Ahval

Ahval

By AhvalNews
Download on the App Store

Ahval episodes

  • Yunanistan, Türkiye sınırına ABD’de siyahlara karşı kullanılan 'silahlar'dan getiriyor
    Geçen yıl mülteci akınlarıyla zor günler geçiren Yunanistan Meriç’teki Türk sınırına yeni ek savunma teçhizatları getirmeyi sürdürüyor.
    Meriç’te mültecilerin en çık geçiş yaptıkları bölgede bulunan çelik çiti 30 km uzatma kararı alan Yunan hükümeti ABD’den de en son siyahi göstericilere karşı kullanılan ses silahları getiriyor.
    Türk sınırında Yunan polisi, göçmen-mülteci geçişlerini engellemek için Amerika’da Trump hükümetinin siyah göstericilere karşı kullandığı ses “silahlarıyla” donatılacak.
    Long Range Acoustic Device (LRAD) adı verilen bu cihazlar, üzerine uygulanan insanlarda acı, şok ve panik etkisi yaratıyor.
    Yunan hükümeti bu ses silahlarını sınırı yasadışı geçmek isteyen mültecilere karşı kullanacak.
    En son Amerika’da George Floyd’un ölümünü protesto etmek amacıyla sokaklara dökülen Black Lives Matter hareketinin siyahi göstericilerine karşı kullanılan “ses silahları” 15 ila 320 kilo arasında. İnsanda korku ve panik yaratan ses silahları 2,5 kHz gücünde ve 162 desibel şiddetinde ses çıkarıyor.
    Meriç’te ses cihazları ile birlikte ek sınır muhafızları ve askeri cihazlarla da sınırı donatan Yunan hükümeti, göçmen-mülteci geçişlerini durdurma konusunda kararlı olduğunu göstermek istiyor.
    7 min
  • İslam toplumlarının düzelme şansı yok
    Helikopterden atılan Kürt köylüler, koronavirüs salgınında yeniden ağırlaşan tablo ve ekonomik krizinin giderek derinleşmesi, Ege ve Doğu Akdeniz’deki geri adımlar, Türkiye’nin iç ve dış siyasetinde öne çıkan gündem başlıklarından.
    Gidişat’ta Ergun Babahan ve Gökhan Bacık, Türkiye’nin sıcak gündeminin dışında Ahmet Kuru’nun İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık adlı kitabı üzerinden İslam toplumlarının gidişatını ele alıyorlar.
    Kitapta, İslam’ın geriye başlaması, ulemanın tüccarlar sınıfı desteğinden devlet desteğine bağımlı hâle gelmesine bağlanıyor.
    Ergun Babahan, “Ulemanın öne çıkışında ekonomik nedenler mi yoksa devletin Asya tipi askeriyeleştirilmiş üretim tarzına dönüşü mü etkili? İkincisi, Kuzey Amerika’da dahil İslam’ın daha özgür, liberal bir liberal yorumuna rastlamıyoruz. Senin görüşün neler? ” sorularını yöneltiyor.
    Kitaba yönelik bazı eleştiriler getiren Bacık, Kuru’nun daha liberal, piyasa merkezli bakmasının sol bakıştan sorgulanabileceğini belirtiyor.
    “İslam toplumlarının düzelme şansı yok” görüşünü dile getiren Bacık, şunları kaydediyor:
    “Müslüman toplumlarda bu konular, evrimsel ortaya çıkmış. Yani olaylara göre gelişmiş. Dolayısıyla bir toplantı yapılıp, ‘İslam’ın toprak rejimi budur’ denmemiş. Halife Ömer döneminde, özellikle Irak toprakları alınınca çok büyük bir arazi alınmış oluyor. O döneme kadar araziler, ganimet olarak dağıtılıyor. Fakat bu arazilerin büyüklüğü Ömer’i korkutuyor. Hatta İbn-i Haldun o dönemi anlatırken, Ömer’in, ‘Gelen vergileri nasıl yapacağız’ tartışması olunca bazılarının Bizans bazılarının da Pers divanı kurulması gerektiğini aktarıyor. O bağlamda Halife Ömer bir değişiklik yaparak, bu Irak arazilerinin devlete ait olduğunu iddia ediyor. Bu tartışmayı bir kısım uzman, ‘Ömer ne kadar ufku açık bir adam çünkü arazilerin dağıtılması hem peygamber uygulaması hem de Kur’an’da var’ diyor. Bir kısmı da özel mülkiyet ile devlet arasında ilişkiyi devlet lehine bozuyor eleştirisi getiriyor.
