AKŞAM POSTASI

AKŞAM POSTASI

By Sputnik TürkiyeNewsNews Commentary
Download on the App Store

AKŞAM POSTASI episodes

  • Kılıçdaroğlu’nun röportajı muhalefeti salladı

    Kılıçdaroğlu’nun röportajı için kim ne dedi? Siyaset bilimciler açıklamaları nasıl yorumluyor? Prof. Tanju Tosun canlı yayında

    YKS sonuçları eğitim sistemiyle ilgili nasıl bir fotoğraf veriyor? Eğitim uzmanı Cihat Şener canlı yayında

    Borç içindeki Bursaspor bu yıl ligde yer alamayacak mı? Yanlış anlaşılan haberin doğrusunu Melisa Öztürer anlatıyor

    1 hr 27 min
  • Engelli evladı için aldığı 'evde bakım' parası kesilen baba: Bu mantığı anlayamadım

    569 bin ağır engelli aile evde bakım yardımından faydalanıyordu. Ocak-temmuz döneminde aylık 4 bin 336 lira yardım yapıldı. Ağustos ayından itibaren yardım 5 bin 98 lira olacak.

    Ancak değişen yönetmelikle destek ödemelerini alma şartları artırıldı. Yüzde 100 engelli M.K.’nın öğretmen babası yaşadıklarını Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na anlattı.

    Baba, "Devlet bu aya kadar bakım parası olarak 4 bin 300 lira veriyordu ve memur katsayısına endeksli olduğu için 5 bin 98 lira olacak ancak bu parayı alabilmek için haneye giren paranın miktarına bağlı olacak. Benim çocuğum devletten burs alıyor ve biz sınırı aşmış oluyoruz. Çocuğumun yıllar önce hastaneye gidip gelmek için alınan arabasını da devlet gelir getirici olarak görüyor. Bunu hangi mantıkla yapıyorlar bilemiyorum ama bu mantıkla ileriki zamanda da çocuğumun tekerlekli sandalyesini de gelir getirici olarak kabul edip, kimseye para vermeyecekler sanırım. Senin tekerlekli sandalyen var, senin gelire ihtiyacın yok diyecekler galiba. Köyünüzde geçmişten kalan bir deponuz varsa onu da gelir getirici olarak görüyor" ifadelerini kullandı.

    Oğlunun 33 yaşında olduğunu, ağır engelli, yatalak ve 33 yıldır eşinin tek yaptığının oğullarına bakmak olduğunu söyleyen baba, şöyle devam etti:

    "Oğlumun mide rahatsızlığı var ve aldığımız ilaçlar için rapor bile yazdıramıyorum. İlaçları kendi cebimden ödüyorum. Devlet oğlum için bir tek bez parası veriyor, o da 500 lira ama bizim beze ödediğimiz miktar 1 500 lira. Verilen 5 bin 98 lira en azından teselliydi. Daha önce de belirli kriterlerden dolayı bu parayı kesmişlerdi. Yaklaşık 6-7 aydır para alıyorduk ve şimdi yine tuhaf kriterlerle bugün yarın yine kesilecek. Sanırım ekonominin düzelebilmesi için devletin artık bu paraya da ihtiyacı var. Bizim durumumuzda 570 bin kişi var ve nereden bu paraları kessek o kadar kardır diye düşünüyorlar sanırım. Ben bu yaşananlara anlam veremiyorum.

    Ben kendimi geçtim ama oğluma 33 senedir bakan anneye verilen 5 bin 98 lirayı kesmek zor bir durum. Yaşanılan bu durumdan dolayı eşimin psikolojisi bozuldu. Eşim, devlet bana 5 bin lirayı mı fazla gördü diyor. Beni en çok hayrete düşüren olay yeni yönetmelik seçimlerden sonra uygulandı. Hiçbir şekilde gelir getirmeyen tekerlekli sandalyesinin neyinden gelir getirebileceğini düşünüyor işte bunu anlayamıyorum. Bu kriteri ekleyen kişi nasıl bir mantığa sahip acaba? Yetkililere bu soruyu soruyorum ve cevabını da onlardan duymak isterim."

