
Sign up to save your podcasts
Or


Bütün din büyükleri diyor ki, Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvân” Peygamberlerden “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” sonra ve meleklerden sonra mahlûkların en efdali, en üstünüdür. Resûlullahı “sallallahü aleyhi ve sellem” bir kerre gören bir müslimân, görmiyenlerin hepsinden, hattâ Veysel Karânîden katkat dahâ yüksekdir. Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvân”, Şâma girince, bunları gören hıristiyanlar, hâllerine hayrân kalıp, (Bunlar, Îsâ aleyhisselâmın havârîlerinden dahâ yüksekdir) dediler. Bu dînin en büyük âlimlerinden olan Abdüllah ibni Mubârek “rahime-hullahü teâlâ” buyuruyor ki, (Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” yanında giderken hazret-i Mu’âviyenin “radıyallahü anh” bindiği atın burnuna giren toz, Ömer bin Abdül’azîzden bin def’a dahâ üstündür). Eshâb-ı kirâmın “aleyhimürrıdvân” üstünlüklerini bildiren âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler pek çokdur. Sûre-i Âl-i İmrân 110.cu âyet-i kerîmesinde meâlen, (Sizler, bütün insanlar içinde, en iyi bir ümmetsiniz, cemâ’atsiniz.) buyuruldu. Ya’nî Peygamberlerden sonra, bütün insanların en iyisisiniz! Sûre-i Tevbe 103.cü âyet-i kerîmesinde meâlen, (Mekke-i mükerreme ehâlîsinden olup, Medîne-i münevvereye hicret eden Sahâbe-i kirâmdan ve iyilikde onların izinden gidenlerden, Allahü teâlâ râzıdır. Onlar da, Allahü teâlâdan râzıdırlar. Allahü teâlâ onlara Cennetler hâzırlamışdır.) buyuruldu. Sûre-i Enfâl 64.cü âyet-i kerîmesinde, Allahü teâlâ, sevgili Peygamberine “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Sana Allahü teâlâ yetişir ve sana tâbi’ olan mü’minler yetişir.) buyurdu.
Eshâb-ı Kirâm | Sayfa : 10
Müslimân, vatanına, milletine fâideli olur. Vatandaşların aynı hak ve hürriyyetlere mâlik olduklarını bilir. Kendini kimseden üstün görmez. Râhat ve huzûr içinde yaşadığı azîz vatanını, milletini ve bayrağını çok sever. Herkese iyilik eder. Bölücülük yapmaz. Gayrı müslimlere, başka dinden, başka mezhebden olanlara, turistlere, yabancı tüccârlara, müsâfirlere de hiç kötülük yapmaz. Müslimânların güzel huylu, iyi insanlar olduklarını, güler yüzü ile, tatlı sözleri ile ve iyi hareketleri ile, bütün dünyâya tanıtır. Herkesin seve seve müslimân olmalarına sebeb olur. Kötülük yapanlara nasîhat verir. Kimseye hîle, hıyânet yapmaz. Devâmlı çalışır. Halâl kazanır. Kimsenin hakkına dokunmaz. Vergilerini, borçlarını vaktinde öder. Bunu, Allah da sever, kullar da sever.
Mektûbat Tercemesi | Sayfa : 5
Her mü’min, nefsini tezkiye için, ya’nî yaratılışındaki küfrü ve günâhları temizlemek için, her zemân çok (Lâ ilâhe illallah) ve kalbini tasfiye, ya’nî nefsden ve şeytândan ve kötü arkadaşlardan ve zararlı bozuk kitâblardan gelmiş olan küfrden ve günâhlardan kurtulmak için, istigfâr okumalıdır. Ya’nî, (Estagfirullah) okumalıdır. İstigfâr düâsı: (Estagfirullah el-azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüv elhayyel kayyûme ve etûbü ileyh)dir. Ma’nâsı, (Günâhlarımı afv et ey büyük Allahım! Herşeyi yokdan var eden ve her ân varlıkda durduran, yalnız Sensin! Sen hep varsın!)dir. İslâmiyyete uyanın düâları muhakkak kabûl olur.
