
Sign up to save your podcasts
Or


TÜRSAB Başkan Firüz Bağlıkaya’nın otellere ‘fiyatları düşürün’ uyarısını ve yabancı turistlerin Türkiye yerine başka turizm destinasyonlarını tercih etmeye başladığına yönelik verileri Türkiye İhracatçılar Birliği Turizm Komitesi Üyesi Bülent Bülbüloğlu, Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na değerlendirdi.
Turizmci Bülbüloğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:
Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın, “Süresiz nafaka, adil bir durum değil” sözlerini avukat Selin Nakıpoğlu, Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na değerlendirdi.
Av. Selin Nakıpoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları:
"Bu tartışma 2016’dan beri sürüyor. Bu meseleyi yoksulluğun derinleşme koşullarını ele almadan açıklamak mümkün değil. Yoksulluğun üzerinin örtülmeye çalışıldığı bir dönemdeyiz fakat bunun karşılığı medeni kanunun 175. Maddedeki nafaka düzenlemesini değiştirmek değil. Halihazırda kadınlar zaten boşanmayla bu ülkede yoksulluğa düşüyor.
İstanbul Barosu olarak 2016 ve 2017 yıllarında araştırma yapmıştık ve o günün rakamlarına göre aylık ortalama 400 liralık nafakadan bahsediyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda çok önemli bir kararı var, yoksulluk nafakasının özünde ahlaki değer ve sosyal yardımlaşma düşüncesi yatar diyor. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf ister kadın ister erkek olsun ki erkekler de nafaka isteyebiliyor. Buradaki kriter yoksulluğun anlamının belirlenmesi. Türkiye’de süresiz nafaka diye bir şey yok. Erkeklerin bahsetmiş olduğu iştirak nafakası. Erkekler bu konuda çocuklarına bile nafaka vermek istemiyorlar. Ben nafaka vereceğim sen evde mi yatacaksın diyorlar... Bin lirayla mı evde yan gelip yatacak bu kadınlar? Hangi paradan bahsediyorlar?
Nafakanın kaldırılması, sürdürülmesinden çok daha kolay çünkü kadın bin lirayla geçinemeyeceğinden iş bulmak zorunda ve iş bulduğu anda nafaka kesilmiş oluyor. Aynı şekilde yeniden evlendiği zaman da nafaka kesiliyor. Aile Mahkemeleri’nde hakkaniyet işliyor. Babaları ya da kocaları tarafından hiç çalıştırılmamış kadınların sayıları yüksek. Hayata geçiş süreci olacak ama o parayla kim geçinebilir ki? diploması olmayan ya da iş tecrübesi olmadığı için iş bulması da zorlaşıyor.
Kadınlar evde şiddet de görse boşanamasın, o evde kalsın istiyorlar. Bütün dertleri bu. Rakamlar istihdamda ve eğitimde fırsat eşitsizliğini gösteriyor. Sosyal devlet diyorlar... Kreş mi var? Asgari ücret alan kadın kreş parasından yakınıyor, nasıl geçineceğim diyor? O zaman evimde oturayım boşanmayayım diyor. Boşanmış İnsanlar Platformu ya da Nafaka Mağdurları Platformu’na 7 yıldır dosyaları getirin biz de bir bakalım diyoruz ama yok. İstihdam ve eğitimde bu eşitsizliğe tamam deyip, kadın ortada olmasın, okullar ayrılsın deyip kadınları toplumdan silmeye çalışıyorsunuz ama kadın artık yapamıyorum deyip kendi hayatımı kurmak istiyorum dediğinde sudan çıkmış balık... Öyle bir şey olabilir mi? Birçok ülkede sınırsız nafaka var bizim ülkemizde yok. Meseleyi sadece kadınları cendereye almak için araç olarak kullanıyorlar ama biz müsaade etmeyeceğiz."
