Şiirlenelim

Yalnız- Zeynep Kaçar


Listen Later

Zaman. Çok hızlı, çok yavaş, çok boğucu, çok şaşırtıcı.

Geçip giden bir şey mi gerçekten, yoksa biz mi geçiyoruz zamanın içinden?

Babam sönmüş bir yıldız gibi kayboldu uzay boşluğunda.

O her aklıma geldiğinde, özlemek bir el olup, sıkıyor kalbimi. Her insan bir duygu olsa babam özlemek olurdu. Her acı, her çaresizlik, her çırpınış, her dibe batış, aramızda anlardan oluşan bir sonsuzluk yarattı. Alışmak, uyduruk bir kelimeydi, zamandı işin özü.

Henüz dünyadan haberim yoktu. Alışmak değildi anlamam gereken. Zamandı. Zamanla alışırsın dendiğinde, kimse alışırsın demiyordu aslında. Zaman diyordu herkes, zaman. Sevdiklerimizle aramıza yüzyıllık ayrılıklar, bin yıllık mesafeler yaratan zaman.

Hayatı başımıza gelen bir şey sanıyoruz ya, hayat bir oluş hali sadece. Orada, burada, her yerde. Devasa bir göz olup seyretmiyor bizi uzaklardan, bir beyni yok. Bizim hakkımızda yargılara varmıyor, bizi düşünmüyor, bize acımıyor. Bir kalbi olmadığı için, sevmiyor bizi. İyi bir insansın diye başına iyi şeylerin geleceği yok.

Üzülmek, acı çekmek, sevinmek bile başkasına muhtaç. Bir başkası görünce, ancak işte o zaman gerçekmiş gibi. Kendimizi hep bir başkasıyla anlama, hep bir başkasına anlatma gayreti. Bir başkasına baka baka ancak kim olduğunu bilme yanılgısı. Kimim ben?

Tüm gözler yok olup gitse, ben hiç yaşamamış mı olacağım?

Hiçbir göz bana bakmasa, beni ben yapan her şey savrulup gidecek mi boşlukta?

Tüm gözler yok olup gittiğinde, ne olacak kainata? Kimsenin bakmadığı bir kainat var olmaya devam edebilecek mi? İnsan bu yüzden var belki...Bu yüzden gözleri var insanın, merakı var, hayreti, anlama isteği. Biz olmadığımızda, kim bakacak kainata? Kim bakacak hayretle sonsuzluğa?

Hayat sonsuz seçenekleriyle uçsuz bucaksız, şahane bir bilinmezlik olarak önünde uzanıyorken, garip bir kibre kapılıyor insan. Kibir denemez aslında, cehalet. Başına kötü şeylerin gelme ihtimalini düşünememe cehaleti.

İnsan ölümü hep başkasının başı­na gelen bir şey sanıyor. İnsana has bir körlük. Kendini ve dolayısıyla sevdiğin herkesi ölümsüz sanma körlüğü...

Hayat böyledir. Hiç hazır değilken, işte tam o anda, yakalar insanı. Yakar, yı­kar, üstünden geçer.

Bir ev hayvanıydım. Perdenin kıvrımıydım. Halının püskülü, banyonun sabunu, en çok mutfağın çaydanlığıydım.

Kaç yılım geçtiyse bu dünyada, o kadar yaram var. Alınacak öcüm var. Benden çalınanların bir bedeli var. Şimdi sevilecek yeni insanlar var, kapatmadan gözlerimi. Şimdi sevmek var. Sanmakla sevmek arasında fark var. Bu farkı anlamak var. Adımlarım var sokaklar boyu...Yorgun bacaklarım, aşılacak sokaklar var. İçimde binbir özlem var.

Mutlu olmak için mutsuzluğa ihtiyacımız var. Harekete geçmek için durmaya, bir kâbustan uyanmak için derin bir uykuya, sevmek için yalnızlığa ihtiyacımız var. Kavuşmak için ayrılığa.

Şimdi beklemeden ibaretim. Geçecek deyip duruyorum kendime. Başımı okşayan el, ruhumu sakinleştiren ses yine benim.

Çünkü umut, öldürdüm sansan da bin kere, bin bir kere dirilir öldüğü yerde.

Ama eğer, kendinden emin olmaya alışkın değilsen, özgüven kibir gibi gelir. Eğer pasif olmaya alışkınsan, hakkını savunmak, saldırı gibi gelir. Ve eğer, ihtiyaçlaının karşılanmasına alışkın değilsen, kendini önceliklendirmek, bencillik gibi gelir.

Gençlik insanın kendini teselli edememesiymiş, bunu artık biliyorum. İçimde canavarlar uluyor, yine de sabırla bekliyorum.


...more
View all episodesView all episodes
Download on the App Store

ŞiirlenelimBy Hedablida