Eshâb-ı Kirâm | Sayfa : 7
1 — ALLAHÜ EKBER: Allahü teâlâ, büyükdür. Ona birşey lâzım değildir. Kullarının ibâdetlerine de muhtâc olmakdan büyükdür. İbâdetlerin, Ona fâidesi yokdur. Bunu, zihnlerde iyi yerleşdirmek için, bu kelime, dört kerre söylenir.
2 — EŞHEDÜ EN LÂ İLÂHE İLLALLAH: Kibriyâsı, büyüklüğü ile ve kimsenin ibâdetine muhtâc olmadığı hâlde, ibâdet olunmağa Ondan başka kimsenin hakkı olmadığına şehâdet eder, elbette inanırım. Hiçbir şey Ona benzemez.
3 — EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN RESÛLULLAH: Muhammed “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm”ın, Onun gönderdiği Peygamberi olduğuna, Onun istediği ibâdetlerin yolunu bildiricisi olduğuna ve Allahü teâlâya, ancak Onun bildirdiği, gösterdiği ibâdetlerin, yaraşır olduğuna şehâdet eder, inanırım.
4 ve 5 — HAYYE ALESSALÂH, HAYYE ALELFELÂH: Mü’minleri, felâha, se’âdete, kurtuluşa sebeb olan nemâza çağıran iki kelimedir.
6 — ALLAHÜ EKBER: Ona lâyık bir ibâdeti kimse yapamaz. Herhangi bir kimsenin ibâdetinin Ona lâyık, yakışır olmasından, çok büyükdür, çok uzakdır.
7 — LÂ İLÂHE İLLALLAH: İbâdete, karşısında alçalmağa müstehak olan, hakkı olan ancak Odur. Ona lâyık bir ibâdeti kimse yapamamakla berâber, Ondan başka kimsenin ibâdet olunmağa hakkı yokdur.
Nemâzın şerefinin büyüklüğünü, onu herkese haber vermek için seçilmiş olan ezânın büyüklüğünden anlamalıdır. Yâ Rabbî! Bizleri, istediğin gibi nemâz kılanlardan eyle! Âmîn.
Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye | Sayfa : 209
Teyemmümün farzı üçdür:
1— Cenâbetden temizlenmek için veyâ abdestsizlikden temizlenmek için niyyet etmekdir. Abdestsiz bir kimse, talebesine göstermek için teyemmüm ederse, bununla nemâz kılamaz. Teyemmüm ile nemâz kılabilmek için, yalnız teyemmüme niyyet etmek yetişmez. İbâdet olan başka bir şeyi, meselâ, cenâze nemâzı kılmak için, secde-i tilâvet yapmak için veyâ abdest için veyâ gusl için teyemmüm etmeğe niyyet lâzımdır. Teyemmüme niyyet ederken, abdest ile guslü ayırmağa lüzûm yokdur. Abdest için niyyet etmekle, cenâbetden de temiz olur. Cenâbetden temizlenmeğe niyyet edilen teyemmüm ile nemâz kılınabilir. Abdest için ikinci teyemmüme lüzûm yokdur.
2— (Menâhic) kitâbında diyor ki, (Şâfi’î ve Hanbelî mezheblerinde, teyemmüm yalnız toprakla yapılır. Hanefîde ve Mâlikîde iki kolu dirseklerinden yukarı sıvalı olarak, iki elin parmakları açık olarak avuç içlerini temiz toprağa, taşa, toprak veyâ kireç sıvalı dıvara sürüp ve ileriye, geriye oynatıp, avuç içlerini en az üç parmak mikdârı değmek üzere, iki avucun içleri ile yüzünü bir kerre mesh etmek, ya’nî sığamak.) [Yüzü tam mesh edebilmek için, avuçlar açık ve dört parmak birbirlerine yapışık ve iki elin ikişer uzun parmaklarının uçları birbirlerine değmiş olarak, avuç içleri saç kesimine konup, çeneye doğru yavaşça indirilir. Parmaklar yatay vaz’iyyetde alnı, göz kapaklarını, burnun iki yanını ve dudakların üzerlerini ve çenenin yüz kısmını iyice sığamalıdır. Bu esnâda avuç içleri de yanakları sığar].