    1 hr 27 min
  • Faiz kararı ve CHP kulisleri

    Merkez Bankası’nın faiz kararı nasıl yorumlanmalı? Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başkanı Kerim Rota canlı yayında

    CHP’deki ‘değişim’ tartışmalarından son kulislerİ Gazeteci Şaban Sevinç anlatıyor

    Engelli yardımından tasarruf olur mu? Engelli bakım desteği için şartlar neden ağırlaştırıldı? Engelli çocuğu için artık yardım alamayacak olan Ayşe hanım canlı yayında

    Feshane’de saldırıya uğrayan sergi için çağrı: Sanat özgürdür Yazar Ayşegül Devecioğlu canlı yayında

    Borç içindeki Bursaspor bu yıl ligde yer alamayacak mı? Yanlış anlaşılan haberin doğrusunu Melisa Öztürer anlatıyor

    1 hr 27 min
  • CHP’de video depremi

    CHP’de ‘video bombası’ siyaseti salladı. Zoom toplantısının perde arkası detayları… Siyaset bilimci Güven Gürkan Öztan yorumluyor

    Bursa’da İYİ Parti’nin zam eylemine polis müdahalesi. İyi Parti Bursa İl Başkanı Dr. Mehmet Hasanoğlu canlı yayında yaşadıklarını anlatıyor

    Çanakkale'de 52 saatlik orman yangınının bilançosu. Çanakkale Ziraat Odası Başkanı Ufuk Ünver anlatıyor

    ÖTV artışları tarımı nasıl etkileyecek? Zeytinde 26 yıl sonra gelen kesinti kararı ne anlama geliyor? Ali Ekber Yıldırım yorumluyor

    Boğaziçi’nde 20 yılı aşkın süredir köpeklerin yaşadığı hayvan barınağı için boşaltma kararı. Berkay Morgan yaşananları anlatıyor

    1 hr 24 min
  • Naci Görür: Depreme hazırlanmak için Kanal İstanbul’u unutacaksın, az yol, az köprü yapacaksın

    Prof. Naci Görür, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin "İstanbul depremine hazırlık için Ekrem Bey ile anlaştık” açıklamasını Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na yorumladı.

    Bakan Özhaseki'nin geçen günlerde belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıda deprem konusunda dört kırmızı çizgisi olduğunu belirtmesini anımsatan Görür, "Ben de tweet atıp tebrik ettim. Tweet'im üzerine beni birkaç gün sonra aradı. Benimle doğrudan görüşmek istediğini belirtti, ben de memnun olacağımı söyledim. İBB Başkanı ile görüştüğünü, anlaştığını, İstanbul’u depreme hazırlayacağını duydum o zaman daha da umutlandım. Demek ki hem iş ciddiye biniyor hem de bakan bey bu işte samimi olmalı diye düşündüm. Hem yerel yöneticiler ile konuşması hem de bizimle konuşması önemli. 1999’dan bu yana ilk kez o kadar uyarı ve söylemlerimize rağmen bir devlet yöneticisi bize net olarak cevap veriyor ve bizlerin söylediklerine benzer şeyler söylüyor. Bu cesaret verici" ifadelerini kullandı.

    Görür, "Maraş depreminin öncesi ne hükümetten ne de yerel yönetimden duyulduğumuza dair hiçbir tepki alamamıştık ama demek ki 6 Şubat depremlerinden sonra ilk kez söylediklerimiz duyulur hale geldi. Bu zamana kadar İstanbul’u konuşmuş olsaydık, İstanbul’u depreme hazırlamıştık. Laf olsun diye söylenmemiş bir sözle ve gerçekten denildiği gibi devletle, milletle ve yerel yönetimle güç birliğiyle siyaset üstü ve devlet politikasıyla yapmış olsaydık İstanbul’da bugün artık deprem hasarlarını çok ciddiye alıp konuşmazdık. Eğer Elazığ depreminden sonra 24 Ocak 2020’de Maraş’a dikkat edin diye uyarılarımıza dikkat edin dediğimizde dikkat edilseydi Maraş’ta on binlerce insanımızı bir gece toprağa gömmezdik ki 1999’da da aynı şeyleri söylemiştik. Bilim dünyası Hatay’a, Maraş’a, Adıyaman’a dikkat diye çırpınıyorsa, sürekli de buralara büyük depremin geleceği söyleniyorsa ülkede yerel yönetimlerde hükümet varsa hatta muhalefet varsa bu kadar kayıp kabul edilebilir bir şey değil" dedi.

