
Sign up to save your podcasts
Or


İçi eksilmiş bir cisim...Oyunlardan arta kalan…
Gizliyor boşluğunu..
Adı:
İnsan.
Öfkeden sızan donmuş acı bir sıvı,
Bir mum dikiliyor hayata.
Dik güneşte gölge kadar bile olsa...
Kutubum yok ki benim
Ne güneyi,
Ne kuzeyi çekeyim.
Yönüm yok ki benim ,
Ne doğuya
Ne batıya gideyim.
“Hayat, sen ne fenasın!”
Dünya, sen ne güzel...
Vaktim çok benim.
Parlıyorum rugan gibi hem ayağıma,
Hem ruhuma.
Uzaklardan
Karanlıktan geldim,
Girdim koynuna.
İnsan mısın nesin!
Eğil de bir bak boynuma!
Boynum!
Boynum Kendine eğri,
Aleme dik boynum!
Ah benim hali ahvalim!
Çevir yüzünü!
Taşıyor işte yıllardır koltuğunun altında o kuğu,
İstesem de öpmediğim boynumu.
Göçüp duruyorum,
Bu kirli yuvarlağın güneşinden güneşe.
Önüm yıldızkarayel,
Savrulup duruyorum göklerden sulara
Sulardan göklere.
Ah benin hali ahvalim!
Duramayan,
Kalamayan....
Korkma!
Şiirler,
ve insanlarla yıkadım ben senin ele-avuca sığmaz içini.
Sen ey kanımdaki şeytanı ateşleyen!
Hüküm sürdüğüm toprağıma hoş geldin
Sefalar getirdin bağıma!
Şimdi ben şerefine bir incir tohumu attım,
Sana üzümler topladım şarap için.
Bu gece en güzel şarap kadehleri kırılacak avuçlarımızda
Ve çatlayacak bedenim,
Bölünüp çoğalacağım siyah saçların için.
Sen ey şahlanan damarımdaki kırmızı!
Sormayacağım, şimdiye kadar neredeydin,
Çünkü biliyorum,
Geçtiğin tüm yollar benim için....
Ve benim içtiğim tüm sular,
Onları akıttığım eller,
Beni duvardan duvara seren, çarptığım aynalar senin için.
Sakın kıpırdama; ürkütme şiiri,
Geceyi ve seslerini.
Sen ey enseme üfleyen karayel!
İpin bir ucunu Ay’a, diğer ucunu Güneş’e bağlamıştım ben;
Sallanır dururdum ben
Ta ki sen, zamanı durdurunca,
İşte tam o an gördüm;
Şairlerin anlattığı, takvimlerin tarihsizliğini
Ve haritaların adressizliğini.
Sen tarih, ben coğrafya,
Bedenimde kurulan yeni yasaları gez bende,
Dolaş,
Oku ve yaz
Girilmemiş ormanların kuytuluklarına girdik az önce,
Konuşma.
Bildiğin hiçbir kelime yetmeyecek bana!
Bastığın kuma dikkat et,
Bir serap olabilir bu gördüğün yeşillik.
Saçları rüzgârda savrulan bu kadın,
Çözülmemiş düğümlerin sahibi olabilir.
O düğümler ki, kimi kuyu kovalarına,
Kimi hilâle atılan hamaklara bağlıdır.
Sen ey fırtınaların şaşırtmadığı rotam!
Bekliyorum işte, gel çöz şifremi
Ve kilitle beni ömrünün kasasına.
Kalayım orada,
Işığının saflığında.
Konuş şimdi, sana yeni bir sözlük verdim.
Kimse duymasın, görmesin, bilmesin, koklamasın.
Sen ey kanımdaki şeytanı ateşleyen!
By Hedablidaİçi eksilmiş bir cisim...Oyunlardan arta kalan…
Gizliyor boşluğunu..
Adı:
İnsan.
Öfkeden sızan donmuş acı bir sıvı,
Bir mum dikiliyor hayata.
Dik güneşte gölge kadar bile olsa...
Kutubum yok ki benim
Ne güneyi,
Ne kuzeyi çekeyim.
Yönüm yok ki benim ,
Ne doğuya
Ne batıya gideyim.
“Hayat, sen ne fenasın!”
Dünya, sen ne güzel...
Vaktim çok benim.
Parlıyorum rugan gibi hem ayağıma,
Hem ruhuma.
Uzaklardan
Karanlıktan geldim,
Girdim koynuna.
İnsan mısın nesin!
Eğil de bir bak boynuma!
Boynum!
Boynum Kendine eğri,
Aleme dik boynum!
Ah benim hali ahvalim!
Çevir yüzünü!
Taşıyor işte yıllardır koltuğunun altında o kuğu,
İstesem de öpmediğim boynumu.
Göçüp duruyorum,
Bu kirli yuvarlağın güneşinden güneşe.
Önüm yıldızkarayel,
Savrulup duruyorum göklerden sulara
Sulardan göklere.
Ah benin hali ahvalim!
Duramayan,
Kalamayan....
Korkma!
Şiirler,
ve insanlarla yıkadım ben senin ele-avuca sığmaz içini.
Sen ey kanımdaki şeytanı ateşleyen!
Hüküm sürdüğüm toprağıma hoş geldin
Sefalar getirdin bağıma!
Şimdi ben şerefine bir incir tohumu attım,
Sana üzümler topladım şarap için.
Bu gece en güzel şarap kadehleri kırılacak avuçlarımızda
Ve çatlayacak bedenim,
Bölünüp çoğalacağım siyah saçların için.
Sen ey şahlanan damarımdaki kırmızı!
Sormayacağım, şimdiye kadar neredeydin,
Çünkü biliyorum,
Geçtiğin tüm yollar benim için....
Ve benim içtiğim tüm sular,
Onları akıttığım eller,
Beni duvardan duvara seren, çarptığım aynalar senin için.
Sakın kıpırdama; ürkütme şiiri,
Geceyi ve seslerini.
Sen ey enseme üfleyen karayel!
İpin bir ucunu Ay’a, diğer ucunu Güneş’e bağlamıştım ben;
Sallanır dururdum ben
Ta ki sen, zamanı durdurunca,
İşte tam o an gördüm;
Şairlerin anlattığı, takvimlerin tarihsizliğini
Ve haritaların adressizliğini.
Sen tarih, ben coğrafya,
Bedenimde kurulan yeni yasaları gez bende,
Dolaş,
Oku ve yaz
Girilmemiş ormanların kuytuluklarına girdik az önce,
Konuşma.
Bildiğin hiçbir kelime yetmeyecek bana!
Bastığın kuma dikkat et,
Bir serap olabilir bu gördüğün yeşillik.
Saçları rüzgârda savrulan bu kadın,
Çözülmemiş düğümlerin sahibi olabilir.
O düğümler ki, kimi kuyu kovalarına,
Kimi hilâle atılan hamaklara bağlıdır.
Sen ey fırtınaların şaşırtmadığı rotam!
Bekliyorum işte, gel çöz şifremi
Ve kilitle beni ömrünün kasasına.
Kalayım orada,
Işığının saflığında.
Konuş şimdi, sana yeni bir sözlük verdim.
Kimse duymasın, görmesin, bilmesin, koklamasın.
Sen ey kanımdaki şeytanı ateşleyen!