Alman gazetelerinin yorum sütunlarında ele alınan konular arasında darbe girişimi sonrasında Türkiye’de yaşanan gelişmeler bulunuyor.Frankfurter Allgemeine Zeitung'daki yorumda, Türkiye'deki darbe girişimi sonrasında
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın izlediği tutum eleştiriliyor:
"Kim ‘bir ülke ne zaman diktatörlüğe kayar' sorusuna yanıt vermekte tereddüt ederse, o kişinin
işini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kolaylaştırır: Zira Erdoğan, bir toplumun taşıyıcı
anayasal bütün sütunlarını yıkıyor. İktidarın sahibi olarak asker ve polislerin görevden
uzaklaştırılmasını istiyor; hoşlanmadığı yargıçların kitlesel olarak kovuşturulması, kuvvetler ayrılığı
ilkesini önemsemediğini ortaya koyuyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nda binlerce kamu personelinin
görevden uzaklaştırılması, bin 500'den fazla dekanın istifa talebi ile süsleniyor. Zaman içinde
totaliter isteklerini gerçekleştiren bir çok diğer diktatör gibi Erdoğan da bilimin özgürlüğü
düşüncesinden uzak."
Frankfurt Oder'de yayımlanan Märkische Oderzeitung'da da Türkiye'deki darbe girişimi
sonrasında izlenen tutum ele alınıyor:
"Entelektüel açıdan seçkin kişilerin hapse atılması veya susturulmasının sonu hiç iyi olmaz. Tarihte
bunun çok sayıda örneği var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sergilediği paranoya ise
kötü şeyler yaşanabileceği endişesi yaratıyor. Erdoğan, laf cambazlığı ile düşman yaratmakta bir
usta. Düşman yaratılması sonucunda ise ne yazık ki görüş alanı daralıyor. Ve serbest konuşma ve
özgürce düşünme yasağı demokrasinin zehirleri arasında yer alıyor. Ancak Erdoğan demokrasiyi
hiçbir zaman pek önemsemedi."
Braunschweiger Zeitung'daki yorumda ise Türkiye ile Avrupa'nın giderek birbirinden
uzaklaştığına dikkat çekiliyor:
"Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da şeffaf bir
lider değil. Ama zaten Türkiye ile Avrupa birbirinden giderek uzaklaşıyor. Türkler için sonuçta iç
politikaya ilişkin hedefler dış politikadan daha büyük önem taşıyor. Türk halkı da zor ilerleyen
Avrupa Birliği üyelik müzakareleriyle birlikte artık uyandı. 2005 yılından beri müzakerelerdeki 33
başlıktan sadece bir tanesi kapatıldı. Türkiye'yi üyelik müzakerelerini sona erdirmekle tehdit etmek
yanlış bir yöntem. Erdoğan'ın yeniden olması gereken çizgiyi izlemesi için Türkiye'ye ekonomik
yaptırımlar uygulamak çok daha iyi bir baskı aracı olur. Turizme önemli ölçüde bağlı olan Türk
ekonomisi, yaşanan terör saldırılarının ardından zayıfladı. Türkiye'nin sadece Almanya ile 2015
yılındaki ticaret hacmi 37 milyar euroya ulaşıyor. Batı yaşanan gelişmeleri artık görmezden
gelmemeli ve tavrını ortaya koymalı."
Magdeburg'da yayımlanan Volkstimme gazetesinde ise Türkiye'deki gelişmeler şu sözlerle
yorumlanıyor:
"Türkiye ile vize serbestliği sağlanamayacak. Çünkü şimdi Brüksel değil, Erdoğan yönetimi
bunu
bloke ediyor. Üniversite ve yüksekokulları Gülen yanlılarından temizleme kapsamında
akademisyenlerin yurtdışına çıkışı yasaklandı. Resmi olarak böyle söylense de, aslında yapılmak
istenen eğitim kurumlarındaki muhalifleri ayıklamak. Verilen talimatlar sonucunda onbinlerce
hâkim ve savcı, asker ve idari personel görevden uzaklaştırıldı, gözaltına alındı. Türkiye'de korku
havası hâkim, insanlar hem malı hem canı için korkuyor. Bu nedenle de getirilen yasaklara
rağmen, Türkiye'den bir göç dalgası yaşanmasından endişe edilebilir. Tehdit altındaki aydınlar,
kovuşturmaya uğrayan Kürtler ve daha birçok kişi, Avrupa'ya gelmeye çalışabilir. Bunun
yaşanmaması için Avrupa Birliği ülkelerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın etkilenmesi
yönünde her yolu denemesi gerekiyor. Tabii hâlâ mümkün olduğu sürece."
© Deutsche Welle Türkçe
Derleyen: Jülide Danışman
LINK: http://www.dw.de/dw/article/0,,19415495,00.html