    Gölcük depreminde hazırlıksız olunduğuna dikkat çeken Görür, "İstanbul’da 1766 yılında 3 ay arayla 7.0 şiddetinin üzerinde iki büyük deprem meydana geldi. 1999 depremi ağustosta oldu sonra 3 aya yakın zamanda Düzce’de de oldu ama tabi ki 9 saat arayla yaşanılan deprem büyük şanssızlık ama dünyada hiç görülmemiş gibi çok tuhaf ya da ilk kez oluyor demek bu işi bilmemekten kaynaklanıyor. Biz bu kadar insanımızı kaybettik de deprem anormal olduğu için miydi? Biz hazırlık yapmış mıydık? Yapmış olsaydık demeçler şu şekilde olurdu, biz elimizden geleni yaptık ama dünyada ilk olan bir şey oldu dolayısıyla sonuç bu dersiniz. Hiçbir hazırlık yapılmadığını biz zaten gördük" diye konuştu.

    Görür, Kanal İstanbul projesinin hayata geçirilmemesi gerektiğini vurgu yaparak, şöyle devam etti: "Baştan beri olması gereken buydu. Hükümet olmadan İstanbul, İBB olmadan hükümet deprem dirençli bir kent haline getiremez. Bu işin içerisine halkı da sokmak gerekir ki bu yapılıyor. Bu da doğru olandır. Bütün dünyada başarılı bir şekilde kenti depreme dayanıklı hale getirme ancak bu yöntemle olmuştur. Umarım ki Türkiye’nin ekonomisi ve siyasi irade bu işi benimser ve ekonomik gücümüz de yeterli olur ülkenin bazı projelerinden vazgeçerek ya da o projenin ağırlıklarını azaltarak. Kanal İstanbul’u unutacaksın. Az yol, az köprü yapacaksın. Hiç yapılmayacak demiyorum, mümkün olduğunca onları belirli bir plan içerisinde yaparken insanların can güvenliğinin tehdit edildiği bir işi bir an önce yapacaksın. Devletin birincil görevi budur. Bu yapılan anlaşma doğrudur. Böyle giderse bu iş başarılı olur ve bu da İstanbul için büyük bir müjdedir. Hem bakanı hem de belediye başkanını kutluyorum. Basın, bilim dünyası ve halk olarak bu işin arkasında durup talep etmemiz ve bu işin siyasi nedenlere kurban gitmemesi için dirençli ve dirayetli olmamız gerekir."

    Öte yandan depremlerdeki en büyük tehlikenin nüfus, bina ve altyapı yoğunluğunu artırmak olduğuna işaret eden Görür, "Birtakım rezerv alanlarımız var ve oralarda konut üretip bina yapacağız diyorlarsa bu iş yanlış çünkü bina yoğunluğu arttırmış oluyorsunuz. Fazla bina, fazla nüfus demektir. Depremlerdeki en büyük tehlike, bölgenin nüfus, bina ve altyapı yoğunluğunu artırmaktır. Ben şöyle anlamak istiyorum çünkü ben şöyle önermiştim, diyelim ki rezerv alanlarına konteyner ya da prefabrik sahalar yaptık ve her türlü konforunu da hazırladık. Şu bölgede 20 ila 30 bin bina yıkacağım diye planlamışsan o 50 bin insana o rezerv alanlarında sizi misafir edeceğim, kira da vermeyeceksin diyeceksin. Ev sahiplerinin insafına da terk etmeyecek ve devlet olarak şefkatimi de gösteriyorum, buyur orada otur seni misafir edelim, bize 1.5 sene müsaade et, senin evini depreme dirençli yapalım tekrar buraya taşıyalım diyeceksin. Ben böyle öneriyorum, doğru olan da budur ama uymuyorlar. Fay zone’larını düşünüyorum Kuzey’e doğru geleceksiniz, ormanların içine gireceksiniz. Istranca yapacaksanız oralarda yapın kabul ama Karadeniz kıyılarına doğru itersen bu sefer yeşil alanları, ekosistemi yok edersin ve daha fazla nüfus arttırmış olursun. Bunun anlamı var mı?" değerlendirmesini yaptı.