Merkez’in yılsonu enflasyon tahmini 36 puan arttı, yüzde 58'e çıktı. Prof. Hayri Kozanoğlu yorumluyor
Bakan konuştu, ‘nafaka’ tartışması yeniden başladı. Av. Selin Nakıpoğlu canlı yayında
Akbelen’de jandarmanın biber gazına maruz kalan aktivist Kazım Kızıl yaşananları anlatıyor
Kemer yangını ne durumda? Belediye Başkanı Necati Topaloğlu canlı yayında
Muharrem orucu neyi simgeliyor? Alevi Dernekleri Federasyonu Eski Başkanı Celal Fırat anlatıyor
Amasra maden faciasında ara kararın verilmesinin ardından dava ekim ayına ertelendi. Madende can veren 43 madenci arasındaki Soner Ak’ın eşi Özge Ak, Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na gelinen noktayı anlattı.
Ak, "Eşim maden kazasından bir ay önce madendeki gaz kokusundan bahsediyordu hatta madenin 45 gün kapalı olacağını söylemişti ama maden kapatılmadı. Eşim, abisine de içerideki gaz kokusundan bahsetmişti. Çalışırken korkuyordu. İşe gitmeden önce, ‘kendinize iyi bakın’ diyordu. Kaza olmadan önceki bir ay boyunca eşim hep halsizim, başım ağrıyor ve uykusuzum diyordu. Eşim şefle konuşmuştu konuşulanları bana da anlattı. Eşim, ‘şef bizi sıkıştırıyor, şef kömür lazım diyor’ demişti. Şef bunu söylüyorsa işçi ne yapsın, işçiye kömür çıkarmak düşüyor. Gaz kokusu hangi ölçüde, hangi sorunlar var bunları bilen yok. Eşim bir gün kullandığı maskeyi eve getirmişti ve o maskeyi evde biz de açamadık. Eğer o maskeyi açabilseydi durum böyle olmazdı belki de herkes hayatta kalabilirdi" dedi.
"Mahkemede ölenler ölmüştür diyorlar resmen, ölenleri hiç savunmuyorlar" ifadelerini kullanan Ak, şöyle devam etti: "Bizim başımıza gelen yarın onların da başına gelebilir. Benim eşim öldü geriye üç yetim kaldı. İki yaşındaki küçük kızım babasının fotoğraflarına bakıyor, babasını oradan tanıyor. Eşimin abisi de madendeydi yaralı kurtulmuştu halen tedavisi sürüyor ve eski sağlığına kavuşup kavuşamayacağı belli değil."
Ak, "Eşim vefat ettikten sonra 8 bin 500 lira yardım parası vermeye başladılar ama eşim madende çalışırken 15 bin 500 lira alıyordu. Ben eğer şehir merkezinde oturuyor olsaydım yardım parasıyla geçinemezdim. Çocuklarımdan birisi okuyor birisi de bu sene okula başlayacak diğer evladım da daha iki yaşında. Masraflar ağır" diye konuştu.
CHP’li Eren Erdem’den Halk TV ve ‘değişim’ açıklamaları. Halk TV patronu Cafer Mahiroğlu nasıl karşılık verdi?
Amasra maden faciası davasında neler yaşanıyor? Avukat Evren İşler ve olayda madenci eşini kaybeden Özge Ak anlatıyor.
2022'de erişim engellemeleri 138 bin site ile yine rekor kırdı. Bilişim uzmanı gazeteci Füsun Sarp Nebil anlatıyor.
Türkiye bugün kavruldu. İstanbul’da 2700 yıllık rekor kırıldı mı? Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Yusuf Ziya Yavuz anlatıyor.
Muğla Milas’taki termik santral için genişletilmek istenen kömür sahası içinde kalan Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimine çevreciler ve bölge halkı direnmeye devam ediyor.
Çevreci avukat İsmail Hakkı Atal, gelişmeleri Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na anlattı.
Atal, "Dün gözaltına alınmıştım, şu anda da Muğla İdare Mahkemesi’nin önündeyim ve bir daha açtık. Dün yapmış oldukları her şey hukuksuz. Gözaltı kararı olmaksızın beni yani bir avukatı gözaltına alıyorlar. Avukatlık kanununa göre kolluk kuvvetleri avukatın üzerini bile arayamazlar ancak suçüstü olacak, savcılık talimatı olacak ve savcılığın da soruşturma yapabilmesi için Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni alması gerekiyor. Türkiye, yönetim krizinde olduğundan dolayı her yerde savcı ve hakim de dahil olmak üzere liyakatsiz kadrolarla dolu olduğundan savcıların ne yapmaları gerektiğinden haberleri yok. Jandarma’ya, avukatım gözaltına alamazsınız diyorum, savcının talimatı var diyor. Onun böyle bir talimat vermeye yetkisi yok ki" dedi.