3— İki avucu tekrâr toprağa sürüp, birbirine çarparak, tozu toprağı silkeledikden sonra, önce sol elin dört parmağı içi ile, sağ kolun alt yüzünü, parmak ucundan dirseğe doğru sığayıp sonra, sağ kolun iç yüzünü, sol avuç içi ile, dirsekden avuca kadar sığamakdır. Bu esnâda sol baş parmak içi sağ baş parmak dışını sığar. Bir rivâyetde, yüzüğü çıkarmak ve parmakların yanlarını diğer elin parmaklarının içleri ile mesh etmek lâzım değildir. Geniş yüzük hareket etdirilir. Sonra, yine böyle sağ el ile, sol kol sığanır. El ayasını toprağa sürmek lâzımdır. Toprağın, tozun elde kalması lâzım değildir. Avuç içleri yüzünün ve kollarının iğne ucu kadar yerine değmezse, teyemmüm sahîh olmaz.
Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye | Sayfa : 149 - 150
Sünnet üzere gusl abdesti almak için, önce, temiz olsalar dahî, iki eli ve avret yerini yıkamalıdır. Sonra bedeninde necâset varsa yıkamalı, sonra, tam bir abdest almalı, yüzünü yıkarken, gusle niyyet etmeli, ayakları altında su toplanmıyorsa, ayakları da yıkamalıdır. Sonra bütün bedene üç def’a su dökmelidir. Önce üç def’a başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza dökmeli, her döküşde, o taraf temâm ıslanmalıdır. Birinci dökmede oğmalıdır. Guslde, bir uzva dökülen suyu, başka uzvlara akıtmak câiz olup, orası da temizlenir. Çünki, guslde bütün beden, bir uzv sayılır. Abdest alırken bir uzva dökülen su ile, başka uzv ıslanırsa, yıkanmış sayılmaz. Gusl temâm olunca, tekrâr abdest almak mekrûhdur. Gusl ederken abdesti bozulursa, bir dahâ almak lâzım olur. Şâfi’îyi ve mâlikîyi taklîd edenler buna dikkat etmelidir.
Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye | Sayfa : 133
Abdestin edebleri: Edeb, burada yapılması sevâb olup, yapılmazsa hiç günâh olmayan şeyler demekdir. Hâlbuki, sünneti yapmak sevâb olup, yapmamak, tenzîhî mekrûhdur. Edeblere, mendûb ve müstehab da denir. Abdestin edeblerinden, (Halebî-yi sagîr)de bildirilenler şunlardır:
1 — Abdesti, nemâz vakti girmeden önce almakdır. Özr sâhiblerinin, vakt girdikden sonra alması lâzımdır. 2 — Halâda tahâretlenirken, kıbleyi sağ veyâ sol tarafa almakdır. Abdest bozarken, kıbleye önünü ve arkasını dönmek tahrîmen mekrûhdur. Ayakları açıp çömelmek edebdir. 3 — Necâset bulaşmamış ise, su ile tahâretlenmek edebdir. Necâset, dirhem mikdârından [ya’nî bir miskalden, dört gram ve seksen santigramdan] az ise, yıkamak sünnetdir. Dirhem mikdârı bulaşmış ise, yıkamak vâcib, fazlasını yıkamak farzdır. Yıkamakda aded yokdur. Temizleninceye kadar yıkamalıdır. Sol elin, bir veyâ iki veyâ üç parmağının içi ile yıkanır. 4 — Tahâretlendikden sonra, bez ile kurulanmakdır. Bez yok ise, el ile kurulamalıdır. 5 — Tahâretlendikden sonra, avret mahallini, hemen örtmekdir. Tenhâda lüzûmsuz açmak, edebi bozar. 6 — Başkasından yardım istemeyip, abdesti kendisi almakdır. İstemeden su döken olursa, câizdir. 