“Kürtlerin birlik ve çözüm arayışı” konulu podcast yazı dizisinin bugünkü konuğu sanatçı Ferhat Tunç. Özgün müziğin tanınan ismi Kürt sanatçı Tunç, hakkındaki davalar ve baskılardan dolayı Almanya’da yaşıyor. Kürtlerin tarihinin katliamlarla dolu olduğunu söyleyen Ferhat Tunç, “Acılarda bile ortaklaşamadık” sözüyle Kürtler arasındaki parçalanmışlığı özetliyor. Sanatçı Ferhat Tunç, Türkiye’nin mevcut iktidarından oldukça umutsuz, “Kötülüğün zirveleştiği ve giderek, deyim yerindeyse, 1940’ların Almanya’sını aratmayan bir iktidardan bahsediyoruz” diyor.
Kürtlerin şu anda içinde bulunduğu durumu nasıl yorumluyorsunuz?
Suriye, Türkiye, Irak ve İran’da Kürtler öteden beri egemen güçlerin pazarlıklarına kurban edilmek istenir. Son günlerde de bu politikaların daha kirli hal aldığı görülüyor. Bu güçler, Kürtleri dört parçada baskı ve daha sert saldırılar altında tutmak istiyor. ABD, Suriye’de askerlerini çekmekle aslında saldırıların önünü açmış oldu. Türkiye’nin başlattığı operasyonlar da bunun bir boyutu oldu. Kürtler Ortadoğu’da istikrarı, huzuru sağlıyor ve kendi topraklarında demokratik bir sistemde yaşamak istiyor. Başka ne yapmak istesin ki? Ayrıca IŞİD gibi karanlık bir örgütü, sadece bölgede değil, dünyada etkisiz kılacak mücadele yürüttü, hala yürütüyorlar. Ne var ki, Dünya’nın bir bakıma borçlu olduğu Kürtler, yine egemen güçlerin pazarlıklarının sonucu hedef alınıyor. Çünkü Ortadoğu’da barışın, istikrarın ancak Kürtlerle olacağını biliyorlar ama bunu istemiyorlar. Türkiye ise kaostan beslenen bu emperyalist politikanın aleti oluyor. Kendisi için tehdit içermeyen, dahası aslında her türlü müzakereye açık, Kürt güçlerine saldırarak, kendi yanlış politikalarının ardından sürüklenen ülke durumda. Avrupalı birçok devlet ve kamuoyu için şu andaki bölgedeki karmaşada en meşru güç olarak Kürtler görünüyor. Kürtler olmadan Ortadoğu’nun kaostan kurtulamayacağını biliyorlar. Kürtlerin, kendilerini de korkutan, endişeye sevk eden IŞİD’i bitirebileceğinin farkındalar. Kürtler, demokratik çağdaş yapıya sahip, bu pozitif durumun farkındalar ve bunu görüyorlar.
AKP/MHP hükümeti terörize etmek için elinden geleni yapsa da, Kürtlerin dünyadaki meşruiyeti artmış durumda. Dünyanın saygınlığı önemli ama yeterli değil. Zafer yine bölgedeki halkların elinde.
Peki, Kürtler ne yapmalı?
Kürtleri uluslararası arenada güçlü kılacak konu, ulusal birliktir. Ulusal birlik sağlanırsa, Kürtler çok daha güçlü ve saygın konuma kavuşmuş olacaklardır. Ortadoğu’da 40 milyon nüfusa sahip halk olarak Kürtler, kendi kaderlerini belirleme, güç ve iradesine her zamandan bugün çok daha güçlü bir şekilde sahipler. Hiçbir devlet bu gerçeği görmezden gelemiyor, bunu böyle gördüğü için de farklı arayışlar içerisine giriyor, yanlış politikalar geliştiriyor. Bu da halklar arasında çok ağır tahribatların ortaya çıkmasını beraberinde getiriyor. AKP bunun farkında ve Rojava’daki demokratik gelişmenin Türkiye’deki Kürtleri etkilemesinden korkuyor. Çok yersiz ve anlamsız bir korku ama AKP bu korkuyu politik bir argüman haline getirmiş durumda. Bugün Kürt halkının iradesine saldırıyor. Belediyelere kayyım atamasıyla bu iradeyi tanımıyor. Kürtler demokrasi istiyor. Kimsenin toprağına, hakkına el uzatmıyor, iradesine saygı gösterilmesini istiyor.
Kürtler dört ayrı parçada yaşıyor ve aynı zamanda farklı parti ve ideolojik yapılara sahipler. Sizce Kürtleri temsil eden parti ve kurumların ulusal birliğin sağlaması için ne yapması gerekiyor ve siz bu birliğin olabileceğine inanıyor musunuz?
Dört farklı parçada farklı anlayışlar olabilir, farklı yönetim anlayışları normal ama bence uluslararası güç haline gidecek yol, uluslararası birlikten geçiyor. Kürtlerin, kendi aralarındaki her türlü farklı düşüncelerini bir tarafa bırakmaları gerekir. Dünyanın da beklediği bu, Kürtlerden yana en birincil beklentisi bu yönde. Kürtlerin bu birliği sağlanması gerekir.
Hem Kürtleri temsil eden partiler arasında, hem de Kürtler arasında ciddi bir iletişim sorunu yaşanıyor. Kürt aydınla