Dedesi bir Polonyalı Generaldi. Osmanlı Polonya’yı ilhak edince, geleneğince, o ülkenin aristokrasisini kendisine katar ve kâğıt üzerinde bile olsa İslam dinini değiştirmesini isterdi; dedesi de öyle olmuş bir Osmanlı Paşasıydı. Kendisi ise erken Cumhuriyet’in KOMÜNİST ama resmen evet KOMÜNİST ŞAİRİ idi…
Nazım Hikmet Ran’dan söz edeceğiz ama O’nun Ermenilere yönelik olmuş katliamlara - bugüne değin çok az bilinen yönüyle - nasıl tavır aldığına dair, Serdar Korucu’nun, AGOS gazetesinde titizlikle yaptığı incelemeye yer vererek ...
Ermenistan Cumhuriyeti resmi haber ajansı ARMEN PRESS’in Türkçe Haberler servisinin Pot Cast sesli yayınına hoş geldiniz… Genel Müdürümüz, Aram Ananyan önderliğinde, ben bu servisin baş editörü, Raffi Hermon Araks ve teknik uzmanı arkadaşım Datev Zakaryan’ın hazırladığı programı sunuyoruz…
TARİHİ ŞAHSİYETTEN SÖZ EDERKEN DİKKAT ETMEK GEREKİYOR!
Ne onları - yaşamış oldukları zamanı ve şartlarıı görmezden gelerek, bugünün ahval, şerait, kıstaslarıyla mahkûm etmek, yaftalar yapıştırmak - ne de, onları olduklarından fazlasına büründürerek ilahlaştırmak. Her şeyden o şahsiyetin anısına saygısızlık olur zira. O’nu, yanlış tanıştırarak, doğru yapmış olamayız!
Şair’in ‘Kuvayi milliye destanı’ gibi şiirlerinden çıkarak; onun ‘bir komünistten ziyade, hümanizmi ön plana çıkaran, bal gibi de milliyetçi, bir şair’ olduğunu söyler bazıları.
Teoride doğrular bulmak mümkün; ‘ancak’ demek zorundayız; şairin zamanında Türkiye Komünist Partisi’ne rehberolan Sovyetler Birliği’nin, Türkiye Komünist Partisi gibi diğer partilere davranışını bilmeden, yapılan analizin, aceleci olacağını söylemek isteriz.