    Üç aşağı beş yukarı ben bu sistemin girintili ve çıkıntılı bir şekilde devam ettiğini düşünüyorum. 7. Yüzyılın sonu ve 8. Yüzyılın başında Horasan civarında Emevilerin yönetiminden mutsuz olan gruplar ortaya çıkıyor. Bunlar bir süre sonra Abbasi devrimini meydana getiriyorlar. İşte orada tartışmalardan bir tanesi toprak. Burada bir Pers modeli var. Bu İran’dan gelen sistem bir paradigma olarak ortaya çıkıyor. Mesela bunlardan biri tüccarların küçümsenmesi.
    Bugün Türkiye’yi örnek alacak olursak; devlet ekonomiyi ‘Sen arkadaşımsın, sen benim partilimsin’ diyerek dağıtıyor.”
    50 min
  • Zülfikar Doğan: MB anketi, iş dünyası ve bankaların iktidara inanmadığını gösterdi
    Türkiye gündemindeki sıcak gelişmeleri değerlendiren Zülfikar Doğan, Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilimde geri adım atarak Oruç Reis sondaj gemisini limana çeken Erdoğan’ın diyalog mesajı içeren sosyal medya paylaşımlarının da söylemde yumuşama eğilimini yansıttığını söyledi.
    AB liderlerinin 24-25 Eylül’deki Türkiye gündemli zirvede olası yaptırımları ele alacaklarını anımsatan Doğan bunun öncesinde dile getirilen diyaloga imkân yaratma yaklaşımının gerçekte işler bu noktaya gelmeden en başta yapılması gerektiğini vurguladı.
    İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasında imzalanan barış ve normalleşme anlaşmalarına da Türkiye’nin sert tepki verdiğini, kınadığını kaydeden Doğan’a göre 1949’dan bu yana İsrail ile siyasi ve diplomatik ilişki içindeki Türkiye’nin sergilediği bu yaklaşım kendi içinde de tutarlı görünmüyor. Gemileri yakma politikasının sürdürülmesi halinde İsrail ile barış anlaşması imzalayacak tüm Arap ülkelerle ilişkinin kesilmesi gibi noktaya geleceğini, bunun da bölgede iyice yalnızlaşan iktidarı daha da geniş bir tecrit pozisyonuna sokacağını dile getirdi.
    Korona salgınındaki vaka ve vefat artışlarının devam etmesinin endişeleri büyüttüğünü belirten Zülfikar Doğan tam bu aşamada MHP lideri Bahçeli’nin Türk Tabipleri Birliği’nin kapatılmasını, yöneticilerinin yargılanmasını gündeme getirmesinin ters teptiğini, MHP ve Bahçeli’ye olağanüstü tepki gösterilmesine yol açtığını ifade etti. AYM’nin hafta içinde aldığı iki kararın da iktidar cephesinde hoş karşılanmadığına değinen Doğan, ekonomide ise kötüleşmenin devam ettiğini söyledi.
    Merkez Bankası’nın Eylül ayı beklenti anketinde yıl sonu dolar kuru, enflasyon, büyüme hızı ve faiz beklentilerinin iktidarın iddialarının tam tersi yönde olduğuna dikkat çeken Doğan “Bu sonuçlar iş dünyasının, reel sektörün, sanayici ve bankacıların Cumhurbaşkanı ile Hazine ve Maliye Bakanının ekonominin uçuşa geçtiği, pik yaptığı sözlerine inanmadıklarını, iktidarın ekonomi politikalarına güvenmediklerini açık şekilde sergiliyor” dedi.
    Zülfikar Doğan, Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu düşürmesinden sonra 12 banka ve önde gelen 8 şirket ve holdingin de kredi notlarını indirmesinin dış kaynak konusunda ciddi sıkıntıların habercisi olduğu yorumunu yapıyor.
    12 min

About Ahval

From the publisher's feed

Ahval Türkiye’nin gerçek gündemi: Sıcak gelişmeler, bilmeniz gereken tüm haberler, özgür yorumlar, uzman analizleri.