Fluent Fiction - Turkish

When Winter Sparks Friendship: A Tale from Freelancer's Sanctuary


Listen Later

Fluent Fiction - Turkish: When Winter Sparks Friendship: A Tale from Freelancer's Sanctuary
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2024-12-22-08-38-20-tr

Story Transcript:

Tr: Soğuk bir kış günüydü.
En: It was a cold winter day.

Tr: İstanbul’un yoğun caddelerinde insanlar koşturuyordu.
En: People were rushing around on the busy streets of İstanbul.

Tr: Kar yavaş yavaş yağıyor, etrafı beyaza bürüyordu.
En: Snow was falling slowly, covering everything in white.

Tr: "Freelancer’s Sanctuary" isimli çay evi ise sıcak ve davetkardı.
En: The tea house named "Freelancer’s Sanctuary" was warm and inviting.

Tr: Yumuşak amber ışıklar altında, içeride hafif bir konuşma uğultusu vardı.
En: Under soft amber lights, there was a gentle murmur of conversation inside.

Tr: Emir, çay evinin bir köşesinde oturuyordu.
En: Emir was sitting in a corner of the tea house.

Tr: Laptopunun ekranından gözlerini ayırmadan, işlerine odaklanmıştı.
En: Focused on his work, he kept his eyes on the screen of his laptop.

Tr: Grafik tasarım işleri birbiri ardına önüme geliyordu, ancak Emir kendini yalnız hissediyordu.
En: Graphic design work was coming to him one after another, yet Emir felt lonely.

Tr: İçinden bir ses, hayatına bir anlam ve derinlik katmak istiyordu.
En: A voice from within wanted to add meaning and depth to his life.

Tr: Çayın yanında sıcak bir arkadaşlık, sanal dünyanın dışında bir bağlantı arıyordu.
En: He was looking for warm companionship beside his tea, a connection outside the virtual world.

Tr: Aynı anda, Leyla kapıdan içeri girdi.
En: At the same time, Leyla walked in through the door.

Tr: Kendine bir masa ararken, çayın havasını içine çekti.
En: As she searched for a table, she breathed in the aroma of the tea.

Tr: Yazar tıkanıklığından muzdaripti.
En: She was suffering from writer's block.

Tr: İlham peşindeyken bu sıcak ortam onu biraz rahatlatabilirdi.
En: While in search of inspiration, this warm environment might have relieved her a bit.

Tr: Neyse ki, Kemal Bey’in güler yüzü ve nazik sözleri her zaman gibi içini ısıttı.
En: Luckily, Kemal Bey's friendly face and kind words always warmed her heart.

Tr: “Masanız dolu mu?” diye sordu Leyla, Emir’in masasına yaklaşıp.
En: “Is your table full?” asked Leyla, approaching Emir's table.

Tr: “Hayır, oturabilirsin,” dedi Emir, bir an duraksayıp eklemeye karar vererek.
En: “No, you can sit,” Emir said, deciding to add after a brief pause.

Tr: Aslında yalnız çalışmayı seviyordu ama kim bilir, belki iyi bir hikaye dinlemek hoşuna giderdi.
En: Actually, he liked working alone, but who knows, maybe he would enjoy hearing a good story.

Tr: Önce sessizlik vardı.
En: At first, there was silence.

Tr: Emir işlerine döndü, Leyla ise defterine gözlerini dikti.
En: Emir returned to his work, while Leyla fixed her eyes on her notebook.

Tr: Ancak Leyla’nın enerjisi her geçen dakika daha da belirginleşiyordu.
En: However, Leyla's energy was becoming more apparent with each passing moment.

Tr: “Ne üzerine çalışıyorsun?” diye sordu Leyla, duramadı.
En: “What are you working on?” Leyla asked, unable to hold back.

Tr: “Grafik tasarım,” dedi Emir kısa bir cevapla.
En: “Graphic design,” Emir replied with a short answer.

Tr: Ancak Leyla’nın kitabı masada dikkatini çekti.
En: However, he noticed Leyla's book on the table.

Tr: “Ya sen?
En: “And you?

Tr: Yazıyor musun?” Leyla gülümsedi.
En: Are you writing?” Leyla smiled.

Tr: “Evet, ama bir süredir ilham bulamıyorum.
En: “Yes, but I haven't been able to find inspiration for a while.

Tr: Yazmak kolay değilmiş.” Sohbet ilerledikçe, Leyla küçük bir yazı taslağını Emir’e göstermek istedi.
En: Writing isn't easy.” As the conversation progressed, Leyla wanted to show Emir a small draft of her writing.

Tr: Emir bir an şaşırdı ama sonra kabul etti.
En: Emir was momentarily surprised but then agreed.

Tr: Leyla’nın kelimeleri içinde sıcak bir ışık uyandırdı, biraz cesaret, biraz heyecan.
En: Leyla's words sparked a warm light within him, a bit of courage, a bit of excitement.

Tr: Kemal Bey, onları izliyordu.
En: Kemal Bey was watching them.

Tr: Bir süre sonra yanlarına geldi ve özel bir kış gündönümü çayı sundu.
En: After a while, he came over and offered a special winter solstice tea.

Tr: “Bu çay, kışa ve yeniliklere iyi gelir,” diye açıkladı.
En: “This tea is good for winter and new beginnings,” he explained.

Tr: Çay, konuşmalarını daha da derinleştirdi.
En: The tea deepened their conversation even more.

Tr: Emir, Leyla’nın hikayesinde kendini buldu, Leyla ise Emir’le konuşmanın ilhamı ile tıkanıklığının çözüldüğünü hissediyordu.
En: Emir found himself in Leyla's story, while Leyla felt her blockage was resolved with the inspiration from talking to Emir.

Tr: Günün sonunda, iki yabancı olan Emir ve Leyla artık planlar yapıyordu.
En: By the end of the day, the two strangers, Emir and Leyla, were now making plans.

Tr: Çay evinde düzenli buluşabilecekler, belki de beraber çalışabileceklerdi.
En: They could meet regularly at the tea house and maybe even work together.

Tr: İkisi de heyecanlıydı.
En: Both were excited.

Tr: İlk kar taneleri camda parıldarken, Emir daha önce hissetmediği bir umutla doldu.
En: As the first snowflakes sparkled on the window, Emir was filled with a hope he had never felt before.

Tr: Leyla ise, yeni bir hikayeye başlamanın heyecanını yaşıyordu.
En: Leyla, on the other hand, was experiencing the excitement of starting a new story.

Tr: Kışın karanlığında, çay evinde yeni bir dostluk filizleniyordu.
En: In the darkness of winter, a new friendship was blossoming in the tea house.


Vocabulary Words:
  • rushing: koşturuyordu
  • murmur: uğultusu
  • focused: odaklanmıştı
  • companionship: arkadaşlık
  • inspiration: ilham
  • suffering: muzdaripti
  • momentarily: bir an
  • aroma: havası
  • draft: taslak
  • warmth: sıcaklık
  • blockage: tıkanıklığı
  • virtual: sanal
  • amber: amber
  • inviting: davetkar
  • gentle: hafif
  • eyes fixed: gözlerini dikti
  • connection: bağlantı
  • solstice: gündönümü
  • companionship: arkadaşlık
  • apparent: belirginleşiyordu
  • sparked: uyandırdı
  • depth: derinlik
  • draft: taslak
  • blossoming: filizleniyordu
  • relieved: rahatlatabilirdi
  • deciding: karar vererek
  • felt: hissetti
  • kind: nazik
  • relieved: hisset
...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

Fluent Fiction - TurkishBy FluentFiction.org