5 saat gözaltında tutulduklarını, fakat sonrasında savcı kararının kendilerine gösterilmediğini kaydeden Atal, "Çünkü yok. Adalet Bakanlığı ve Jandarma genel Komutanlığı’na tazminat davası açacağım ki bir daha başka bir avukata bunu yapamasınlar. Türkiye’de kanunsuz ve hukuksuzluk kural oldu, hukuk ve kanuna uymak istisna oldu. Kanuna uyulmasını sağlamakla görevli olan ne savcısı ne hakimi ne de polisi yapıyor çünkü her taraf liyakatsiz ve bilgisiz kadrolarla dolu. Bizim yaptığımız Anayasal haklarımızı korumak ama onlara göre kolluk kuvvetlerine biz mukavemet etmişiz. Nöbet alanına fiziki müdahale yapmadılar, ormanın içerisinde Jandarma koridoru oluşturup ormancıların, ağaç kesimini yapmaları için ortama sağladılar. İkizköylüler, 'Ağaç kesim seslerini duymak istemiyoruz, içimiz parçalanıyor' dediler" ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte 2021 yılında ağaç kesiminin başlamasından birkaç saat sonra açtıkları davanın dosyasında yürütmenin durdurulması talebinde bulunduklarını ve bu talebe hukuki bir dayanak oluşturmak adına içeriden görüntü almak istediklerini anımsatan Atal, şöyle devam etti: "Anayasa’nın 169. maddesi bize bu hakkı veriyor, devlete ve yurttaşlara ormanları koruma görevi veriyor. Bu sadece yurttaşlar açısından bir hak değil aynı zamanda bir görev. Eğer biz ormanı korumazsak yurttaşlık görevimizi yerine getirmemiş ve suç işlemiş oluruz. Eğer size burayı kapatma emri verildiyse bu kanunsuz bir emirdir, üstünüzden yazılı talimat almanız gerekiyor, ben avukatım dememe rağmen savcı talimatı var diyerek gözaltına aldılar. Türkiye’de kanunlar ve yasalar uygulanmıyor. Türkiye adım adım çok kaotik bir sürece evriliyor. Limak ve İçtaş patronları hakkında Anayasa’nın 3. maddesindeki ‘devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak’tan savcılığa suç duyurusunda bulunacağız."
Akbelen’de 4 yıllık kömür ihtiyacı için 400 yıllık ağaçlar kesiliyor. Av. İsmail Hakkı Atal ve İstanbul’dan yola çıkan çevrecilerden Aslıhan Kahraman canlı yayında
Adana’da deprem yine korkuttu. Deprembilimci Prof. Haluk Eyidoğan yorumluyor
Kira zam sınırlaması ve boş evlere vergi çözüm olur mu? Av. Batuhan Bulut canlı yayında
Yolcu gündemi yorumluyor
İkizköylü Aytaç Yakar, Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası canlı yayınında şunları anlattı:
100’üncü yılında Lozan… Kimler kutluyor, kimler neden tepkili? Prof. Baskın Oran anlatıyor
CHP’de değişim tartışmaları ve Halk TV ile anlaşmanın feshi… Prof. Emre Erdoğan yorumluyor
Akbelen Ormanı’nda sabah 05:30’da jandarma eşliğinde ağaç kesimine bölge halkı ne diyor? Aytaç Yakar canlı yayında
Ankara’ya yürüyüşü durdurulan emekliler Gebze’de oturma eylemine başladı. Emekliler ne istiyor? Yaşa Erdoğan anlatıyor
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun röportajı sonrası gelen tepkileri, siyaset bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun, Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na değerlendirdi.
Prof. Tanju Tosun’un açıklamalarından satırbaşları:
From the publisher's feed