7 — Kıbleye karşı, abdest almakdır. 8 — Abdest alırken konuşmamakdır. 9 — Her uzvu yıkarken, kelime-i şehâdet okumakdır. 10 — Abdest düâlarını okumakdır. 11 — Ağzına sağ el ile su vermekdir. 12 — Burnuna sağ el ile su vermek, sol el ile temizlemekdir. 13 — Ağzı yıkarken, dişleri (Misvâk) ile temizlemekdir. Sağ el parmakları uzatılıp, baş parmakla küçük parmak misvâkın altından, diğer üç parmak da üstünden tutarak, üç kerre sağ, üç kerre de sol yandaki dişler üzerine hafîfce sürülür. Kuvvetle sürmemeli, dişleri bozar. Hafîf sürülünce dişleri ve diş etlerini kuvvetlendirir. Misvâk, Arabistânda bulunan Erâk ağacının dalından, bir karış uzunlukda kesilen parçadır. Erâk dalı bulunmazsa, zeytin veyâ başka dallardan da olabilir. Nar dalı olmaz. Çünki acıdır. Yinilen ve içilen şeyler acı olmamalıdır. Misvâk bulunmazsa, fırça da kullanılabilir. Bu da yoksa, sağ elin baş parmağını sağ yandaki dişler üzerine, ikinci küçük parmağını sol dişler üzerine üç kerre sürerek temizlemelidir. 14 — Ağzı yıkarken, oruclu değilse, ağzı çalkalamakdır. Buğazında hafîf gargara yapmak abdestde de, guslde de sünnetdir. Oruclu iken mekrûhdur. 15 — Burnu yıkarken, suyu kemiğe yakın çekmekdir. 16 — Kulağı mesh ederken birer parmağı, kulak deliğine sokmakdır. 17 — Ayak parmaklarının aralarını tahlîl ederken, sol elin küçük parmağı ile ve alt taraflarından tahlîl etmekdir. 18 — Elleri yıkarken, geniş yüzüğü yerinden oynatmakdır. Dar, sıkı yüzüğü oynatmak ise lâzım olup, farzdır. 19 — Su bol ise de, isrâf etmemekdir. 20 — Suyu, yağ sürer gibi az kullanmamakdır. Üç def’ada da, yıkanan yerden en az iki damla su damlamalıdır. 21 — Abdest aldığı kabı dolu bırakmakdır. 22 — Abdest bitince veyâ ortasında (Allahümmec’alnî minettevvâbîn...) düâsını okumakdır. 23 — Abdestden sonra (Sübhâ), ya’nî iki rek’at nemâz kılmakdır. 24 — Abdestli iken, abdest almakdır. Ya’nî nemâz kıldıkdan sonra, abdestli iken, yeni nemâz için, bir dahâ abdest almakdır. 25 — Yüzü yıkarken, göz pınarını, çapakları temizlemekdir. 26 — Yüzü, kolları, ayakları yıkarken, farz olan yerlerden biraz fazlasını yıkamak. Kolları yıkarken, avuca su doldurmalı, bunu dirseğe doğru akıtmalıdır. 27 — Abdest alırken, kullanılan sudan, elbiseye, üste, başa sıçratmamakdır. 28 — İbni bidîn, abdesti bozanlarda diyor ki, (Kendi mezhebinde mekrûh olmıyan birşey, başka mezhebde farz ise, bunu yapmak müstehabdır). İmâm-ı Rabbânî, 286. cı mektûbda diyor ki, (Mâlikîde, abdest a’zâsını uğmak farz olduğu için, muhakkak uğmalıdır). İbni bidîn, ric’î talâkı anlatırken diyor ki, (Hanefî mezhebinde olanın, mâlikî mezhebini taklîd etmesi evlâdır. Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye | Sayfa : 123 - 124 - 125
Abdestin sünnetleri onsekizdir:
1 — Halâya girerken ve abdeste başlarken, Besmele çekmek. Tenhâ yer bulamıyan, sıkışınca başkaları yanında örtünerek, abdest bozabilir.
