
Sign up to save your podcasts
Or


2011 seneli Midnight in Paris filminden yola çıkarak edebiyatın ve hayatın geçmişe özlemini konuştuk. Üreticinin ve tüketicinin kalburüstücülüğünü anlattık. Deneysel bir bölüm oldu, inanın biz de ne yaptığımızın farkında değiliz. Öyleli. Dinleyin işte aa.
Bizim neslimiz için salya sümük ağlatan bir nostalji kaynağı olan Harry Potter 20th Anniversary özel bölümünü konuştuk. Geçmişini, geleceğini ve şimdisini anlattıkça anlattık. Biraz Rowling'e ve Cursed Child'a fırça kaymış olabiliriz, olur öyle.
MUSMUTLU YILLAR SEVGİLİ AHBAB-I LİTERATÜR DİNLEYİCİLERİ! Sizler için koca bir senenin değerlendirmesini yaptık, konuklarımızı kapıştırmadık (hepsi kazandı çünkü) ve bir senedir podcast yapıyor olmamızın değerini anlattık. İyi ki varsınız, iyi ki bizimlesiniz. Hadi seneye görüşürü- Ya Andaç dur nolur espri yapayım noloor...
"Kitaplar hayal kırıklığına uğratabilir ama asla insanlar gibi yarı yolda bırakmazlar!" Havalı bir sözle giriş yapalım dedik. Berna böyle bir cümle söyledi, yapıştırdık açıklamaya. Andaç da çok etkilendi, neden olmasın dedik. Ana fikir falan da değil ama olsun. Asıl konumuz kitapları yarıda bırakmak aslında. Size birisi "kitaplar yarıda bırakılmaz" diye baskıda bulunuyorsa onu yiyin. Cidden. Bırakılır yani, niye bırakılmasın canım! Ama alışkanlık da yapmayın şimdi. Neyse, çok uzattık, fazla yazmasın. Öptük.
Kendine yazar demeye çekinen ama bir yandan da yazma eylemini profesyonel standartlara kadar taşımış olan iki ahbabın muhabbetidir bu, iyi dinleyin! Bizler sizler için yazma deneyimlerimizi anlattık, artık ders çıkarıp kendinize uygulama olayı sizde. Altın kural: başlığı en son atın.
NE DEMEK H.G. WELLS BİLİM KURGUYU İCAT ETTİ?! Bu hafta, New York Times'ın bir makalesinden yola çıkarak edebi dedikodu yaptık. Mary Shelley'ler, Margaret Cavendish'ler derken hakkı yenilen hanımlara karşı bir cinsiyetçilik mi var, yoksa sadece bilmemezlik mi diye de tartıştık. Ayy, dinleyin valla, çok güzel New York Times dedikodusu döbdürdük he.
İlk sezonda bir "e-kitap okuyucu" temalı bölümümüz vardı hani, hatırladınız mı onu? Heh, şimdi o hatırladıklarınızı unutun. Çünkü bu sefer deneyimlemiş halde hazır gelen ve kesinkes kendisinden emin olan bir çift literatür ahbabını dinleyeceksiniz. Hanımlar beyler, karşınızda: KINDLE!
Şimdi bakın, ortada bir kitap var, bir de resim. İkisinin de gideceği yol sanat yolu ama edebiyat a yolundan gidiyorken resim b yolundan gidiyor. Heh. Oradan dümdüz kaptırıp köşeyi dönünce bir de ne görsünler, aaa, aynı yere gelmişler. Geldikleri yerin ismi de sanatmış. Vay bakın şu işin güzelliğine ya. İşte öyle.
"Edebiyat mıdır, yoksa sanat mıdır?" sorularının üstüne tüm ağırlığıyla çöken çizgi romanlar! Bu bölümkü konuğumuz da Türk çizgi roman ustalarından biriydi: Devrim Kunter! Türkiye'de çizgi roman denilince akla gelen projelerden biri olan Yabani'yi anlattı ve yeni polisiye sayısından sonrakini heyecanla beklememiz için bize yeteri kadar sebep verdi.
Siz istediniz, biz konuştuk! Frank Herbert'ın yazdığı DUNE kitabını yeni gelen filmiyle birlikte konuşmak için en müthiş konuğu da sizlere getirdik! İthaki genel yayın yönetmeni ve bir Dune üstadı olarak Alican Saygı Ortanca ile yaptığımız ve tadına doyamadığımız DUNE sohbeti hepinize afiyet olsun!
From the publisher's feed