Fluent Fiction - Turkish:
Whispers of the Past: A Young Explorer's Discovery Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2024-12-04-08-38-20-tr
Story Transcript:
Tr: Late sonbahar yapraklarının altında, kadim harabeler, zamanın fısıldayan ruhlarıyla doluydu.
En: Under the late autumn yaprakları (leaves), the ancient ruins were filled with the whispering spirits of time.
Tr: Öğrenciler, sessizce tarih kokan bu taş labirentin içinden geçiyorlardı.
En: The students were silently passing through this stone maze, rich with the scent of history.
Tr: Emir, Leyla ve Arda da bu heyecan verici okul gezisinin bir parçasıydılar.
En: Emir, Leyla, and Arda were also part of this exciting school trip.
Tr: Emir, kalbindeki huzursuz kıpırtıyla, öğretmenini ve arkadaşlarını etkileyecek bir keşifte bulunmayı umuyordu.
En: Emir, with a restless stir in his heart, hoped to make a discovery that would impress his teacher and friends.
Tr: Kalabalık gruptan hafifçe geri kalarak Emir, farklı bir yola göz attı.
En: Slightly lagging behind the crowded group, Emir glanced at a different path.
Tr: Tarih öğretmenleri, sıkı bir şekilde belirlenmiş yerlerde kalmalarını istemişti.
En: Their history teacher had strictly instructed them to stay in designated areas.
Tr: Ancak, merak Emir'in aklını çeliyordu.
En: However, curiosity was tempting Emir.
Tr: "Tamam," diye düşündü, "Bu bir şans.
En: "Alright," he thought, "This is a chance.
Tr: Hayatta bir kez ele geçebilir."
En: It might only come once in a lifetime."
Tr: Emir, Leyla ve Arda'dan uzaklaştı.
En: Emir drifted away from Leyla and Arda.
Tr: Yan yolların birinde, kimsenin gitmediği bir yöne doğru ilerledi.
En: He advanced towards a direction where no one else had gone.
Tr: Rüzgar, yapraklarla tatlı bir melodi fısıldıyordu.
En: The wind whispered a sweet melody with the leaves.
Tr: Harabelerin bir köşesinde, biraz toprak altında gömülü olan eski bir duvar gördü.
En: In a corner of the ruins, he saw an old wall, partially buried under some soil.
Tr: Üzerinde karmaşık desenli taşlar vardı.
En: It had stones with intricate patterns on it.
Tr: Zaman daralıyordu.
En: Time was running out.
Tr: Bulduğu şeyi hızla incelemeye başladı.
En: He quickly began to examine what he had found.
Tr: Elinde cep telefonuyla birkaç fotoğraf çekti ve gördüklerini bir deftere karalamaya başladı.
En: With his cell phone, he took a few photos and started jotting down notes in a notebook.
Tr: Sesler uzaktan yaklaşıyordu; muhtemelen gezi liderlerinden biriydi.
En: Voices were approaching from a distance; it was probably one of the trip leaders.
Tr: Emir, hızla notlarını tamamladı ve geri dönmek için acele etti.
En: Emir quickly completed his notes and hurried to return.
Tr: Gruba katıldığında, Leyla onu meraklı gözlerle karşıladı.
En: When he joined the group, Leyla greeted him with curious eyes.
Tr: "Nerede kaldın?"
En: "Where have you been?"
Tr: diye sordu.
En: she asked.
Tr: Emir özür dileyerek gülümsedi, fakat içindeki sevinçle sır küpüne döndü.
En: Emir smiled apologetically, but inside, he was a bundle of joyous secrets.
Tr: Buldukları onun için büyük bir motivasyon kaynağı olmuştu.
En: What he had found became a great source of motivation for him.
Tr: Dönüş yolunda, Emir kafasında heyecanla yeni projesini planlıyordu.
En: On the way back, Emir was excitedly planning his new project in his mind.
Tr: Sınıfta sergileyeceği fotoğraflar ve çizeceği harita, onun için büyük bir başarıydı.
En: The photos he would present in class and the map he would draw were a great success for him.
Tr: Bu küçük macera, ona risk almanın ve keşfetmenin güzelliğini öğretmişti.
En: This little adventure had taught him the beauty of taking risks and making discoveries.
Tr: Emir, artık kendine daha çok güvenen bir gençti.
En: Emir was now a more confident young person.
Tr: Tarihi sadece kitaplardaki sayfalarla sınırlı görmüyordu.
En: He no longer saw history as confined to the pages of books.
Tr: Gelecek projeler için duyduğu heves, onu daha da ileriye taşıyacaktı.
En: The enthusiasm he felt for future projects would carry him even further.
Tr: Yavaşça gülümsedi.
En: He smiled slowly.
Tr: Önünde kış vardı, ve o, kışla birlikte gelen tüm yeni başlangıçlara hazırdı.
En: Winter lay ahead, and he was ready for all the new beginnings that came with it.
Vocabulary Words:
- ancient: kadim
- ruins: harabeler
- whispering: fısıldayan
- spirits: ruhlar
- maze: labirent
- restless: huzursuz
- strictly: sıkı
- designated: belirlenmiş
- curiosity: merak
- tempting: aklını çeliyordu
- advance: ilerledi
- intricate: karmaşık
- patterns: desenli
- examine: incelemeye
- jotting: karalamaya
- apologetically: özür dileyerek
- bundle: sır küpü
- secrets: sırlar
- motivation: motivasyon
- discovery: keşif
- adventure: macera
- risks: risk almanın
- confident: güvenen
- enthusiasm: heves
- future: gelecek
- notebook: defter
- approaching: yaklaşıyordu
- success: başarı
- plan: planlıyordu
- map: harita