Fluent Fiction - Turkish

Warm Winter Winds: Tradition Meets Innovation at the Bazaar


Listen Later

Fluent Fiction - Turkish: Warm Winter Winds: Tradition Meets Innovation at the Bazaar
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2024-12-20-08-38-20-tr

Story Transcript:

Tr: Kışın soğuk rüzgarları, İstanbul'un kapalı çarşısında dolaşıyordu.
En: The cold winter winds were circulating through the Kapalı Çarşı of İstanbul.

Tr: Elif, vitrinin tozunu alırken, çarşının renkli kumaşlarının, parlayan mücevherlerinin ve taze baharat kokularının arasında kaybolmuştu.
En: Elif, while dusting the window display, got lost among the colorful fabrics, shining jewelry, and fresh spice aromas of the bazaar.

Tr: Ailesinin bu küçük dükkanı, onun için bir mirastı.
En: This small shop of her family was an inheritance for her.

Tr: Ancak işler, bugünlerde iyi gitmiyordu.
En: However, business hadn't been going well these days.

Tr: Kerem de yan tarafta eski kitapları düzenliyordu.
En: Kerem was organizing old books on the side.

Tr: Geleneksel yöntemlere bağlı kalmak konusunda inatçıydı.
En: He was stubborn about sticking to traditional methods.

Tr: "Elif," dediği an, onun derin düşüncesini böldü.
En: The moment he said, "Elif," he broke her deep thought.

Tr: "Kitapları böyle düzenlememiz lazım.
En: "We need to organize the books like this.

Tr: Her zamanki gibi."
En: Just as usual."

Tr: Elif, kuzenine gülümsedi ama aklındaki fikirlerden vazgeçemezdi.
En: Elif smiled at her cousin, but she couldn't give up on the ideas in her mind.

Tr: Yeni yıl yaklaşıyordu ve o, stallarını biraz olsun canlandırmak istiyordu.
En: The new year was approaching, and she wanted to liven up their stalls a bit.

Tr: "Ama Kerem, biraz değişiklik yapsak belki daha çok müşteri çekeriz," dedi nazikçe.
En: "But Kerem, if we make some changes, maybe we could attract more customers," she said gently.

Tr: Kerem kaşlarını çattı.
En: Kerem frowned.

Tr: "Biz yıllardır böyle yapıyoruz.
En: "We've been doing it this way for years.

Tr: Değişiklik risklidir, Elif."
En: Change is risky, Elif."

Tr: Elif, ufak bir plan yaptı.
En: Elif made a small plan.

Tr: Sessizce, rengarenk ışıklarla dükkânı süsledi.
En: Silently, she adorned the shop with colorful lights.

Tr: Birkaç minik dekoratif ağaç ve solstice'i kutlamak için özel, sıcak tarçınlı içecekler hazırladı.
En: She prepared a few small decorative trees and special warm cinnamon drinks to celebrate the solstice.

Tr: Bu küçük değişiklikler, Kerem’e fazla batmak istemeden, çekici ve modern bir hava yaratıyordu.
En: These small changes created an attractive and modern ambiance without being too noticeable to Kerem.

Tr: Kış dönümü sabahı geldiğinde, çarşı bir arı kovanı gibiydi.
En: When the winter solstice morning arrived, the bazaar was like a beehive.

Tr: Yabancı turistler, yerel halk ve meraklı ziyaretçiler arasında Elif, heyecanla göz ucuyla kuzenini izliyordu.
En: Among foreign tourists, local people, and curious visitors, Elif watched her cousin with excitement.

Tr: Sessizce nefesini tutuyordu, çünkü Kerem henüz değişiklikleri fark etmemişti.
En: She silently held her breath, as Kerem had not yet noticed the changes.

Tr: Günün en kalabalık saatleri geldiğinde, Kerem nihayet dükkana giren yılbaşı süslemelerini gördü.
En: At the busiest hours of the day, Kerem finally saw the holiday decorations entering the store.

Tr: Tam ağzını açıp Elif'e çıkışmak üzereyken, büyük bir turist grubu onların dükkana yöneldi.
En: Just as he was about to open his mouth to reprimand Elif, a large group of tourists headed for their shop.

Tr: Hepsi renkli süsleri gördü ve Kerem’in inadına Elif’in yeni hazırladığı sıcak içecekleri deneyimlemek istediler.
En: They all saw the colorful decorations and, despite Kerem's stubbornness, wanted to experience Elif's newly prepared warm drinks.

Tr: Kerem, müşteri yoğunluğuyla şaşkına döndü.
En: Kerem was taken aback by the customer influx.

Tr: Elif’in yüzü sevinçle parlıyordu.
En: Elif's face shone with joy.

Tr: "Görüyorsun, değil mi?"
En: "You see, don't you?"

Tr: dedi.
En: she said.

Tr: Kerem, nihayet başını salladı.
En: Kerem finally nodded.

Tr: "Sanırım farklı bir şeyler denemekten zarar gelmedi," dedi yavaşça.
En: "I guess trying something different didn't hurt," he said slowly.

Tr: O günden sonra Elif ve Kerem, dükkanı birlikte yönetiyordu.
En: From that day on, Elif and Kerem ran the shop together.

Tr: Elif’in modern fikirleri ile Kerem'in geleneksel yöntemleri birleşmişti.
En: Elif's modern ideas and Kerem's traditional methods had merged.

Tr: Elif, artık fikirlerini daha özgüvenli bir şekilde paylaşabiliyordu.
En: Elif could now share her ideas more confidently.

Tr: Kerem de, değişikliğin sadece risk değil, bazen de büyük bir fırsat olduğunu öğrenmişti.
En: Kerem also learned that change wasn't just a risk but sometimes a great opportunity.

Tr: Kış rüzgarları, değişimin sıcaklığını taşıdı çarşıya.
En: The winter winds carried the warmth of change to the bazaar.


Vocabulary Words:
  • circulating: dolaşıyordu
  • bazaar: çarşı
  • dusting: tozunu almak
  • fabrics: kumaşlar
  • inheritance: miras
  • stubborn: inatçı
  • methods: yöntemler
  • organize: düzenlemek
  • approaching: yaklaşıyordu
  • reprimand: çıkışmak
  • decorative: dekoratif
  • cinnamon: tarçın
  • solstice: dönüm
  • ambiance: hava
  • beehive: arı kovanı
  • foreign: yabancı
  • tourists: turistler
  • curious: meraklı
  • influx: yoğunluk
  • merged: birleşmişti
  • opportunity: fırsat
  • adorned: süsledi
  • breath: nefesini
  • noticed: fark etti
  • holiday: yılbaşı
  • risk: risk
  • attractive: çekici
  • traditional: geleneksel
  • confidence: özgüven
  • change: değişiklik
...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Fluent Fiction - TurkishBy FluentFiction.org