2 — Elleri, bilekleri ile berâber, üç kerre yıkamak.
3 — Ağzı, ayrı ayrı su ile, üç kerre yıkamak. Buna (Mazmaza) denir.
4 — Burnu, ayrı ayrı su ile, üç kerre yıkamak. Buna (İstinşâk) denir.
5 — Kaşların, sakalın, bıyığın altındaki görünmiyen deriyi ıslatmak sünnetdir, farz değildir. Bunların üzerini yıkamak farzdır. Kıllar seyrek olup altlarındaki deri görünüyorsa, deriyi yıkamak, ya’nî ıslatmak farz olur.
6 — Yüzünü yıkarken, iki kaşın altını ıslatmak.
7 — Sakalın sarkan kısmını mesh etmekdir. Bunu yıkamak hanefîde farz değildir. Şâfi’îde çene altındaki deriyi yıkamak farzdır.
8 — Sakalın, sarkan kısmının içine, sağ elin yaş parmaklarını, tarak gibi sokmak [tahlîl etmek].
9 — Dişleri, birşey ile oğmak, temizlemek.
10 — Başın her tarafını, bir kerre mesh etmek.
11 — İki kulağı, bir kerre mesh etmek. Kulakla yanak arasını yıkamak farzdır.
12 — Enseyi, üçer bitişik parmaklarla, bir kerre mesh etmek. Son üçünü birlikde yapmak için, iki el ıslatılıp, iki elde de, üç bitişik ince parmak birbirine yapışdırılıp, iç tarafları, başın önünde, saçların başlangıcına konmak üzere iki el başa konur. İki elin bu üç parmağının uçları, birbirine dokunmalıdır. Baş ve şehâdet parmakları ve avuç içleri havada olup, başa dokunmaz. İki el, arkaya doğru çekilerek, üçer parmak, başı mesh eder. Eller, arkadaki saç kenârına gidince, üçer parmak, başdan ayrılıp, iki elin avuç içleri, kafanın yan tarafındaki saçlar üzerine yapışdırılıp, arkadan öne çekilerek, başın yan tarafları mesh edilir. Sonra şehâdet parmakları kulakların iç tarafına ve baş parmakların iç yüzü, kulak arkasına konup, kulaklar yukarıdan aşağı mesh edilir. Sonra, diğer üç parmakların dış yüzleri enseye konup, ensenin ortasından, iki tarafına doğru çekilerek mesh edilir. [Başı bu şeklde mesh etmek, Mâlikî mezhebinde farzdır.]
13 — El ve ayak parmaklarının arasını tahlîl etmekdir. Ayak parmaklarını tahlîl için, sol elin küçük parmağı sağ ayağın küçük parmağından ve sonra, sol ayağın büyük parmağından başlıyarak, ayak parmakları arasına, sıra ile, alt tarafdan sokulur.
14 — Yıkanacak yerleri, üç kerre yıkamakdır. Her birinde, uzvun her yeri ıslanmalıdır. Üç kerre su dökmek değil, üç kerre tam yıkamak sünnetdir. Üçden fazla yıkamak mekrûhdur. Üçü sayarken şaşırırsa, üç yapar. Fazla oldu ise, mekrûh olmaz.
15 — Hanefîde, yüzü yıkayacağı zemân, kalb ile niyyet etmek sünnetdir. [Ağız ile de niyyet etmek, kalb ile yapılmış olan niyyeti tekrâr etmek olur ki, bid’at olur. Ağız ile de niyyet etmeğe sünnetdir, müstehabdır veyâ bid’atdir denildiği (İbni bidîn)de yazılıdır. Sünnetdir veyâ bid’atdir denilen bir şeyi yapmamak lâzım olduğu, (Berîka), (Hadîka)da ve (İbni bidîn)de bildirilmekdedir. Bunun için, ağız ile de niyyet etmemelidir. Her ibâdet yapılırken niyyet etmek farzdır ve sonra inşâallah demek câizdir. Yalnız yemîn, tilâvet [Kur’ân-ı kerîm okumak], zikr ve ezân için ve bir ibâdetin parçası yapılırken, meselâ abdest ve gusl için ayrı ayrı niyyet şart değildir.]
