
Sign up to save your podcasts
Or


Distopya Ses Sanatı sergisi küratörlerinden Selçuk Artut, sergide yer alan eserleri anlatıyor.
Müziğin uyumsuzlukların ve uyumların güçlü diyalektiği olduğuna inanan ve seslerin, makinelerin, düşüncelerin çok sesli bir korosu olan eser üzerine Media Archaeology'nin kurucularından, yazar, küratör ve eserin sanatçılarından Siegfried Zielinski yapıt hakkındaki düşüncelerini paylaşıyor. F.M. Einheit ve Siegfried Zielinski (arkadaşlık network'leriyle), şef Teodor Currentzis'in St. Petersburg'daki akustik platformu Music Aeterna için kurdukları bir programdan çarpıcı bir kolaj sunacaklar. Ses materyali, internetin konumsuzluğundan belirli bir alana, İstanbul'da Distopya'nın gerçekleştiği yere dönüşür.
Siegfried Zielinski is one of the inventors of Media Archaeology, a writer and curator and artist who believes that music is a powerful dialectic of dissonances and harmonies. F.M. Einheit & Siegfried Zielinski (with their network of friendship) present a wild collage from a program they established for Music Aeterna, the acoustical platform of conductor Teodor Currentzis in St. Petersburg. The sound material will be transformed from the non-location of the internet into the specific place, where Dystopia takes place in Istanbul.
RAW yaratıcılığı kendine özgü yöntemlerle ifade etmek için yola çıkmış, deneysel performanslar sunan bir ses ve görüntü grubudur. Kullandıkları ses ve görüntü ham maddelerini eş zamanlı olarak programlayarak (live-coding) canlı performansa dönüştüren ekip Selçuk ARTUT ve Alp TUĞAN'dan oluşmaktadır. Sanatçılar, sesin belirli bant aralıkları ve frekans bilgilerini analiz ederek, elde ettikleri veriler üzerinden işitsel ve görsel bir dünya kurdukları çalışmalarının hikayesini bizimle paylaşıyorlar. Sergideki eserler arasında RAW'un “Gerçekçi” adlı yerleştirmesi de bulunuyor.
Distopya Ses Sanatı sergisinin küratörlerinden besteci, müzisyen ve küratör Jeremy Woodruff, ses manzaraları üzerinden dinleme eylemine dair farklı okumalar sunan ve ses üzerinden distopya kavramına odaklanan “Distopya Ses Sanatı" sergisini anlatıyor.
Bir ses sürekli olarak garip bir dilde konuşuyor, arada sırada biraz da şarkı söylüyor. Her gün, 24 saat. Ancak bazı önemli mesajların göründüğü (çoğunlukla reklamlar) dünyadaki tüm duyuru sistemlerinde olduğu gibi kimse dinlemiyor. Günümüz iletişimine benziyor; ister internet olsun, ister sokaktaki deli olsun, herkes konuşuyor ve hiç kimse dinlemiyor. Sergide “Ansage/Duyuru” isimli eseri yer alan besteci ve sanatçı Hans Peter Kuhn, eserini anlatıyor ve sanat yolculuğunun belli başlı satır başlarına değiniyor.
A voice is speaking permanently in a strange language, every now and then it also sings a bit. 24 hours day by day. But nobody listens, like with all the announcements systems in the world where permanently some important messages appear (mostly advertisements). It is like nowadays communication, be it the internet or the lunatic on the street, everybody speaks and no one listens. The composer and artist Hans Peter Kuhn, whose work “Ansage / Announcement” is featured in Dystopia Sound Art Exhibition, talks about his work and main highlights of his art journey.
Distopya Ses Sanatı sergisi küratörlerinden Selçuk Artut, serginin kavramsal çerçevesini ve distopya fikri altında kümelenen çeşitli fikirler ve bunların sanatsal yansımalarının, yeni medya ve ses sanatlarının sunduğu ifade biçimleri aracılığıyla form bulduğu Distopya Ses Sanatı sergisini anlatıyor.
“Her tür sesi ve onların yayılmalarını incelediğimiz ve deney yaptığımız ses evlerimiz var.” Yeni Atlantis, Bacon, F.
Sesi Yükseltilmiş Paspas, 2020’nin bir ses evi distopyası.
Biz ayaklarımızı paspasa nasıl sildiğimizi unuttuk. Ama paspas hatırlıyor, paspas biliyor.
Elektronik müzik sanatçısı Başar Ünder, “Distopya Ses Sanatı” sergisinde yer alan “Sesi Yükseltilmiş Paspas” isimli çalışmasının çıkış noktalarını, distopya kavramına dair bağlantılarını ve sanatsal pratiği hakkındaki düşüncelerini dile getiriyor.
Yazı ve Fark başlıklı seminerde Fransız düşüncesinde 1960 sonrası gelişen fark tartışmasının öncülerinden olan Derrida’yı ele alacağız. Böylece özdeşlikten ve aynılıktan itibaren düşünülmeyen fark kavramının mimarisi ortaya çıkmış olacak. Bu bağlamda öncelikle Derrida’nın Husserl ve Heidegger ile girdiği tartışmadan yola çıkacağız. Ardından yazı ve söz arasındaki karşıtlığı ve Derrida’nın logosmerkezci düşünce eleştirisini ele alacağız.
Konuşmacı: Emre Şan
Görünür ve Görünmez başlıklı altıncı seminerde Merleau-Ponty’nin ontolojisine odaklanıp onun farkı düşünmek için kullanılan klasik felsefi terminolojiyi nasıl dönüştürdüğünü inceleyeceğiz. Farklılaşmayı, çakışmazlığı ve ayrımı ele alan söz konusu girişim ilk seminerden itibaren izlerini takip ettiğimiz duyulur ve düşünülür ayrımını yeniden ele almamızı sağlayacak.
Konuşmacı: Emre Şan
Seminer dizimizin beşincisinde Sartre’ın Husserl ve Heidegger arasında kurduğu diyaloğu fark meselesi üzerinden okuyacağız. Söz konusu girişim Varlık ve Hiçlik eserinde ortaya konan varoluş ve özgürlük arasındaki ilişkiyi ele almamızı sağlayacak.
From the publisher's feed

8 Listeners

74 Listeners