldaşlığı: Kadınların Sevgi Arayışı kitabından yola çıkarak, bize öğretilen sevgi anlayışını, çocukluğumuzdan zihnimizde taşıdığımız "doğrular ve yanlışlar evini" ve kendimize ait bir hayat kurabilmek için bazen hangi evleri yıkmamız gerektiğini konuşuyoruz.
Bölümle ilgili düşüncelerini benimle paylaşmak veya beni takip etmek istersen:
Instagram: @milkybook
E-posta: [email protected]
Ev neresi? Doğup büyüdüğümüz şehir mi, sevdiğimiz insanların yanı mı, yoksa sonunda kendimizle baş başa kalabildiğimiz yer mi? Üzgünüm, Eve Dönemiyorum'un bu ilk bölümünde, bir fikir, bir his olarak 'ev'i konuşuyoruz.
iletişim: [email protected]
From the publisher's feed