16 — Tertîbdir. Ya’nî, sıra ile iki eli, ağzı, burnu, yüzü, kolları, başı, kulakları, enseyi ve ayakları yıkamak ve mesh etmekdir. Tertîb şâfi’îde farzdır.
17 — Delk, yıkanan yerleri oğmakdır. Delk ve muvâlât mâlikîde farzdır.
18 — Müvâlât, her uzvu, birbiri arkasından yıkayıp ara vermemekdir.
Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye | Sayfa : 122 - 123
Beş nemâz, kırk rek’at eder. Bunlardan onyedi rek’ati vaktlerinde kılmak farzdır. Üç rek’ati vâcibdir. Yirmi rek’ati sünnetdir. Beş vaktin her birinde sünnet nemâz kılmak da emr olundu. Sünnetler farzdan başka oldukları için, bunlara ayrıca niyyet edilir. Şöyle ki: 1— Sabâh nemâzı dört rek’atdir. Önce, iki rek’at sünneti, sonra iki rek’at farzı kılınır. Bu sünnet, çok kuvvetlidir. Vâcib diyenler de vardır. 2— Öğle nemâzı, on rek’atdir. Önce, dört rek’at ilk sünneti, sonra dört rek’at farzı, farzdan sonra da iki rek’at son sünneti kılınır. 3— İkindi nemâzı, sekiz rek’atdir. Önce, dört rek’at sünneti, sonra dört rek’at farzı kılınır. 4— Akşam nemâzı, beş rek’atdir. Önce üç rek’at farzı, sonra iki rek’at sünneti kılınır. 5— Yatsı nemâzı onüç rek’atdir. Önce, dört rek’at sünnet, sonra dört rek’at farz, sonra iki rek’at son sünnet, bundan sonra üç rek’at vâcib olan (Vitr nemâzı) kılınır. İkindi ve yatsının ilk sünnetleri, (Gayr-ı müekkede)dir. Bunların ikinci rek’atlerinde otururken, ettehıyyâtü... den sonra, Allahümme salli alâ... sonra... bârik alâ... sonuna kadar okunur. Ayağa kalkınca, üçüncü rek’atde, önce Besmele çekmeden, Sübhâneke... okunur. Hâlbuki, öğle nemâzının ilk sünneti (Müekked)dir. Ya’nî, kuvvetle emr olunmuşdur. Sevâbı dahâ çokdur. Bunda, birinci oturuşda, farzlarda olduğu gibi, yalnız ettehıyyâtü okunup, sonra üçüncü rek’at için, hemen ayağa kalkılır. Kalkınca, önce Besmele çekip, doğruca Fâtiha okunur. Birinci rek’at, nemâza durunca, diğer rek’atler ayağa kalkınca başlar ve tekrâr ayağa kalkıncaya kadar devâm eder. Son rek’at ise, selâm verinciye kadar devâm eder. İki rek’atden az nemâz olmaz. Akşamın farzı ile vitrden başka, her nemâz, çift rek’atlidir. İkinci secdeden sonra, çift rek’atlerde oturulur.
Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye | Sayfa : 121 - 122
Her müslimânın, otuzüç farzı bilmesi lâzımdır. Otuzüç farz şunlardır: Îmânın şartı : ALTI (6) İslâmın şartı : BEŞ (5) Nemâzın farzı : ONİKİ (12) Abdestin farzı : DÖRT (4) Guslün farzı : ÜÇ (3) Teyemmümüm farzı : ÜÇ (3) Teyemmümün farzına iki diyenler de vardır. Bu zemân, hepsi otuziki farz olur. Ellidört farz başka olup, (İslâm Ahlâkı) kitâbımızda yazılıdır. Emr-i ma’rûf ve nehy-i münker yapmak ve kötü, çirkin söz söylememek, ellidört farzdadır.
Tam İlmihal Se`âdet-i Ebediyye | Sayfa : 121
From the publisher's feed

7 Listeners