Ahval

Ahval

By AhvalNews
Download on the App Store

Ahval episodes

  • Turkey fears a united EU - Karol Wasilewski
    Warsaw-based analyst Karol Wasilewski told Ahval editor David Lepeska that NATO has to be innovative to get Turkey and Greece to the negotiating table, that a divided European Union has strengthened Ankara’s hand and that Turkish foreign policy gains in Libya, Syria and the eastern Mediterranean could evaporate quickly.
    37 min
  • 'Dış politika felç; kalıcı yoksulluk ve açlık kapıda' - Aykan Erdemir
    Türkiye’nin iç gündeminin de ötesine taşan Doğu Akdeniz krizi, Avrupa Birliği’nin yaptırım kartını çıkarması ve NATO’nun devreye girmesiyle müzakere boyutuna evrilme yolunda ilerliyor.
    Sadece Yunanistan-Türkiye krizi değil, Türkiye-AB krizi olarak da değerlendirilen bu kriz, Avrupa Birliği’nin zirvesine yansımış durumda.
    Doğu Akdeniz tartışması, artık Toprak bütünlüğü ve egemenlik hakları üzerinden yürüyor.
    Demokrasileri Savunma Vakfı Türkiye Programı Direktörü Aykan Erdemir, Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar ile Sıcak Takip’te, bu krizin ABD’den nasıl değerlendirildiğini ve nereye doğru evrildiğini konuştu.
    Erdemir, “Erdoğan hükümeti, çok farkında olmadan çok daha büyük bir krizin tetikleyici olmuş durumda. Belki iç politika hesabı çok daha basit bir denkleme dayanıyor. Bu kriz, geniş kitleleri hükümetin arkasında sürükler öngörüsü güdülüyor, ancak hiç farkında olmadıkları hasarlarla yola çıkıyorlar” diyor.
    Aykan Erdemir’e göre bugün Türkiye’nin dış politikası bir felç durumunda ve önümüzdeki dönemde kalıcı yoksulluk ve açlık kapıda:
    “Mevcut dış politika ile Türkiye’nin hasarlı olsa da yürümekte olan ekonomik, finansal ve toplumsal düzeni arasındaki uyumsuzluğun sürdürülebilir olduğunu düşünemiyorum. Siyaseten sürecek olsa bile ekonomik olarak sürdürülemeyecektir. Zaten biz bunun emarelerini görüyoruz. Moody’s’in yalnızca yatırım yapılamaz bir ülke olmadığını değil, aynı zamanda da beş derece düşük bir ülke olduğuna işaret etmesi çok çarpıcı. Yine aynı şekilde bugün Merkez Bankası’nın swaplar dışı rezervlerinin ekside olması, Türkiye’de finans dışı sektörlerin neredeyse 300 milyar dolara yaklaşan döviz yükümlülükleri. Bütün bu verileri yan yana koyduğumuzda ekonomik anlamda sürdürülemez bir modelle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Artık Türkiye’nin meselesinin yoksulluk da değil, belki mutlak yoksulluk ve açlık olacağı günlere geldik demek durumundayız.”
    “Bugün Türkiye, bölgede İran’dan sonra temel istikrar bozucu bir aktör olarak algılanıyor ve bu algı üzerine inşa edilen yeni bölge politikalarının da tetikleyicisi rolüne giriyor” diyen Erdemir, sözlerini şöyle sürdürüyor:
    “Örneğin, İsrail-BAE-Bahreyn anlaşmasında itici güç İran’dı ama Türkiye’nin de en az İran kadar itici güç olduğu değerlendirmeleri yapılıyor. Aynı şekilde Doğu Akdeniz’de de benzer durum var. Avrupa Birliği’nde de bu yönde bir kümelenme var. Bugün Erdoğan iktidarı, farkında olmadan Orta Doğu’da Türkiye’yi değersizlik bir yalnızlığa hapsediyor ve Türkiye karşısında daha önce hayal bile edilemeyen ittifakların oluşmasına yol açıyor. ABD, 10 yıl, 30 yıl önce aklından dahi geçiremediği ilişkileri biraz da Türkiye kaygısıyla bir araya gelen aktörler sayesinde gerçekleştiriyor. İngiltere ve Amerika karşıtlığı ile bilinen Kıbrıs’ın bugün, ABD ile yakınlaşması, işte askeri ambargonun kalkması ve ortak askeri tatbikatların başlaması gibi gerçekten daha önce hayal edilemeyecek adımların da atıldığını görüyoruz.”
    ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Kıbrıs ziyaretine dikkat çeken Erdemir, bu ziyaretin aslında planlı bir ziyaret olmadığını ifade ediyor ve şöyle devam ediyor:
    “Türkiye’nin dış politikada aldığı tutum, belirleyici olurken aynı zamanda artan Rus varlığının biraz itici güç olduğunu belirtmek gerek. Daha da önemlisi, Türkiye ve Rusya arasındaki çok kompleks ilişki de bu hareketleri belirliyor. Washington’da iki görüş var; Türkiye, Orta Doğu’da Rusya’ya karşı çok önemli bir denge unsuru. Bu görüş, artık çok küçük bir azınlığın görüşü hâline geldi. Kongre’de eşi benzeri görülmemiş şekilde bugün Türkiye artık sorunun bir parçası olarak addediliyor. Rusya ve İran’la hareket eden bir istikrarsızlık kaynağı olarak görülüyor. Bu nedenle Doğu Akdeniz’de Pompeo’nun Kıbrıs ziyaretini ve Suriye ve Libya’ya ilişkin açıklamalarını anlamlandırmaya çalışırken Türkiye ve Rusya’nın bu kompleks ilişkisini düşünmemiz gerekiyor. Bugün Amerikalı karar vericiler için, Türkiye’ye baktıklarında Trump hükümetinin çok büyük emek harcadığı İ
    34 min
  • Greece-Turkey tensions could spur Cyprus talks - Fiona Mullen
    Cyprus analyst Fiona Mullen told Ahval editor David Lepeska that conflict might have broken out in the eastern Mediterranean by now if the Greek and Turkish militaries had not been talking regularly, that Cyprus missed a great opportunity to develop its gas fields, and that the planned EastMed pipeline is probably a pipe dream.
    27 min
  • Gergerlioğlu: Bahçeli’nin TBB çağrısı faşizanca yönetildiğimizi göstermektedir
    Hükümetin Cumhur İttifakı ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin "Yönetemiyorsunuz tükeniyoruz" sloganıyla koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden sağlık çalışanları için siyah kurdele takma eylemi yapan Türk Tabipleri Birliği’ni (TTB) hedef almasına ve “kapatılmalıdır” yönünde yaptığı açıklama tepkilere neden oldu.
    İnsan hakları savunucusu, HDP Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Hak ve Hukuk’ta Bahçeli’nin TTB’yi hedef alan sözlerini değerlendiriyor. Gergerlioğlu, Bahçeli’nin TBB çağrısının ülkenin faşizanca yönetildiğini gösterdiğine dikkat çekiyor.
    18 min
  • Prof. Burak Çopur: Türkiye'deki aileme MİT'ten 'uyarı' telefonu geldi
    Almanya Essen Üniversitesi Siyaset Bölümü Akademisyeni Prof. Burak Çopur, Türkiye’deki ailesine MİT tarafından bir uyarı telefonu gittiğini açıkladı.
    Aynı zamanda bir Alman vatandaşı olan Prof. Çopur’un ailesine isimsiz ve numarası gözükmeyen hattan giden telefondaki kişi, kendisini MİT’in Almanya Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti sorumlusu olarak tanıtmış.
    Ahval Sıcak Takip’te yaşanan endişe verici gelişmenin detaylarını anlatan Prof. Çopur, “Aileme giden uyarı telefonuna göre, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı eleştirmekten, Kürtleri ve HDP’yi savunmaktan vazgeçmeliymişim” diyor.
    Ailesine giden telefonda, kendisi hakkında MİT tarafından bir dosya hazırlandığını aktaran Çopur, daha önce de bazı tehdit mesajları aldığını hatırlatıyor ve ekliyor:
    “ARD’de Türkiye’nin Dersimliler üzerindeki faaliyetlerini gösteren bir belgesel yayımlanmıştı ve ben de bu belgesele destek çıkmıştım. Ardından burada iktidar yandaşı bazı gruplar bir kampanya başlatarak beni üniversiteden attırmayı istediler, ancak üniversitem bana destek çıkarak yanımda durdu. Bu çevreler istediklerini alamadılar. Şimdi belli ki, ikinci bir hamle olarak devlet beni susturmaya çalışıyor.”
    Yaşanan gelişmeyi Alman makamlarına bildirdiğini ve bu olayın önümüzdeki günlerde Almanya’daki medyada da yankı bulacağını dile getiren Prof. Çopur, “Beni PKK’li olmak ve Fethullahçılık gibi absürd iddialarla suçluyorlar. Benden bir defa PKK’li olmaz. Ben Türk kökenli anti-militarist bir akademisyenim. Almanya’da vicdani retçiyim ve askere gitmedim. Elim silah değil, kalem tutar. Buradaki asıl rahatsız oldukları şey, benim Kürtlerin haklarını savunmam” ifadesini kullanıyor ve şöyle devam ediyor:
    “Fethullahçılık suçlamasına gelirsek, ben bir kere dinsiz, solcu bir akademisyenim. Benden nasıl Fethullahçı olur. Bu kadar komik bir durum olabilir mi? Ben mazlumların yanındayım. Gülen’e inanan saf bir vatandaş varsa ve mağduriyet yaşıyorsa, onların da hakkını savunmak zorundayım.”
    Çopur’un avukatı Mehmet Kılıç, böylesi bir tehdidin iki yıl önce Almanya’da yayımlanan bir raporda bahis konusu olduğunu ifade ediyor.
    “Türkiye 2014 yılında istihbarat teşkilatının yasasını değiştirerek teşkilatı parlamentonun ve Sayıştay'ın kontrolünden çıkardı” diyen Avukat Kılıç, Kosova ve Makedonya gibi ülkelerdeki insan kaçırma olaylarını hatırlatıyor.
    MİT’in Almanya’da 8 bin civarında insanı muhbir olarak kullandığını kaydeden Kılıç, “Almanya’da bu işe soyunanlar, bunun karşılıksız kalacağını düşünüyorsa yanılıyorlar” diyor.
    27 min
  • Turkey drifts away from Israel, towards Iran - Seth Frantzman
    Last Friday, another country in the Persian Gulf announced that it would establish diplomatic relations with Israel, Bahrain. Supported by United States President Donald Trump and coming only a month after the United Arab Emirates announced the same, the three countries are set to meet in Washington D.C to sign declarations of normalization.
    The day Bahrain announced its intentions was not over before Turkey expressed its disagreement with the decision just as it had with the Emirates’.
    Seth J. Frantzman, the Executive Director at the Middle East Center for Reporting and Analysis (MECRA), believes that Turkey’s role in Arab states’ decision to align with Israel is overlooked. Frantzman discusses the region, Erdogan and latests from the region with Ahval's Nicholas Morgan.
    33 min
  • Av. Çiğdem Koç: 'Avukatlık liberal bir iştir, bundan sonrasında gördüğüm şey çok karanlık'
    Baroların yapısını ve seçim sistemini değiştiren yasa değişikliğinin ardından avukatlara yönelik “gözdağı” operasyonları yürütülüyor.
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından avukatlara yönelik yürütülen soruşturmada 48 avukatın gözaltına alınmasının yankıları devam ediyor. 
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nca, “FETÖ avukatlık yapılanması" iddiasıyla başlatılan operasyon sonrası baroların sesinin cılız çıkması eleştiri konusu.
    Öte yandan gözaltındaki avukatlara yönetilen sorulan ise hukukçulara göre tarihin utanç sayfalarına geçecek nitelikte.
    Avukat Çiğdem Koç'la avukatlara son operasyon ile ne amaçlandığını Ahval Sıcak Takip'te konuştuk.
    Avukatlara yöneltilen soruların mesleğe yönelik uygulamalar olmasına dikkat çeken Koç, "Bu, çok açık bir şekilde 'avukatlık yapmayın' demektir" ifadesini kullanıyor. 
    Koç, "Avukatlara son operasyon sonrası gördüğüm şey çok karanlık" derken yine de umudunu korumak olduğunun altını çiziyor.
    Baroların sessizliğini de eleştiren Koç, meslektaşı Vural Ergül'ün "Avukatlara terör soruşturmalarının mucidi Zekeriya Öz'dür"  yorumuna ilişkin olarak, "Zekeriya Öz bu işin mucidi değil, bunu sistem hâline getiren kişidir" görüşünü dile getiriyor.
    Avukat Koç ayrıca Yargıtay'ın, ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, Barkın Timtik ve Ezgi Çakır hakkında verilen cezaların bozulmasına hükmetmesini hatırlatarak, "Bu karar bir ay önce verilseydi ölüm orucunda vefat eden Ebru Timtik bugün hayatta olacaktı" diyor ve ekliyor:
    "Savunma 30 kilo kaldı ve öldü..."
    29 min

About Ahval

From the publisher's feed

Ahval Türkiye’nin gerçek gündemi: Sıcak gelişmeler, bilmeniz gereken tüm haberler, özgür yorumlar, uzman analizleri.