Muhterem Hocaefendi’nin analitik düşünce
yaklaşımlarına girmeden önce, �ikre bakışını
birkaç cümleyle hatırlamak, konuyu anlama
açısından faydalı olacaktır. O “çilelerin en büyüğü” olarak gördüğü �ikir çilesini, “Düşünmek,
düşündürmek ve varlık bilmecesinin sırrını
çözmeye çalışmak; en zor meseleler karşısında
dahi pes etmeden sürekli uğraşmaktır” şeklinde tanımlar.1
Tefekkürü ise “Herhangi bir mevzuda, geniş,
derin ve sistemli düşünme; kalbin çırası, ruhun
gıdası, bilginin ruhu ve İslâmî hayatın da kanı,
canı ve ziyâsı; hâdiselerden ibret alma ve çeşit
çeşit netice çıkarmanın çerağı, tecrübelerin altın anahtarı, hakikat ağaçlarının �ideliği, kalb
nurunun da gözbebeği”2
olarak görür.