    Prof. Naci Görür, "İstanbul’a artık imar ve iskan vermeyin, İstanbul’daki sanayiyi Anadolu’ya taşıyın ve halkın da Anadolu’ya göçü için en büyük proje ve teşvik uygulamasının yapılması lazım. Anadolu’ya yeni iş yerlerinin açılması lazım. Bunları yapınca halk da o bölgelere isteyerek, severek gider. Rezerv alanlarına daha fazla bina yapacağız diyorsunuz. Evleri yıkılacak insanların yerlerini yeşil alana dönüştürecek misiniz? Yok. O zaman ne anlamı var? İnşaat yoğunluğu da arttık insan yoğunluğu da arttı. İstanbul’u depreme hazırlama büyük bir müteahhitlik projesine döndü demektir ki bu yanlış, bunu yapmamaları lazım. Mevcut binaların deprem dirençli hale getirilmeleri mümkündür, illa da hepsini yıkıp yeniden yapmak gerekmiyor. Özellikle zemin durumuna istinaden bazı yerleri yıkıp, taşıyıp sonra da oraları yeşil alana dönüştürürsün ve çoğu binaları da inovatif yöntemlerle o yapıyı güçlendirirsin. Bu işler böyle yapılır, dünya bu işleri böyle yapıyor" diye ekledi.

    İklim değişikliğinin en az deprem kadar tehlikeli olduğuna dikkat çeken Görür, şunları söyledi: "İstanbul’un nüfusu artıyor ve büyük bir hızla susuzlaşıyor. İklim değişikliğinden dolayı barajlarda bile su tükeniyor. Barajdaki suyu vatandaşa vermesen bile buharlaşmayla o su azalıyor. Yeraltı sularımız kalmadı, derinlere indi, kirlendi. İklim en az deprem kadar tehlikeli bir biçimde sinyal veriyor. Tarım arazilerini belirli ölçüde kullanıp yeraltı sularını dikkatli planlaman gerekirken hovardaca hazırlarsan, ormanları ve su üreten yerleri heba edersen yarın deprem değil insanı susuzluk öldürür. İklim bölgeyi yaşanmaz hale getirir. Ben planlayamayabilirim, vatandaş da bilmeyebilir ama hükümetler bu ülkenin 50 ve 100 yıl sonrasını planlama ve ona göre adım atmak zorundadırlar. Aceleyle iş yürütülmez. Ülkemizde bilim dünyası da var üniversiteler de var çok saygın insanlarımız da var. Bizim bilmediğimiz yerde de uluslararası bilim kamuoyu var."

    İstanbul'un 10 ila 15 yıl içinde depreme hazırlanabileceğini dile getiren Görür, şu ifadeleri kullandı: "Yönetim sistemini, halkı, altyapı, yapı stoku, çevre, ekosistem ve kentin ekonomisini deprem dirençli yapacaksın. Eğer bunlardan birini yapmazsan o kent hem yaşanılır olmaz hem de depreme karşı ayakta durmaz. Ekonomin çarkları durdu. 50 binin üzerinde insan öldü. Altyapı tamamen tahrip oldu. Ne içme suyu var ne de kanalizasyon var. Binalar ve yapı stoku yerle bir olmuş durumda. Hastalıktan geçilmiyor çünkü molozları uluslararası kaidelerin dışına biriktirdik ve üzerini örttük. Şimdilik hastalık ileride kanserojen yoluyla gelen hastalık, uzun dönemde yine insanları öldürmeye devam edecek. Bir kent, bütüncül olarak depreme hazırlanabilir. Saymış olduğum 6 parametreyi ciddiye almalılar. İstanbul’da kanalizasyon sistemi, içme suyu sistemi, yol ve elektrik çökse evin yıkılmasa ne olur? Çevre tamamen kirli ve yaşanmaz hale gelmişse nasıl yaşayabilirsin ki? Depremde ölmedin ama başka türlü ölürsün. Bakanın göstermiş olduğu irade eğer gerçekten bugünkü hükümetin iradesiyse daha yetkili bakanlar bunu bir şekilde siyasete ve şova yönlendirir, tadını da kaçırıp yine bildiğimiz usulden ziyade rastgele birtakım şekle dönüştürüşe bu en büyük umut kırıcı olur ve bir daha düzelmeyiz diye karamsarlığa kapılırız. Bakan gerçekten hükümetin fikrini yansıtıyor ve siyasi iradenin en yetkilisi de bu tavırdaysa bu yapılan da alınan karar da en doğrudur. Belediye zaten en büyük problemi deprem olarak ilan etmiştir ve başından beri de bu çalışmanın içerisindedir. İstanbul’u 10-15 yıl sürmeden depreme hazırlarız. Çünkü sıfırdan başlamıyoruz birçok şey yapılmış. Okullar, hastaneler, viyadükler ve köprüler olarak daha önceden yapılmış hazırlıklar var. Kısa zamanda İstanbul’u depreme hazırlarız ve beklediğimiz deprem kenti vurduğu zaman çok minimalize kayıplarla atlatmış oluruz. Bu uygulama sadece İstanbul’a değil bütün Türkiye’ye örnek olur. Ülkemizin her bir karışı deprem kenti. Nerede uyanırsan uyan kendinle birlikte binlerce insanımızı kaybedebiliriz."

