Ankara Rüzgârı’nda 2019’un Türkiye iç politikasında öne çıkan gelişmelerini yorumlayan Zülfikar Doğan, gelecek yıl daha da sertleşecek kıran kırana bir siyasi mücadele mirasının devredildiğini, yeni partilerin sahneye çıkması ve CHP ile AKP’de yapılacak büyük kurultayların iktidar ve ana muhalefette radikal kadro değişikliklerine yol açacağını söyledi.
2019’un siyaseti en çok dalgalandıran olayının 31 Mart Yerel Seçimleri olduğunu kaydeden Doğan, muhalefet ittifakının yükselişe geçerek önemli büyük şehirleri kazandığı, AKP’nin ise ağır kayıplara uğradığı seçim sonrasında Erdoğan’ın hâlâ kimseye fatura kesmediğine dikkat çekiyor.
Bu durumu yorumlayan Zülfikar Doğan şunları söylüyor:
“AKP Tayyip Erdoğan ile 25 yıl önce aldığı İstanbul’u ve Melih Gökçek’le çeyrek asırdır yönettiği Ankara’yı kaybetti. Beklenti AKP örgütlerinde ve kabinede geniş çaplı bir revizyondu. Kabinede başarı karneleri zayıf bakanların gönderileceği, başta İstanbul olmak üzere örgütlerde, il-ilçe yönetimlerinde ve genel merkez üst yönetiminde bazı isimlere faturanın kesileceği, bedel ödeyecekleri beklentisi hakimdi. Bunların hiç birisi olmadı. Erdoğan ağır yaralı partisinde çözülmeyi ve tepkileri daha da hızlandırabilecek adımlardan geri durdu. Bunun yerine muhalefet ittifakında kilit rol oynayan İstanbul’un, Mersin, Adana, Antalya’nın kazanılmasında büyük paya sahip HDP’ye yüklenmeye başladı. HDP’nin kazandığı belediyelere art arda kayyum atayarak ana muhalefetin tepkisini ölçtü. CHP’den gelen açıklamaların utangaç ve kaçamak düzeyde kaldığını görünce HDP’yi baskılama, kriminalize etme, belediyeleri elinden almaya hız verdi. Şimdi sıranın CHP’ye geldiği anlaşılıyor. Dersim üzerinden yeni bir saldırı başlatarak CHP-HDP birlikteliğini zayıflatma yanında, Urla Belediye Başkanını FETÖ’den tutuklayıp kayyum atayarak bu hamlesini CHP’li belediyelere de taşıyacağının işaretlerini veriyor. Cumhurbaşkanlığı Sarayına giden CHP’li senaryosu ile CHP’nin içi karıştırılmaya çalışılırken, Sinan Aygün üzerinden de yine CHP’ye ve Ankara Büyükşehir Belediye’sine operasyon çekiliyor. Sinan Aygün’ün yıllardır TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve eski AKP’li Büyükşehir belediye başkanı Melih Gökçek ile yakınlığı biliniyor. O nedenle Saray’a giden CHP’li senaryosundan umulan sonuç alınamayınca anlaşılan daha etkili ve yıpratıcı şekilde yazılan Sinan Aygün senaryosu devreye sokuldu. Özetle, Erdoğan’ın siyasi strateji planlaması ya da sıralamasına bakılacak olursa, önce muhalefet ittifakını zayıflatıp, etkisizleştirdikten sonra, muhtemelen AKP’nin içine dönecek. Yani kabineye ve AKP’ye yönelik revizyona, faturaların kesilmesine değiştirilen yönetim ve örgütle, kadrolarla, yenilenen vitrinle seçim hazırlığına sıra gelecek.”
Doğan, AKP içinden çıkan Davutoğlu ve Babacan partilerinin Erdoğan’ın hedefinde olduğunu, CHP’de ise liberal-muhafazakâr sağla diyalogu geliştirerek ittifakı genişletme planlarının yapıldığını vurguluyor. Bu planların Nisan ayında yapılacak büyük kurultay listelerine yansımasının CHP’de bazı karışıklıklara, tartışmalara yol açmasının muhtemel olduğunu belirten Zülfikar Doğan, MHP kongresinde Bahçeli’nin kendi halefini ilan edebileceğini Bahçeli sonrası İYİ Parti MHP yakınlaşmasının sürpriz olmayacağını ifade ediyor.
2020’nin 2019’dan alacağı siyasi mirasın Cumhur İttifakı’nda çatlakları büyütmesine karşı Erdoğan’ın alternatif müttefikler aradığını kaydeden Doğan, ekonomik tablonun 2020 sonbaharı ya da 2021 ilkbaharında erken seçimi kaçınılmaz hale getirmesini beklemek gerektiğini düşünüyor.
Zülfikar Doğan ile Ankara Rüzgârı’nı buradan dinleyebilirsiniz.