
Sign up to save your podcasts
Or


Belki bu yüzden,
Ayın sevgili tanrıçası Sin
Mabedini unuttu Bu anlamsız boşlukta
Bu yüzden belki,
Bin yıl uyudu insan,
Ve uyandı sonunda.
Anladı Bir uyku olduğunu varlığın...
Ve cevapsız O günden sonra.
Biliyorum O ürkütücü başlangıçta Bir şey bekliyor canlılar
Bir tufan olacak,
Her şey toplanacak başlangıca
Yılın ilk gecesinde,
Yaşlı kız Annesiyle çıkıp Yıldızların altında Ellerini açtığında,
Yalvardığında aya ve yıldızlara
Tanrıça duymuştu onu
Fısıldamıştı Kays’la
Aşk, kalbi korkuyla doldurur,
Sırrı yok eder,
Dokunur yalnızlığa
Bilmiyor tanrıça
Bu geçen zaman boyunca Yaşlı kız inandı Yüzünü sürdüğü taşlara
Mağaralara inandı çok.
İnandı orada kaynayan suyun İnsanı hayata bağlayacağına
Kapıları olsa da şehrin Nefes olamıyor ona
O gece uyumadı Yaşlı kız
Aynada beyaz bir kadın Bulmak umuduyla Koştu sulara
Belki bir el,
Aşka uzanan Deliliğe,
Gül kokusuna
Her şey,
Her şey unutkan...
Şu savrulan Küçük yaprak bile Çıksa girdiği kuyudan
Başka bir şey olacak...
Ama olmuyor.
Sonsuzluk korkusuyla Toplaşan görüntüler Şehri kuruyorlar
Mezarları oluyor şehrin.
Çocuk mezarlarında fulyalar açıyor...
Yaşlılarınkinde zakkumlar...
Her şey kendinin âhı
Toprak,
Taş,
Duvar...
Toprağı ve taşı Göğe taşıyan duvar
Biliyor Kulelere cevabı yok göğün,
Sonsuzluk, ay gibi
Esirgiyor kendini dünyadan.
Yaşlı kızın da bildiği bir şey var
Çıkıp, Önünde bağıracağı bir duvar bulabilir
Adı gibi mezar olan ne varsa Sığınabilir onlara
uzak her şey için Bir çizgi oluyor ağzı,
Göğsü doluyor-Sesini yitirmiş göğün Uğultusuyla
Yaşlı kız dolaşıyor avluda
Avluda sadece, Gözler var
İstiyor ki,
aradığını Anlayan biri varsa Baksın ona
Ama bakmıyor kimse...
Bakmıyor...
By HedablidaBelki bu yüzden,
Ayın sevgili tanrıçası Sin
Mabedini unuttu Bu anlamsız boşlukta
Bu yüzden belki,
Bin yıl uyudu insan,
Ve uyandı sonunda.
Anladı Bir uyku olduğunu varlığın...
Ve cevapsız O günden sonra.
Biliyorum O ürkütücü başlangıçta Bir şey bekliyor canlılar
Bir tufan olacak,
Her şey toplanacak başlangıca
Yılın ilk gecesinde,
Yaşlı kız Annesiyle çıkıp Yıldızların altında Ellerini açtığında,
Yalvardığında aya ve yıldızlara
Tanrıça duymuştu onu
Fısıldamıştı Kays’la
Aşk, kalbi korkuyla doldurur,
Sırrı yok eder,
Dokunur yalnızlığa
Bilmiyor tanrıça
Bu geçen zaman boyunca Yaşlı kız inandı Yüzünü sürdüğü taşlara
Mağaralara inandı çok.
İnandı orada kaynayan suyun İnsanı hayata bağlayacağına
Kapıları olsa da şehrin Nefes olamıyor ona
O gece uyumadı Yaşlı kız
Aynada beyaz bir kadın Bulmak umuduyla Koştu sulara
Belki bir el,
Aşka uzanan Deliliğe,
Gül kokusuna
Her şey,
Her şey unutkan...
Şu savrulan Küçük yaprak bile Çıksa girdiği kuyudan
Başka bir şey olacak...
Ama olmuyor.
Sonsuzluk korkusuyla Toplaşan görüntüler Şehri kuruyorlar
Mezarları oluyor şehrin.
Çocuk mezarlarında fulyalar açıyor...
Yaşlılarınkinde zakkumlar...
Her şey kendinin âhı
Toprak,
Taş,
Duvar...
Toprağı ve taşı Göğe taşıyan duvar
Biliyor Kulelere cevabı yok göğün,
Sonsuzluk, ay gibi
Esirgiyor kendini dünyadan.
Yaşlı kızın da bildiği bir şey var
Çıkıp, Önünde bağıracağı bir duvar bulabilir
Adı gibi mezar olan ne varsa Sığınabilir onlara
uzak her şey için Bir çizgi oluyor ağzı,
Göğsü doluyor-Sesini yitirmiş göğün Uğultusuyla
Yaşlı kız dolaşıyor avluda
Avluda sadece, Gözler var
İstiyor ki,
aradığını Anlayan biri varsa Baksın ona
Ama bakmıyor kimse...
Bakmıyor...