    1 hr 27 min
  • Körfez kaynağı ekonomiye ilaç olur mu?

    Çanakkale’de 49 saattir süren yangın nedeniyle 6 köy tahliye edildi. Son durumu Çanakkale Işıklar Köyü eski muhtarı Ali Alp anlatıyor

    Hatay’da bir koli su için 40 derece sıcakta 2 saat kuyruk. Emre Öztürk anlatıyor

    Körfez’den gelecek kaynak ekonomiyi düzlüğe çıkarır mı? Ekonomist Güldem Atabay canlı yayında

    Özhaseki’nin “İstanbul depremine hazırlık için Ekrem beyle anlaştık” açıklamasını Prof. Naci Görür yorumluyor

    1 hr 27 min
  • 'İstanbul için şu an su sıkıntısı yok ama hortumla araç yıkamak gibi alışkanlıklar terk edilmeli'

    İstanbul'da baraj doluluk oranının yüzde 40’a yaklaşmasını, İSKİ Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı Prof. Dr. Tuğba Ölmez Hancı, Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na yorumladı.

    Prof. Hancı, “İstanbul’a su sadece barajlardan gelmiyor. 200 kilometre öteden Melen’den ve Bulgaristan sınırından gelen sular da var. Kuraklık sadece İstanbul’un sorunu değil. İspanya, İtalya, İngiltere ve Fransa’da özellikle kuraklıkla ilgili büyük sıkıntılar yaşanıyor. Yine de bireysel tedbirler alınmalı. Hortumla araç yıkamaktan vazgeçilmeli. Su tasarrufu sağlayan bulaşık ve çamaşır makineleri kullanılmalı” dedi.

    Prof. Tuğba Ölmez Hancı’nın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

    1 hr 28 min
  • Zamlar ekonomiyi kurtarır mı?

    Akaryakıt ve doğalgaz zammı ekonomiyi nasıl etkileyecek? Ozan Gündoğdu yorumluyor

    Hatay’da 10 yıldır tartışılan Emek Mahallesi’nde kentsel dönüşüm. Muhtar Celal Sarı canlı yayında

    İstanbul’da su alarmı. Tasarruf önlemleri için İSKİ’den çağrı var. İSKİ Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı Prof. Dr. Tuğba Ölmez Hancı anlatıyor

    Uludağ Milli Parkı'nın 2 bin hektarlık bölümü 'Milli Park' statüsünden çıkarıldı. Tartışmalı kararı Bursa Barosu Çevre Komisyonu Başkanı Eralp Atabek yorumluyor

    1 hr 28 min
  • Yargıtay'ın Can Atalay kararına itiraz: 'Millet iradesi önemli diyenler, seçilmiş hapiste tutuyor'

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davası kapsamında 18 yıl hapse mahkum edilen, 14 Mayıs'ta yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'nde Hatay'dan milletvekili seçilen Can Atalay hakkında, avukatının yargılamanın durması ve tahliyesine yönelik talebini karara bağladı.

    Buna göre, 'şartları oluşmadığı gerekçesiyle' Atalay'ın tahliye ve hakkındaki yargılamanın durması istemi reddedildi.

    Yargıtay’ın Can Atalay kararını, İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na yorumladı.

    İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

    1 hr 27 min

About AKŞAM POSTASI

From the publisher's feed

Türkiye ve dünyada öne çıkanların ele alındığı; politikacı, uzman ve gazetecilerin katkı sunduğu Atilla Güner'le Akşam Postası, hafta içi her akşam RSFM'de.